Ankilozan Spondilit ağrılı, ilerleyici bir romatizmal hastalıktır. Temelde omurgayı etkilemekle beraber, diğer eklemleri, kiriş ve bağları da etkileyebilir. Bazen göz, akciğer, barsak ve kalp tutuluşu da görülebilir.
İlk defa1937 yılında bir Türk doktoru olanHulusi BEHÇET tarafından teşhis edilen ve bu nedenle uluslararası tıp camiasında Behçet Hastalığı ya da Behçet Sendromu olarak adlandırılan hastalık; özellikle deri altı, göz, beyindekikan damarlarının iltihaplanmasına yol açan, sebebi bilinmeyen.
Miyozitler, genel olarak oldukça nadir görülen bir hastalık grubudur. Polimiyozit Dermatomiyozit tanımlaması: kronik, nedeni belli olmayan, inflamatuar kas hastalıkları için kullanılır. Etken, bir mikroorganizma olarak biliniyorsa infeksiyöz miyozit; adlandırma etkene ve klinik farklılıklar nedeniyle aynı zamanda kliniğe göre yapılır.
Romatoid artrit kronik bir eklem hastalıktır. Eklemleri simetrik bir şekilde tutar. Zamanla eklemlere kalıcı hasarlar verir ve sakatlıklara yol açabilir.
Romatoid artrit kötü sonuçları olan ve hafife alınmaması gereken bir hastalıktır.
Romatoid artritli kişilerin yaşam kaliteleri ciddi derecede düşer. En sık 35-50 yaşlarında, kadınlarda görülür.
En çok hangi eklemleri tutar?
[En çok tutulan eklemler.]
Romatoid artrit en çok el bileği ve parmaklardaki küçük eklemleri simetrik bir tarzda tutar.
Yani hem sağ hem sol el birlikte tutulurlar.
En sık tutulan eklemler proksimal interfalangeal eklemlerdir. – bir odaya girmek üzere kapıyı çalarken kapıya vurduğumuz eklem- Romatoid artrit de öncelikle bu eklemle kapımızı çalar. Etkilenen eklemler şişer, ağrır ve kızarır. Zamanla eklemlerde harabiyet başlar. El bileğinin şekli bozulur. Eklemlerin hareket aralığı giderek kısalır ve geri dönüşü olmayan bir şekilde elin fonksiyonları bozulur. El bileği ve parmaklar eski hareketlerini yapamaz hâle gelirler.
Romatoid artritte omurgalar, diz, ayak bileği eklemleri de tutulur.
Sabah tutukluğu nedir?
Sabah kalkınca bir süre eklemlerde tutukluk hissedilmesi ve bir saat sonra açılmasıdır. Romatoid artritin en önemli bulgularından biridir. Sabah tutukluğu, mekanik kökenli değil iltihabi bir eklem hastalığının var olduğu anlamına gelir. Romatoid artrit iltihabi bir eklem hastalığıdır.
Eklem hasarı dışında nelere yol açar?
Eklem dışı bulguları da vardır. Örneğin romatoid artrit zemininde yorgunluk, güçsüzlük, iştahsızlıkla birlikte bir takım deri, akciğer, göz bulguları ortaya çıkabilir.
Romatoid artritin nedeni nedir?
Hastalığın nedeni bağışıklık sisteminin vücudun sağlıklı eklem dokularına saldırmasıdır. Bunun sebebi hâlâ araştırılmaktadır. İltihap hücreleri eklem yüzeyini örten sinovyal membranda birikir ve ekleme hasar verirler. Eklem hasarı ilerledikçe zamanla iltihap bitişikteki kemik dokusuna da sıçrayabilir.
Genetik yatkınlığı olan kişilerde romatoid artrit daha kolay ortaya çıkmaktadır.
Nasıl teşhis edilir?
Romatoid artrit teşhisi için özel bir test yoktur. Klinik değerlendirilmeyle ve muayene bulgularıyla teşhis konulur. Ancak eşlik edebilecek diğer hastalıklar için tahlil gerekli olabilir.
Görüntüleme yöntemleriyle eklem hasarının derecesi belirlenebilir. Röntgen filmi ve MR istenebilir.
Tedavisi nasıldır?
İlk önce hastaya hastalığıyla ilgili eğitim verilir. Fizik tedaviyle birlikte eklemlerini en verimli şekilde kullanması ve günlük yaşam aktivitelerini yapması sağlanır.
Romatoid artritin ilerlemesini engellemek için bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılır. Kortizon ve metotreksattan yeni çıkan biyolojik ilaçlara kadar çok farklı türde ilaç seçenekleri vardır. Tedavi hastalığın derecesine göre belirlenir. Hepsinin yaptığı iş aynıdır: Hastalığın ilerlemesini engellemek.
Eğitim, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli ilaç kullanımıyla oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır. Pek çok romatoid artrit hastası hiçbir ağrı duymaksızın veya sakatlık çekmeksizin yaşamlarını rahatça sürdürmektedir. En önemli nokta tedaviyi aksatmamak ve doktorunuzla iyi iletişim kurmaktır.
Raynaud Hastalığı Bölgesel lokal kılcal damarların büzülmesi spazmne bağlı olarak özellikle parmaklarda, bazan da burun, dil gibi organlarda aralıklı olarak derinin solukluğu veya morarması ile karekterize olan durum.
Sebebi bilinmeyenler en çok görülen şekli olup daha çok sinirli genç kadınlarda görülür. Ayrıca; atardamar tıkanmasına bağlı olarak bağ dokusu hastalıklarına, ilaç zehirlenmelerine, protein metabolizması bozukluklarına bağlı olarak da görülebilir.
Parmaklarda nöbet nöbet olan solukluk veya morarmalar, soğuğa veya sinir gerginliğine bağlı olarak hızlanır ve artar. Renk değişikliği genellikle üç devrede olur. Önce solukluk, sonra morarma, en sonra da kızarma görülür. Hastalığın aktif devresinde ağrı olması pek sık değildir. Ancak uyuşuklukla birlikte, hissizlik, sızlama veya yanma sıktır.
Sebebi bilinmeyen Raynaud Hastalığı ikincil olarak meydana gelenlerden, iki taraflı olmasıyla, belirtilerinde hiçbir ilerleme olmaksızın en az iki yıldan beri bulunmasıyla ayrılır.
Diğer hastalıkların üzerine eklenen tipin tedavisi, altta yatan sebebin tanınıp tedavi edilmesiyle mümkündür. Sebebi bilinmeyenler, vücudu soğuktan koruyarak ve hafif müsekkinler yatıştırıcılar, sakinleştirici ilaçlar kullanılarak kontrol edilebilir. Nikotinin damarları büzücü hassasından dolayı bu hastalara sigara yasaktır.
Kas dokusunda inflamasyon ve kas lifi hasarına yol açan otoimmün bir hastalıktır. Viral nedenlerin ve genetik yatkınlığın hastalığın oluşumunda etken olduğu söylenmektedir.
Her yaşta ortaya çıkabilir fakat sıklıkla çocukluk çağı ve orta yaşlarda görülür.
İnsidansı 100 000 de 5-10 dur. Kadınlar hastalığa daha fazla yakalanmaktadır. Hastalığın şiddeti olgudan olguya değişir.
Semptomlar akut veya subakut başlar. Boyun kasları, ekstremitelerin proksimal kasları ve kuşak kaslarında tutulum belirgindir.
Hastalar başını dik tutmakta, saçını taramakta, kollarını kaldırmakta, oturduğu yerden kalkmakta, merdiven çıkmakta zorlanır. Farenjeal kasların tutulumuna bağlı yutma güçlüğü olabilir. Tutulan kaslarda ağrı myalji vardır ve dokunmakla hassastırlar. Solunum güçlüğü olabilir. artralji, Raynaud fenomeni, malazi, kilo kaybı ortaya çıkabilir. Dermatomyozitte polimyozit semptomlarına ek olarak yüzde, burun etrafında, elde eritematöz döküntüler vardır. Yanısıra polimyozit ile dermatomyozitin otoimmün patolojisi farklıdır.
Polimyozit skleroderma, lupus eritematosus, romatoid artrit, Sjogren sendromu gibi kollajen doku hastalıkları seyrinde ortaya çıkabilir. Dermatomyozitle kanser arasında da bir ilişki vardır. Dermatomyozitli hastaların 30 unda kanser saptanmıştır.
CK düzeyi yüksek bulunur. Akut dönemde sedimantasyon artmıştır ve myoglobinüri saptanır. EMG de myojenik ünit değişiklikleri ve spontan aktivite fibrilasyon, pozitif keskin belirlenir. Kas biyopsinde perivasküler inflamatuvar değişiklikler ve kas lifi dejenerasyonu görülür.
Tedavi edilebilir bir kas hastalığı olduğu için diğer kas hastalıklarından ayrılmalıdır. Ayırıcı tanıda kas distrofileri, myastenia gravis, kollajen doku hastalıkları ve diğer inflamatuvar ve toksik kas hastalıkları düşünülmelidir.
Tedavisinde immün sistemi baskılayan ilaçlar kullanılır. Steroidler ilk seçenektir. Prednisolon günlük 60-80 mg dozunda başlanır ve semptomlarda gerileme olana kadar bu dozda devam edilir. Daha sonra tedricen doz azaltılarak, semptomların baskı altında tutulduğu en az dozda tedaviye 1. 5-2 sene devam edilir. Azothioprin ve methotreksat gibi sitotoksik ilaçlar diğer seçenek ilaçlardır. Plazmaferez, immünglobulin ve radyasyon tedavisi de denenmektedir.
Anofel adlı sivrisineğin sokmasıyla, insandan insana bulaşan, titreme,ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren, kimi zaman da başka birhastalık gibi görülen ve tedavi edilmezse, öldüren bulaşıcı birhastalıktır. Tıp dilinde malarya denir.
Kızlık zarının latince adı hymendir.Mukoza denilen ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir. Kadınlarda doğuştan bulunduğu gibi bazılarında bulunmamaktadır. Kızlık zarı vajina döl yolu girişinde yaklaşık 1-2 cm.
iceride iç dudaklara yapışık olarak bulunan dış genital organlar arasında yer alan bir yapıdır. Kadından kadına çok farklılık göstermemekle birlikte belli başlı bir kaç çeşidi vardır. En sık rastlanılan 95 halka şeklindeki kızlık zarıdır.
Kızlık zarı ülkemizde ve dünyanın bazı ülkelerinde halen bekaret simgesi olarak bilinmekte ve kültürel bir önem taşımaktadır. Zarın yırtılmasıyla bir miktar pembe renkli bir kaç damla kan gelir. Bu kadının daha önce hiçbir erkekle ilişkisi olmadığının kanıdı olarak görülür. Bir çok genç kız bu yüzden hayatlarını tehlikeye atacak olaylarla karşı karşıya kalmaktadır. Yapılan himenoplasti işlemi ile artık birçok kötü durum ortadan kalkmaktadır.
En çok akla gelen sorulardan biri olan kızlık zarı tamiri mümkünmüdürün yanıtı evettir. Kızlık zarı tamiri tüm dünyada ve bizim ülkemizdede uygulayan doktorlar ve bunu talep eden bayanlar vardır. Bayanların en büyük korkularından biri dikim işleminden sonra kanama olmamasıdır. Eğer bu iş uzmanı tarafından dikilmişse dikilen bir zar yüzde yüz kanar. Zarın dikilmesi için ilişki sayısının, şeklinin,ne zamandır ilişkiye girdiğinin önemi yoktur. Doğum yapmış bir bayana bile hymenoplasti yapılabilir ve bu dikiş yine bir uzman yada adli tıp haricinde kimse tarafından fark edilemez.
Zarın ne zaman dikileceğine doktorunuz muayene sonrasında karar vermektedir. Bu kızlık zarınızın tipine ve doktorunuzun yapacağı ameliyata bağlıdır. Bazen bir kaç ay evvel,bazen bir kaç gün evvel.
Operasyon esnasında siz uyutularak veya o bölge lokal anestezi ile uyuşturularak uygulanır. İşlem 10 ila 30 dk. arasında sürmektedir. Operasyon esnasında özel sütürlar kullanıldığından dikişler kendiliğinden erimekte ve size herhangi bir sıkıntı vermemektedir.Operasyondan sonra rahatlıkla yürüyebilir ve normal hayatınıza devam edebilirsiniz.
Operasyon sonrası özel birşey yapmanız gerekmez. Doktorunuzun tavsiyelerine uymanız kafi gelecektir.
Tüm esansiyel aminoasitler
Proteinlerin yapıtaşları olan aminoasitlere vücutta
tüm hücrelerin ihtiyacı vardır. Besinlerden alınan
proteinler vücutta aminoasitlere çevrilir ve vücut
tarafından ihtiyaç duyulan spesifik proteinleri
üretmek üzere tekrar kombine edilir, iki tip aminoasit
vardır: esansiyel mutlak gerekli ve non-esansiyel
mutlak gerekli olmayan aminoasitler.
Vücut non-
esansiyel aminoasitleri üretebilir ancak esansiyel
aminoasitleri aldığımız besinlerden karşılar.
Aminoasitler kas, tendon, cilt, hormonal bezler,
tırnaklar ve saçın yapısında ve onarılmasında
önemli rol oynarlar.
Esansiyel aminoasitler Lösin,
izolösin, Valin, Metiyonin, Triptofan, Lisin, Treonin
ve Fenilalanindir. Solgar Amino 75, esansiyel
aminoasitlerin farmasötik kalitedeki serbest
formlarından triptofan hariç 75er mg içeren yüksek potansiyelli aminoasit
karışımıdır. Özellikle çocuklarda büyüme fonksiyonları ve doku onarımı
için gerekli yarı-esansiyel Histidin de formülde 75 mg bulunur.
Kullanım önerişi: Günde 1-2 kapsül, tercihen yemeklerden önce
Alıntı.