UYANAN ANNELER AĞRIYA DAHA HASSAS
Bölünen uyku sırtı vuruyor
Bebek ağlaması gibi nedenlerle sık sık uyanan annelerin vücutları, ağrı sinyallerini engelleyemiyor. Bu da sırt ağrısı ve mide kramplarına yol açıyor
NEW YORK AA
ABD’de yapılan bir araştırma, ağlayan bir bebek ya da başka bir nedenden ötürü sürekli uykuları bölünen kişilerin, ağrıya karşı daha hassaslaştıklarını ve daha çok ağrı şikâyetinde bulunduklarını ortaya çıkardı.
3 geceden sonra ağrı!
ABD’de bir uyku laboratuvarında 32 sağlıklı genç kadın üzerinde yürütülen araştırmada, üç gece boyunca sürekli olarak uykuları bölünenlerin ağrı algılarındaki değişiklik gözlendi. Bu kişilerin vücutlarının ağrı sinyallerini engelleme yetisinin azaldığı ve kadınların grup olarak sırt ağrısı ve mide krampları gibi ağrılardan daha fazla şikâyet ettikleri belirtildi.
Sonuçları ABD’de yayımlanan Sleep dergisinde yer alan araştırmanın yazarı Johns Hopkins Üniversitesi’nden uzmanlar, uykunun bölünmesinin vücudun ağrı algısının düzenlenmesine yardımcı olan bölümünü etkileyerek ağrının daha fazla hissedilmesine katkıda bulunabileceğini söyledi.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
__________________
Küresel ısınma sağlığı nasıl etkiler?
Sıcaklığın artmasıyla uykusuz kalan insanlarda huzursuzluk ve depresyon ortaya çıkabiliyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Günhan Erdem, küresel ısınmanın insan sağlığına olumsuz etkiler yapabileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Erdem, küresel ısınmanın etkisiyle yaz aylarında beklenen yüksek sıcaklığın, hayvanlar ile insanların davranış değişikliğine neden olabileceğine dikkati çekti.
Sıcaklığın artmasıyla uykusuz kalan insanlarda huzursuzluk ve depresyonun ortaya çıkabileceğini vurgulayan Erdem, “Huzursuzluk ve depresif yansımalar vücudun bağışıklık sisteminde bozulmalara neden olur” dedi.
Erdem, sıcaklık düzey ve döneminin uzamasına bağlı olarak ekolojik şartların da değişeceğini, bakterilerin üreme, yaşama ve daha geniş alanlara yayılabilecekleri uyarısında bulundu.
“Tehlikeli hastalıklara dikkat”
Küresel ısınma nedeniyle tatlı su kaynaklarının azalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildiren Erdem, bu durumun geniş çaplı enfeksiyonların ortaya çıkmasına neden olacağını söyledi.
Enfeksiyonların genişlemesi ile sürelerinin uzamasının enfeksiyon etkeni bakteri ve virüslerin ilaçlara olan direnç mekanizmalarını değiştirebileceğini ifade eden Erdem, “Kullanılan antibiyotikler belki etkisiz kalabilir. Küresel ısınmanın sonuçları çok daha tehlikeli boyutlara ulaşabilir” diye konuştu.
Prof. Dr. Erdem, bu nedenle yeni antibiyotik bulma arayışının ortaya çıkabileceğine, ısınmanın etkisiyle çevre kirliliğinin şimdikinden daha fazla artabileceğini, bunun da kolera ve tifo gibi hastalıkların nedeni olabileceği uyarısında bulundu.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
(Arife Yıldız Ünal haberi)
__________________
İngiliz bilim adamları, uyumadan hemen önce yapılan cep telefonu konuşmasının, beyni etkileyen sinyaller nedeniyle rüya görme riskini(?) iki kat artırdığını ortaya çıkardı.
Loughborough Üniversitesi Uyku Araştırmaları Merkezi’nin İngiliz The Telegraph gazetesinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, cep telefonundan yayılan güçlü sinyaller, konuşmadan saatler geçmesine rağmen uyku sırasındaki beyin aktivitelerini etkileyip değiştiriyor. Uykudan önceki konuşmanın beyin aktivitelerini önemli ölçüde etkilediğini kaydeden Profesör James Horne, “Cep telefonuyla konuştuktan sonra insanların uykuya dalması daha uzun sürüyor. Kahve, nasıl beyni uyumama yönünde uyarıyorsa, cep telefonu sinyalleri de benzer bir etkiye sahip.” dedi. Araştırmaya katılan 10 gönüllü yarım saat boyunca cep telefonuyla konuştu. Güçlü sinyaller sebebiyle gönüllü kişiler normal uyuma düzenlerinden ortalama 25 dakika geç uykuya daldılar. Londra, Cihan
Zaman Gazetesi
Düzensiz uyku hem kadın hem de erkekte cinsel isteği azaltıyor.Uzmanlar ‘cinsel mutluluk için uyku şart’diyor
Cinsel işlev bozukluklarına en çok uyku apne sendromunda rastlanır. Uyku apne sendromu olan kişilerde genellikle zaten bir cinsel isteksizlik ve cinsel fonksiyon bozukluğu görülür.
Uykusuzluğun cinsel fonksiyonlara etkileri hakkında bilgiler veren Anadolu Sağlık Merkezi’nden Nörolog Dr.Vedat Sözmen, “Mesela birine uyku apne sendromu teşhisi konulurken ‘Horlama var mı, uyku sırasında nefes durması var mı, gece terlemeleri oluyor mu?’ gibi bazı klasik sorular sorarız. Bu soruların yanı sıra kişiye ‘Cinsel fonksiyonlarda bir azalma var mı?’ sorusunu da yöneltiyoruz. Bunların hepsi tabii ki uyku apnesi sendromuna işaret etmez ama bunlarla beraber cinsel fonksiyonlarda da bir bozukluk olduğunu söylerse hastayı uyku apne sendromuna daha yakın düşünürüz” diye konuşuyor.
Uyku Apnesi Cinsel İşlevi Nasıl Etkiliyor?
Nörolog Dr.Vedat Sözmen’in verdiği bilgilere göre, uyku apnesi olanlarda genel olarak kandaki oksijen seviyesi düşer ve bu durum kişilerde yağ oranının artmasına neden olur. Kandaki oksijen seviyesinin düşmesi cinsel fonksiyonun yeterince yerine getirilememesine neden olur. Bir de yine aynı şekilde uyku bozuklukları, gün içinde halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluk yaptığı için kişi akşam eve geldiğinde zaten halsiz ve uykulu oluyor. Onun için doğrudan uyumak istiyor, bu da cinsel isteksizliğe neden oluyor. Ayrıca o uykusu da sağlıklı olmadığı için bir işe yaramıyor bu uyku. Yapılan araştırmalar uyku apne sendromu olan bireylerdeki cinsel sorunların dolaşımdaki testosteron miktarının azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Uyku apne bozukluğuna bağlı sertleşme bozukluğu olan hastalarda apnenin cerrahi veya CPAP ile tedavisinden sonra büyük olasılıkla testesteron düzeylerinin de normale gelmesine bağlı olarak sertleşme bozukluğunda düzelme saptanmıştır. Bilindiği gibi testosteron erkek ve kadında cinsel dürtü ile ilişkili bir hormondur ve kandaki düzeyi stresten, uyku ve duygudurumdaki değişikliklerden etkilenir. Cinsel sorunlara neden olan tıbbi bir neden saptandığında, psikolojik nedenler varolan cinsel sorunu olumsuz etkileyeceği için bu hastaların psikiyatrik açıdan da desteklenmesi tedaviyi olumlu etkiler.
Uyku sırasında vücudun salgıladığı hormonların uykusuzluk sırasında salgılanamamasının cinsel fonksiyonlara etkisi konusunda ise net bir bilgi yok. Ancak uykusuzluk halinde stres hormonlarından kortizol salınımının arttığını ve testesteron salınımının azaldığı, bu hormonların düzeylerindeki değişikliklerin cinsel istekte azalmaya neden olduğunu gösteren araştırmalar var.
Erkekler mi Kadınlar mı Daha Fazla Etkileniyor?
Uykusuzluk, hem kadını hem de erkeği cinsel yönden etkiliyor. Ancak, erkekler muayene sırasında cinsel isteksizliklerini kadınlara göre daha çok dile getiriyorlar ve yardım arayışına giriyorlar. Cinsel isteksizlik ve uyarılma sorunları olan kadınlar cinsel ilişkiye aktif olarak katılabilir, ancak erkekte sertleşme problemi cinsel ilişkiyi imkansız ve doyumsuz kılar. Bu nedenle, kadınlar genellikle bunu bir sorun olarak dile getirmezler.
Çalışma Saatleri de Sorunlara Neden Olabiliyor
Vardiyalı çalışanların, çalışma saatleri dolayısıyla uyku saatlerinin sürekli değişmesi nedeniyle uyku düzenlerinde sürekli kayma oluyor. Teorik olarak bir vardiya saatinin en geç bir hafta içinde değiştirilmesi gerekiyor. Eğer bir haftayı geçerse kişinin biyolojik ritmi etkileniyor. Yani aslında çalışanın o vardiya saatlerine uyum sağlamaması gerekiyor. Böyle çalışan insanlar, bazen gündüz uyudukları için cinsel fonksiyon bozuklukları da ortaya çıkabiliyor. Çünkü gündüz uykusunun kalitesi gece uykusuyla bir olmuyor. Ne kadar perdeler kapatılsa, güneş ışığı engellense de gece karanlığındaki ve sessizliğindeki gibi kaliteli bir uyku ortamı olmuyor. Vardiya sisteminde çalışanlarda genel olarak yaşam kalitesinde düşme olduğundan bu hem uykuyu hem de cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilir.
Yaş İlerledikçe…
Yaş ilerledikçe zaten uyku bozuklukları, özellikle uyku-apne sendromu, daha fazla ortaya çıkıyor. Çünkü bu dönemde hayat biraz daha hareketsizleşiyor, insan daha az yoruluyor, buna paralel olarak da uyku saatleri kaymaya başlıyor. Yaşla birlikte, şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve kullanılan ilaçlar gibi diğer tibbi nedenlerle cinsel fonksiyonlarda ister istemez azalma oluyor. Bu ikisi birleştiğinde cinsel performansı tabii ki olumsuz etkiliyor.
Fazla Uyumanın Cinsel Fonksiyonlara Etkisi Var mı?
Fazla uyumanın cinsel fonksiyona direkt bir etkisi olmaz. Ama fazla uyuma şöyle bir sorun yaratabilir. Fazla uyuyunca vücut kortizolu çok fazla salgılıyor, kortizol salgısı artınca da kilo artışı oluyor. Bu nedenle vücut hantallaşıyor ve hareketler zorlaşıyor. Bu da her türlü fiziksel ve zihinsel fonksiyon gibi cinsel fonksiyonları da olumsuz yönde etkiliyor.
Cinsel Fonksiyon İçin “Uyku Testi”
Öte yandan, cinsel işlev bozukluklarını belirlemek için kişiye uyku testi de yapılıyor. Uyku testi sayesinde hastanın cinsel probleminin psikolojik mi yoksa organik mi olduğu kesin olarak anlaşılabiliyor. Psikiyatrist ve ürologlar bazen bunu ayırt edemediklerinde nokturnal penil tümesans testi yapılmasını isteyebiliyor.
Bu testte, uyku testinde kullanılan bütün EEG ve kalp elektrotlarının yanı sıra hastanın cinsel organının üstüne de halka şeklinde bir elektrot takılıyor. Psikolojik nedenlerle iktidarsızlık yaşayan kişiler genellikle sabaha karşı, uykunun REM dönemi denilen rüyaların en çok görüldüğü periyodunda ereksiyon haline geçiyor. Bu test uygulandığında, eğer uykuda ereksiyon oluyorsa kişide organik bir sorun olmadığı, sorunun psikolojik olduğu anlaşılıyor. Ancak erkek o sırada ereksiyon olamıyorsa sorunun organik olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Bu test yüzde 100’e yakın bir sonuç veriyor.
Testin Uygulaması ve Önemi…
Uyku testinin çok zor bir test olmadığını ama hastalara söylediklerinde genelde bunun pek hoşlarına gitmediğini söyleyen Nörolog Dr.Vedat Sözmen, “Çünkü erkekler cinsel organlarına bir elektrot takılmasından hoşlanmıyorlar. Ama aslında uyku testi cinsel işlev bozukluklarının tespit edilmesinde önemli bir rol oynuyor” diyor.
Erkeklerin bu testi yaptırmasıyla öncelikle tanı konduğunu belirten Nörolog Dr.Vedat Sözmen, “Sertleşme sorunun temelinde psikolojik nedenler yatıyorsa bu ortaya çıkar ve bu tanıya yönelik tedavi uygulanır. Eğer sorun psikolojikse mutluluk çubuğu, ilaç gibi tedavi yöntemleri yerine terapiye yönelinir. Ama tabii bu da tedavinin kolaylaşacağı anlamına gelmiyor” şeklinde konuşuyor.
Uzman Önerileri…
Nörolog Dr. Vedat Sözmen, bu konuda erkeklere şu önerilerde bulunuyor:
“Uykularını düzenli bir şekilde alsınlar. Ellerinden geldiğince aynı saatte uyuyup aynı saatte kalksınlar, uyku süresine olduğu kadar uyudukları saatlere de dikkat etsinler, yatak odasını kitap okumak, TV seyretmek, yemek yemek gibi başka amaçlar için kullanmasınlar. Kısacası uyku hijyenine dikkat etsinler. Çünkü uyku hijyeni ne kadar iyi olursa cinsel fonksiyonlar da o kadar iyi olur.”
Kaynak: Vatan Gazetesi
Stres ve yanlış beslenme dışında aşırı uykusuzluğun da kalbi zorladığı ortaya çıktı. Pensilvanya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan çalışma; bu konuda iddiaları bulunan bilim adamlarını destekledi.
Çalışma sonucunda uykusuz bırakılan 32 denekte kalp hızı değişkenliğinin azaldığı görüldü. Kalp hızı değişkenliğinin azalması, daha önce yapılan pek çok çalışmada kardiyovasküler hastalık riskinin artmasıyla ilişkili bulunmuştu.
Araştırmacılar; bu son çalışmadan sonra kalp krizi riskini azaltmak için yapabileceğiniz diyet ve egzersiz gibi temel tedbirlerin yanına, düzenli uyumanın da eklenebileceğini belirtiyor. Koroner arter hastalıklı insanlarda uykusuzluk şikayetinin sık görüldüğünü belirten araştırmacılar, bunun hastalığa katkıda bulunan bir durum mu olduğu yoksa sonradan mı geliştiği konusunda ise henüz bir veri bulunmadığını söyledi.
02.08.2007 / haberhavadis
__________________
Geceleyin uykuya dalmanız 30 dakikadan fazla süreyi alıyor mu? Sık sık uyanıyor ve tekrar uyumakta zorlanıyor musunuz? Sabahları kendinizi miskin, bitkin ve tembel hissediyor musunuz? Gündüzleri özellikle monoton durumlarda uykulu musunuz? Bu sorulardan herhangi birine evet diyorsanız, çok ciddi bir şekilde uykuya ihtiyacınız var demektir. 1000 kişi üzerinde yapılan araştırmada her 3 yetişkinden birinde uyuyamama problemi bulunmuştur. Doğru şekilde istirahat etmenin önemini çok az kişi bildiğinden pek çoğu uykusuzluğa çare aramamaktadır.
UYKUYA NEDEN İHTİYACIMIZ VAR?
Uyku, gündelik uğraşlarla dolu yaşantımızda bir ara verme değil, bedensel ve ruhsal sağlığımızın esasıdır. Yeterli uyku, bedensel olarak hastalıklardan ve incinmelerden kurtulmamıza yardımcı olur. Kronik uykusuzluk hastalığı olanlarında diğerleri gibi psikiyatrik problemler oluşturduğu ve sağlık hizmetlerine başvurdukları tesbit edilmiştir. Hatta seyrek uykusuzluğun bile strese ve işte verimsizliğe neden olduğu görülür. Uykusuzluk trafikte de çok tehlikelidir ve öldürücü kazalara sebep olmaktadır.
NE KADAR UYKU YETERLİDİR?
Uyku gereksinmesi değişiktir. Genellikle sağlıklı yetişkinler için gece uykusu 7-9 saattir. Bazılarına ise 5-6 saat gözünü kapatmak yeterlidir. Yerleşmiş ortak düşüncenin aksine uyku yaşla değişmemektedir. O halde ölçü ne olur? Kendinizi zinde hisseder hatasız düşünebilir ve gece dışında uyuma ihtiyacınız olmazsanız uykunuz yeterlidir.
10.08.2007 / Sagliktabugun
__________________
1
Otururken veya bir şey okurken uyuya kaldığınız olur mu ?
Hiç olmaz
Çok nadir
Ara Sıra
Çok sık
2
Televizyon seyrederken uyuya kaldığınız oluyor mu ?
Hiç olmaz
Çok nadir
Ara Sıra
Çok sık
3
Toplu olarak oturulan bir mekanda, tiyatro veya konferans gibi bir etkinliği izlerken uyuya kaldığınız oluyor mu ?
Hiç olmaz
Çok nadir
Ara Sıra
Çok sık
4
Otoyol gibi düzgün bir yolda fren yapma gereği olmadan giden bir araçta yolculuk yaparken bir saat kadar sonra uyuya kaldığınız olur mu?
Hiç olmaz
Çok nadir
Ara Sıra
Çok sık
5
Öğleden sonra dinlenmek için uzandığınızda uyuya kaldığınız oluyor mu?
Hiç olmaz
Çok nadir
Ara Sıra
Çok sık
6
Bir sohbet ortamında otururken uyuya kaldığınız olur mu?
Hiç olmaz
Çok nadir
Ara Sıra
Çok sık
7
Alkol alınmamış bir öğle yemeği sonrasında otururken uyuya kaldığınız olur mu ?
Hiç olmaz
Çok nadir
Ara Sıra
Çok sık
8
Sıkışmış durmuş bir trafikte araç içinde beklerken uyukladığınız olur mu?
Hiç olmaz
Çok nadir
Ara Sıra
Çok sık
Tüm bunların dışında horluyorsanız, uykunuzdan şikayetiniz varsa, rahat uyuyamıyorsanız, uykuda solunumunuz duruyorsa, yorgun kalkıyorsanız, çevrenizi rahatsız ediyorsanız uyku merkezine başvurun
0
Hiç olmaz
1
Çok nadir
2
Ara Sıra
3
Çok sık
Toplam: 10 puan üstü pozitifdir.
www.somnoplus.com.tr
Uykuda yeme bozukluğu gece boyunca anormal yeme ile karakterizedir. Uykuda yeme, gece vakti şiddetli ve kontrolsüz yemeye sevk ettiren bir uyku bozukluğudur. Uykuda yeme tehlikelidir. Uykuda yeme bozukluğu olanlar genellikle şeker ve yağ tüketirler. Butüketim bir müddet sonra anormal kilo artışına neden olabilir.
Uykuda yeme bozukluğu olanlar genellikle uyandıklarında ne yaptıklarını hatırlamazlar. Bazı hastalar ise ne yaptıklarını hatırlarlar ve tekrarını engellemeye çalışırlar fakat bu önleyici metodlar genellikle problemi çözmez. Buzdolabını kilitlemek, mutfağa alarm koymak, gece açıkmamak için akşam çok yemek ve evdeki yemek miktarını azaltmak geçiçi çözüm arayışlarından bazılarıdır.
İnsanların %1,5′u uykuda yeme bozukluğundan etkilenmiştir fakat teşhis konulanların sayısı, doktorların hastalıkla ilgili bilgisi arttıkçafazlalaşmıştır.
Kadınları erkeklerden 2 kat daha fazla meyillidir.
Yeme bozukluğu ve obez olan insanlar uykuda yeme bozukluğuna daha yatkınlardır.
SEMPTOMLAR
SEBEPLER
TEDAVİ
bilgileri ve daha fazlası için;
www.somnoplus.com.tr
Horlama ve uyku apnesi olanlarda cinsel yaşam normal insanlara göre daha kötüdür. Eşi horlayan ve apnesi olan 1000′in üzerindeki kadınla yapılan bir araştırmada horlayanların ve apnesi olanların yatak partnerlerinin %81′i uykularından hoşnut olmadıklarını, bu nedenle de gündüzleri yorgun ve keyifsiz hissettiklerini söylemektedirler. Hasta eşlerinin %70′i çözüm olarak başka odada yatmayı tercih ettiklerini ifade etmektedirler, tatilde alınan alkol de bu durumu daha kötü hale sokmaktadır. 50 yaşın üzerinde erkeklerin %50′sinde horlama, %10′unda da uyku apnesi vardır. Yani en iyi ihtimalle bile her 2 çiftten birisi uyku sorunu yaşamaktadır.
Uyku apne sendromu başta olmak üzere bazı uyku hastalıkları erkeklerde iktidarsızlığa neden oluyorken kadınlarda da cinsel istek azalması sık olarak izlenmektedir.
Dahası iyi uyunmamış uyku ertesi gün işte daha az üretkenlik, daha az sağlıklı olma ve yolda daha fazla trafik kazası anlamına gelmektedir.
Horlama ve uyku apne hastalarının bir kısmı hekime cinsel yetersizlik sorununu araştırırken ulaşırlar. Uyku apne sendromu tanı ve tedavisini takiben de cinsel sorunları çoğunlukla ek bir tedavi gerekmeksizin kendiliğinden düzelir.
www.somnoplus.com.tr
Uyku noksanlığı kişilerin yeteneklerine, dikkatlerine ve tavırlarına kadar etki gösterir.
Araştırmalar lise öğrencilerinin yüzde 20′sinin sınıfta uyuya kaldığını ve bir çoğunun da uykusuzluk yüzünden düşük notlar aldığını göstermiştir. Uykusuzluk aynı zamanda gençlerin spora olan kabiliyetlerinde de zayıflamaya neden olmuştur.
Uykusuzluk sonucu oluşan yavaş tepkiler ve dikkatsizlik sadece okul ve spor performanslarına etki etmez. Uykusuzluk reaksiyon ile reflekslerde zayıflamalara da neden olur ve araç süren birçok insanın hayatını tehlikeye atar.
Uykusuzluk ayrıca kendinizi mutsuz ve depresif hissetmeniz gibi duygusal problemlere de neden olur. Uyku, vücut sistemlerini yavaşlatarak ve rahatlatarak, kalktığımızda kendimizi fiziksel olarak daha güçlü hissetmemizi sağlar.
Yeterli Miktarda Uyuduğumu Nasıl Anlayacağım?
Yeterli miktarda uyuduğunuzu düşünseniz bile bazen uyumamış olursunuz. İşte yetersiz uykunun birkaç belirtileri:
Sabahları kalkmada zorluk çekmek
Konsantre bozukluğu
Sınıfta uyuyakalma
Keyifsizlik ve depresif olmak
Nasıl daha fazla uyku alabilirim?
Son zamanlarda aileler ve öğretmenler gençlerin uykularını alabilmeleri için ortaokul ve liselerde derslere geç saatte başlanması önermişlerdir. Bazı okullar bu öneriyi çoktan uygulamaya geçirmişlerdir. Siz, arkadaşlarınız, aileniz ve öğretmenleriniz okulların geç saatte açılması uygulamasını beklerken, aynı zaman da sizin kendi ayarlarınızı ve planlarınızı yapmanız gerekmektedir.
Daha iyi uyumanızı sağlayacak birkaç yardım:
Kendinize düzenli bir yatma saati belirleyin.
Her gece aynı saatte uyumak vücudunuza uyku saatinin geldiği sinyallerini verir. Her gün aynı saatte kalkmak da sizin rahat uyanmanıza yardımcı olur. Bu yüzden hafta sonları için bile programınıza uymaya çalışın. Uyku saatini yarım saatten fazla geciktirmeyin yada 2-3 saat sonra kalkmayın.
Düzenli egzersiz yapın.
Uykudan önce egzersiz yapmamaya çalışın, çünkü vücut ısınızı yükseltip, uyanmanıza sebep olabilir. Uyku uzmanları yatmadan 5-6 saat önce egzersiz yapmanın(öğleden sonra) kişinin uyumasına yardımcı olduğuna inanırlar.
Uyarıcı içeceklerden uzak durun.
Akşam 4’ten sonra kahve ve soda gibi kafein içeren şeylerden uzak durun. Nikotin de bir uyarıcıdır, bu yüzden sigarayı bırakmak daha rahat uyumanızı sağlar. Akşamları alkol almak kişinin yorgun olmasına ve geceleri sık sık uyanmasına neden olur.
Kafanız rahat olsun.
Yatmadan önce şiddet, korku veya aksiyon içeren film ya da dizilerden kaçınmaya çalışın. En ufak bir detay bile beyninizde yer edinip, kalp çarpıntılarına neden olabilir.
Işıkları loş bırakarak rahatlayın.
Işık beyninize kalkma vaktinin geldiği sinyalini verir.Parlak ışıklardan uzak durmak (bilgisayarlar da dahil!) ve dinlendirici, sakin müzikler dinlemek vücudunuzun rahatlamasına neden olur.
Çok fazla şekerleme yapmayın.
Gün içerisindeki 30 dakikadan fazla uykular daha sonra uyumanıza engel olur.
Gece çalışmalarından uzak durun.
Büyük bir test yada iş yapmak için geceyi beklemeyin. Sınav öncesi geceler sakın uykunuzu ihmal etmeyin çünkü uykusuz kalmak çok çalışmaktan kötüdür, ve tüm gün performansınızı etkiler.
Uyumak için uygun bir uyku ortamı yaratın.
Çalışmalar insanların en iyi karanlıkta uyuduklarını göstermiştir. Perdelerinizi kapatın, içeri ışık almayacaklarından emin olun ve eğer soğuksa odanızdaki ısıtıcıları açın(üzerinize pike örtün yada pijamalarınızı giyin)
Gürültüde uykunuzu bölen durumlardan biridir. Genelde sessiz ortamlarda yatmaya çalışın.
Gün ışıklarıyla uyanın. Canlı ışıklar size uyanma vakti olduğunu gösteren bir sinyaldir.
Eğer uykuluysanız, kendinizi iyi hissetmeniz biraz zordur. “Uyku” programınız sizin sağlıklı ve canlı kalmanıza yardımcı olur.
www.somnoplus.com.tr