ALERJİSİ OLANLAR BAHAR AYLARINDA DİKKATLİ OLMALI
Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Şefi Prof. Dr. Levent Tabak özellikle ilkbahar aylarında artan polenler nedeni ile alerjik astım hastalarını dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Prof. Dr. Levent Tabak ayrıca saman nezlesi olarak bilinen alerjik rinitin soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğini hatırlatıyor.
Yaz nezlesi deyip geçmeyin!
Saman nezlesi bahar alerjisi ya da yaz gribi olarak isimlendirilen alerjik rinit; kişilerin duyarlı oldukları alerjenler ile teması sonrası ortaya çıkan ve çok sayıda kişiyi etkileyen bir hastalıktır. Ağırlıklı olarak burun iltihabı belirtilerinin bulunduğu hastaların önemli bir kısmında; alerjik astım konjonktivit ve deri hastalıkları da görülmektedir. Alerjik rinitin başlıca belirtileri; burunda kaşıntı tıkanıklık akıntı hapşırma kuru öksürük ve boğaz kaşıntısıdır.
Başta polenler olmak üzere; küf mantarları çeşitli gıdalar (yumurta çilek balık… vb.) ev tozu kedi ve köpek gibi hayvan tüyleri ve çeşitli kimyasallar da hastalığa neden olabilmektedir. Alerjik riniti olan kişilerde; sinüzit kulak hastalıkları ve geniz eti gelişimi de sıklıkla görülmektedir.
Alerjik astımın tanısını koymak testler ile artık çok kolay!
Alerjik astım genetik olarak alerjiye yatkın olan kişilerin belirli bir süre boyunca duyarlı oldukları alerjene maruz kalmaları sonucunda gelişebilmektedir. Alerjik astım; hava yollarının mikrobik olmayan iltihabına bağlı gelişen bronş aşırı duyarlılığıdır. Bu kişiler duyarlı oldukları alerjenler ile temas etmeleri sonucunda; kuru öksürük nefes darlığı hırıltı hışıltı ve göğüste sıkışıklık hissi gibi şikâyetler duyabilmektedir. Bu şikâyetler tekrarlayan nöbetler halinde seyretmekte; şikayetler geceleri ve sabaha karşı artmakta; alerjenden uzaklaşma ya da ilaç kullanımı sonrasında azalmakta ve hatta tamamen kaybolabilmektedir. Alerjik astım bazı hastalarda yılın belli aylarında daha fazla görülmektedir.
Alerjik astımlı hastalarda en sık rastlanılan alerjiler; ev tozu (akar) ağaç ve çimen poleni kedi-köpek tüyü hamam böceği ve küf mantarı alerjileridir. Alerjik astımlı hastalarda çoğu kez tanı iyi bir hikâye alınması ile konulabilmektedir. Kesin tanı konulabilmesi için kişinin alerjen ile karşılaşması sonrasında şikâyetlerin başlaması ve muayene bulgularının ortaya çıkması; alerjenden uzaklaşması sonrasında ise şikâyetlerin azalıp kaybolması gerekmektedir. Muayene sırasında tanı solunum fonksiyon ve çeşitli laboratuvar testleri ile konulabilmektedir.
Polenlerden korunmak için uygulanabilecek yöntemler:
Doktorunuza danışarak uygun bir yöntem ile hangi polenin bünyenizde alerjiye yol açtığını belirleyin. Her bitki yılın belli bir döneminde polen ürettiği için alerjik olduğunuz polene göre önceden koruyucu tedaviye başlayarak hazırlık yapabilirsiniz.
Polen sayısının ılık kuru ve güneşli günlerde artması; sabahları erken saatlerde ve yağmur sonrasında azalması nedeni ile özellikle polen miktarının fazla olduğu saatlerde açık alanlarda olabildiğince az sürelerde kalınmalıdır. Çim polenine alerjisi olanlar bahçe çimlerini kendileri biçmemelidir.
Polenler ile kaplanma sonucu iç mekânlarda alerjiye neden olma riskine karşı; giysiler ve çamaşırlar yazın açık havada kurutulmamalıdır. Polen mevsiminde pencereler kapalı tutulmalıdır.
Eğer mümkün ise polen mevsiminde tatile çıkılmalı ve şikâyetleri tetikleyen polenlerin bulunmadığı kıyıdaki esintiler vasıtası ile polen sayısının nispeten daha az olduğu deniz kıyısında yer alan bölgelere seyahat edilmelidir.
Otomobil alma ya da değiştirme ihtiyacı gündeme geldiğinde; polen yakalayıcı hava filtreleri olan otomobiller tercih edilmelidir. Otomobillerinde polen filtresi olan kişiler de otomobillerinin bakımları esnasında polen filtrelerinin değiştirilmesine özen göstermelidir.
Alerjisi olduğu halde çiçek yetiştirmekten vazgeçmek istemeyenler böcekler vasıtası ile döllenen renkli süs bitkilerini; örneğin gülü tercih etmelidir. Bu tarz çiçeklerin polenleri hava ile taşınamayacak kadar ağır olduğu için semptomlara yol açma olasılıkları daha düşüktür.
Mesleğe bağlı gelişen astımın saptanabilmesi için solunum testleri çok önemli!
Spirometri cihazı ile solunum fonksiyonlarını ölçerek çeşitli akciğer hastalıklarına tanı koymak mümkündür. Nefes darlığı öksürük ve göğüste sıkışıklık hissi olan hastalarda bu şikâyetlerin öncelikle akciğer hastalığına bağlı olup olmadığı ölçülmelidir. Solunum fonksiyon testleri ile bu şikâyetlerin akciğer hastalığına bağlı olup olmadığı büyük ölçüde anlaşılabilmektedir.
Solunum fonksiyon testleri ile önce hastanın akciğer fonksiyonları değerlendirilmekte; çıkan sonuca göre ilaç tedavisi uygulanmakta ve yeniden uygulanan solunum fonksiyon testlerinde düzelme gösterilmesi ile tanı konulabilmektedir. Solunum fonksiyonları normal olan kişilerde de bronş provokasyon testi ile yine astım hastalığı olup olmadığı belirlenebilmektedir.
Solunum ya da temas yoluyla kişinin maruz kaldığı çeşitli maddelere karşı bağışıklık sisteminin aslında bu maddeler zararlı olmadıkları halde verdiği reaksiyon aşırı duyarlılık yada Alerji olarak tanımlanır.
Bağışıklık sistemi yabancı bir maddeyle ilk kez karşılaştığında bu “yabancı maddeye” karşı bir antikor geliştirir ve savunmaya geçer. Bu maddelerle ileride tekrar karşılaştığında daha önce geliştirmiş olduğu bu antikorlar yeniden devreye girer. Bu nedenle örneğin polenlere karşı alerjisi olan biri her polen mevsiminde alerji riski ile karşı karşı kalır.
Alerji Belirtileri etkilenen organa ve şiddetine göre çok çeşitli olmakla birlikte genel olarak kaşıntı döküntü hapşırma burun akıntısı öksürük hırıltı nefes darlığı gözlerde yanma dudaklarda şişme olarak sayılabilir.
En sık görülen alerji türleri; Saman Nezlesi Göz Nezlesi Astım Egzema ve Kurdeşen’dir.
Alerji Nedenleri? Alerjiye neden olan pek çok faktör vardır. Özellikle kalıtımın önemi büyüktür. Bunun yanında alerjinin başlıca nedenleri polenler evdeki tozlar (akarlar) kedi-köpek gibi hayvanların tüyleri ve küf mantarlarıdır. Ayrıca sigara dumanı katkı maddeli gıdalar deterjan ve parfüm kokusu hava kirliliği de alerji şikayetlerini tetikleyebilmektedir.
Alerji Tedavisi için ilk yapılması gereken alerjiye neden olan etkenin bulunup kişiden uzaklaştırılmasının sağlanmalıdır. Alerjinin şiddetine göre ilaç ve aşı tedavisi de kullanılabilir.
Alerjiden Korunmak için alerjisi olan kişinin alerjinin çeşidine göre alerjiye neden olan kedi-köpek gibi hayvanları ev içinde beslememesi gerekir. Evdeki yatak çarşaf nevresim gibi ev eşyaları içinde akar barındırdığı için sık sık yıkanmalı ve ev havalandırılmadır. Polene alejisi olan kişilerin polen mevsimi olan bahar aylarında mümkün olduğunca çiçek ve ağaç olan yerlerde maskesiz dolaşmaması yararlı olacaktır. Ayrıca stres de bağışıklık sistemini etkilediği için stresten de uzak kalmaya çalışılmalıdır.
Kaşınmak beyindeki “nahoş duygular ve anılarla ilgili bölgeleri” geçici bir süre etkisiz duruma getiriyor.
Kaşınmak beyindeki “nahoş duygular ve anılarla ilgili bölgeleri” geçici bir süre etkisiz duruma getiriyor. Kaşıma işleminin yoğunlaşması beynin bu bölgelerindeki faaliyetini iyice düşürüyor.
Kaşınmak etkisiz kılıyor
Kuzey Carolina’daki Wake Forest Üniversitesi’nden Dr. Gil Yosipovitch ve ekibi kaşınmanın beyindeki “nahoş duygular ve anılarla ilgili bölgeleri” geçici bir süre etkisiz duruma getirdiğini belirledi.
POLENLER (çiçek tozları)
Polenler; 5-40 mikron çapında tohumlu bitkilerde erkek organların başçıklarında bulunan ve daha sonra dağılan erkek döl hücreleridir. Bunlar bitkilerin döllenmesini sağlarlar. Polenler çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktür. Polen taneciklerinin bir kısmı rüzgar yolu ile dağılır ve çok geniş alana kilometrelerce uzaklara yayılırlar ve en çok allerji yapanlar bu grup rüzgarla taşınanlardır. Diğer grup daha büyük polenler parlak renkli güzel kokulu çiçeklerce üretilir ve böceklerle taşınırlar daha az allerjeniktirler.
Böceklerle taşınan polenler daha ağırdır ve havada asılı bulunmadıkları için pek allerjiye neden olmazlar. Polen allerjisi denince evde büyütülen salon bitkileri allerji yapar mı sorusu akla gelir. Oysa bu tür bitkilerin polenleri genellikle böcekler ile taşındığından ağır ve yapışkandırlar ve havada yaygın bulunmazlar pek de allerjik değildirler.
Polenler genel olarak günün erken saatlerinde atmosfere yayılırlar. Yağmur polen sayısını artırır sis ise havadaki polenlerin yayılmasını önler.
a) Yabani ot polenleri- Temmuz- Ekim arası yaz sonu – sonbaharda etkilidir. Ülkemizde yavşan sinir otu soda otu kuzu kulağı dikçam otu akkaz ayağı
Çayır polenleri-Mayıs-Temmuz arası yaz aylarında etkilidir. Ülkemizde ayrık otu kedi kuyruğu delice otu domuz ayrığı ve yumak otudur.
c) Ağaç polenleri- Ocak-Mayıs arası en çok da ilkbaharda etkilidir. Kızılmeşe fındık zeytin ıhlamur aksöğüt bazı çınar türleri kavak ve bazı çam türleridir.
ÇAPRAZ REAKSİYONLARA DİKKAT
Aynı aileden olan bitki türlerinin polenlerinin yapısı birbirlerine benzediği için allerjik bir kişide aynı aileden pek çok bitkiye birden allerji saptanır. Buna çapraz reaksiyon denir. Meselâ huş ağacı polenlerine allerjsi olanların fındık ve kızılağaç polenlerine de allerjik olmaları mümkündür. Çapraz reaksiyonlara polenlerle meyveler arasında da rastlanır. Meselâ huş ağacı polenlerine allerjik olanların yarısında elma ve fındığa karşı da allerji vardır çünkü huş ağacı polenindeki proteinlerle elma ve fındıktaki proteinler birbirlerine çok benzerler.
İyi bilinen çapraz allerjiler:
- Huş ağacı ,fındık ,kızılağaç: Elma ,armut, kiraz ,erik ,şeftali kayısı, fındık ,badem…
- Tüm çayır türleri çavdar: Tahıl unları soya fasulye mercimekbezelye yer fıstığı…
- Misk otu ,kasımpatı ,papatya ,hindiba: Kereviz, havuç ,rezene anason ,maydanoz ,kimyon ,dereotu ,ay çekirdeği ,yeşil ve karabiber domates…
Dr.Sevin Karalar
BELİRTİLER
* Tıkalı ve akan burun;
* Sık sık aksırma;
■k Gözlerin bumun damağın veya boğazın kaşınması;
* Öksürük;
* Hırıltı.
Bütün saman nezlesi (alerjik rinit) vakalarını polenler meydana getirmez. Nefesle alınan küf hayvan tüyü ve ev tozunda yaşayan miroskopik akarlar gibi allerjenlere karşı duyarlılık nedeni ile belirtileri saman nezlesinin aynı olan tepkiler oluşabilir.
Bazı kişiler boş bir odaya girdikleri zaman alerji krizi durumu gösterirler. Bazılarının bütün yıl boyunca rastgele zamanlarda burun alerjisi belirtileri gös-
terdikleri kendileri tarafından ifade edilmiştir. Daha da başkaları bu belirtileri mevsimlik olarak gösterirler. Bütün bu kişiler hava ile taşınan ve bilinen polen olmayan diğer alerjenlere tepki gösteriyer olabilirler.
‘ Teşhis. Çoğu kişiler için küf toz veya hayvanlara karşı alerji esas itibari ile rahatsız bir durumdur. Yılda sadece birkaç hafta sürdüğü zaman önemsen-
65
Gıda allerjisine 3 yaşından küçüklerde %8 erişkinlerde ise %2 sıklığında rastlanır. Gıda allerjisinden sorumlu birkaç özel gıda vardır: çocuklarda süt yumurta yer fıstığı balık ve fındık; erişkinlerde ise yer fıstığı fındık balık ve kabuklu deniz hayvanları gibi. Gıda ile ortaya çıkan allerjilerde deri mide barsak sistemi ve solunum sistemi bulguları ortaya çıkabilir; bunlar allerji ile ilgili antikor olan IgE aracılığı olabildiği gibi IgE’ den bağımsız da oluşabilirler.
Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamakta ileride oluşabilecek gıda alerjilerinden korumasında bir yoldur. Eğer çocuğunuzuGıda allerjileri genellikle çocukluk çağında görülmeye başlanan bir rahatsızlıktır burunda tıkanıklık deri döküntüleri bulantı kusma karın ağrısı kızarıklık ishal nefes darlığı öksürük genel halsizliğe neden olabilir. Besinin alınmasından sonra 1–2 saat içinde vücut çocuğun besini ne kadar tükettiğine ve alerji seviyesine bağlı olarak hafif veya şiddetli olarak reaksiyon gösterebilir.
Görülme sıklığı çocuklarda %2 erişkinlerde %15–2 arasındadır. Anne ya da babadan birinin yada ikisinin de alerjik vücut yapısına sahip olması çocukta alerji gelişme riskini artırmaktadır. Gıda alerjilerinin bir kısmı yaşla kaybolurken bazen yaşam boyu beslenmelerine dikkat etmeleri gerekebilir.
Alerjiye en sık neden olan besinler; süt yumurta yer fıstığı mısır soya muz çilek buğday fındık ceviz balık ve kabuklu deniz ürünleridir.
Alerjiyi tanımlamak özellikle çocuklarda kolay olmamaktadır deri testleri veya eliminasyon diyeti yani alerjiye neden olabileceği düşünülen yiyeceklerin diyetten çıkarılması ve zamanla tekrar diyetlerine eklenerek vücudun tepki verip vermediğinin kontrol edilmesi gerekebilir. Böylelikle çocuğun hangi besine karşı alerjisi olduğu tespit edilir.
Alerjiyi ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi yoktur fakat alerjik hastaların bir kısmı özellikle süt ve yumurta alerjisinde 3 yaşından sonra alerji yapan gıdaları tüketebilir hale gelebilmektedirler. Gıda alerjisinin tedavisinde amaç etken besinin diyetten uzaklaştırılmasıdır. Bu durum çocuklarda bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin görülmesini tetikleyebilir.
Bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamakta ileride oluşabilecek gıda alerjilerinden korumasında bir yoldur. Eğer çocuğunuzu emziremiyorsanız soya içeren mamalar kullanmamanız riski azaltacaktır. 6. aydan sonra ise pirinçli veya yulaflı mamalarla başlayıp sonrasında buğdaylılardan destek alabilirsiniz. Daha sonrasında sebzeler ve narenciye dışındaki meyve ve meyve suları diyetlerine eklenmelidir. Et ve protein kaynaklı yiyecekler ise 8. aydan itibaren verilmelidir. 1 yaş sonrasında yumurta balık buğday verilmelidir.
Çocuklar genellikle inek sütüne karşı alerjik reaksiyon gösterirler. Eğer çocuğunuzun inek sütüne karşı alerjisi varsa diyetinden peynir yoğurt tereyağı dondurmayı çıkarmanız gerekecektir. Bu durumda çocuğunuzun kalsiyum gereksinimini doktor kontrolünde tamamlayıcılardan sağlamanız yararlı olacaktır.
Eğer çocuğunuz belirli yiyecekleri tükettikten sonra belirli semptomlar oluşuyorsa o yiyecekleri diyetinden kaldırın. Hangi yiyeceğin alerji yaptığını tespit etmek için birkaç haftalık günlük tutabilirsiniz. Çocuğunuzun sabahtan akşama kadar neler tükettiğini yazın ve anı anına gösterdiği belirtileri de kaydedin. Unutulmaması gereken çocuğunuzun bir yiyeceğe karşı alerjisi varsa vücut hemen tepki vermeyebilir. Bağışıklık sistemlerinin bir reaksiyon göstermesi haftalar hatta aylarda sürebilir. Yani çocuğunuzun alerjisi olup ta vücutta reaksiyon vermeyen durumlar söz konusudur. Bu nedenle en sağlıklı yöntem alerji testleridir.
Organizmada kendisine karşı özgün antikor (bağışıklık anti maddesi) oluşturan maddelere antijen denir.Bu antijen, allerjik bir durum geliştirirse, o zaman antijene allerjen adı verilmektedir.
Allerjenler normalde çoğu insan için zararsız partiküllerdir. Ancak atopik yani “allerji gelişimine yatkın” bünyeli kişilerde allerjik hastalıklara neden olurlar.
Polenler
Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar.
Polenler, çayır-ot (grass) polenleri, ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır.
Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır
Allerji varlığı ortaya koyan testlerdir. Diğer bir deyişle mevcut hastalığın allerjik bir nedeni varsa onu belirleyen testlerdir. Allerji biliminde allerji testlerinin yeri ve önemi büyüktür.
ALLERJİ TESTLERİ HANGİ HASTALIKLARDA YAPILIR?
Solunum yolu allerjileri (allerjik nezle ve astım)
Gıda allerjileri
Arı allerjileri
İlaç allerjileri (bazılarında)
Deri allerjileri (ürtiker ve anjioödem)
Egzamalar (kontakt dermatit ve atopik dermatit)
AYRICA;
Tekrarlayan veya uzun süre devam eden SİNÜZİT, ÖKSÜRÜK, ORTA KULAK İLTİHABI ya da KONJUNKTİVİT (gözlerde kızarıklık ve kaşıntı hali) gibi durumlarda da yapılmasında fayda vardır.
Burun estetik kaygılarımıza en fazla maruz kalan organımızdır. Çoğu insan güzel görünümlü bir buruna sahip olmak ister ve bunu gerçekleştirmeye çalışır.
ANCAK, önemli fizyolojik fonksiyonları olan bu organ bazı insanlarda görüntüden daha ciddi bir soruna neden olur: Rinit !
Rinit burun iç kısmını döşeyen ve mukoza adı verilen dokunun inflamasyonudur (iltihabi reaksiyonu). Rinitlerin yaklaşık yarısı allerjiye bağlıdır.
Rinit sık görülen bir hastalıktır. Toplumun ortalama %10 ‘unda allerjik rinit vardır. Bu oran diğer allerjik hastalıklarda olduğu gibi her geçen yıl artmaktadır.
Allerjik ya da değil, rinitler her yönüyle önemli hastalıklardır.