Halsizlik.Net Sağlık, Baş ağrısı, Halsizlik Nedenleri, Tansiyon

21 Ağustos 2009

Uluslararası Seyahat ve Aşı

Filed under: Aşılar ve Bağışıklık — Etiketler: — admin @ 16:00

Bağışıklama
Turistleri bağışıklamanın iki amacı vardır. Bunlar; turisti gezi boyunca karşılaşabileceği enfeksiyonlardan korumak ve dönüşte taşıyabileceği yeni bir enfeksiyonu ülkeye sokmamaktır.
Yolculuk öncesi bağışıklamada genel kural olarak gezi tarihinden en az 10-14 gün önce aşıların tamamlanmış olması önerilmektedir. Bu süre hem yeterli bağışıklığın ortaya çıkabilmesi hem de gelişebilecek yan etkilerin gözlenebilmesi açısından önemlidir.

(daha fazla…)

Yetişkin Aşılaması

Filed under: Aşılar ve Bağışıklık — Etiketler: — admin @ 15:58

Bağışıklama programları öncelikle bebekleri ve çocukları aşılamaya yönelik olarak planlanmaktadır. Yetişkinlerde aşılatma hizmetleri henüz bu düzeyde yaygınlaşmamıştır.

Yetişkin aşılaması programları, gelişmiş ülkelerde bazı aşıyla önlenebilir Hastalıkların tamamen elimine edilmesi ve bunlara bağlı hastalık ve ölüm oranlarının için geliştirilmiştir.

Örneğin difteri, tetanoz, kızamık, kızamıkçık kabakulak ve polio gibi hastalıkların çocukluk çağı dışında yüksek hastalık ve ölüm oranlarının sahip olan infuenza , hepatit B ve Pnömokok pnömonisi zatüre gibi bazı hastalıklara karşı da aşı uygulaması, programlara entegre edilmiştir.

Bizim ülkemizde henüz bir yetişkin aşı uygulama programı yoktur. Fakat bu aşılardan bazıları ithal edilerek eczanelerde satılmaktadır.

Başlıca Yetişkin Aşıları

Toksoidler: Tetanoz, Difteri

Canlı virus aşıları :
kızamık, Kabakulak, Kızmıkçık, Suçiçeği, Sarıhumma, Çocuk Felci

Inaktive virus aşıları:
Hepatit B, Grip, Hepatit A, Kuduz

İnaktive bakteri aşıları :
kolera, menenjit, Meningokok, Veba

Canlı Bakteri Aşısı:
BCG Verem

Aşıların Yapılmaması Gereken Durumlar
Aşıdan sonra ciddi alerjik reaksiyonlar görülmesi oldukça ender bir durumdur. Daha çok bu durum aşıda bulunan başka etkene bağlıdır. Bu da en çok yumurta proteinine karşı görülür. Genel bir öneri olarak yumurtaya karşı şiddetli alerjik reaksiyon gösteren kişilerin aşılanmaması söylenebilir. MMR Kızamık, Kızamıkçık Kabakulak ve Sarı Humma aşılarının içeriğinde yumurta proteinleri vardır.

Neomycin ve Streptomycin alerjisi olanlarda da bazı aşılar uygulanmamalıdır. Penisilin Penicillin ve derivelerinin hiçbir aşının içeriğinde bulunmaması nedeniyle penicillin alerjisi aşı yapılmasına ir engel değildir.

Kolera veba ve tifo aşılarından sonra aşı olan kişilerde sistemik reaksiyonlar gözlenmiştir. Ancak bunun alerjiden çok toksik reaksiyonlar olduğu düşünülmektedir. Bu tür kişiler tekrar bu aşılarla aşılanmamalıdır.

Canlı virus açıları tıbbi tedavi alan veya hastalığı olan immün yetmezlikli kişilerde kontrendikedir. Bu tür kişilerle aynı evde yaşayanlar da canlı virus aşısı olmamalıdır. Burada en önemli aşı polio aşısıdır. MMR Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık aşısı canlı virus içermemesine rağmen ailesinde immün yetmezliği olan kişilere verilebilir. Çünkü açının oluşturacağı enfeksiyon diğer kişilere geçmeyecektir.

Görüldüğü gibi yetişkin kişilerde çok nadir durumlar aşı yapılmamasını gerektirir.

Aşı Yapılmamasına Engel Olmayan Durumlar

1. Daha önceki bir aşıdan dolayı hafif kızarık, şişlik, ağrı ve 40,5 derece den düşük ateşe sahip olunan durumlar
2. Ateşli veya ateşsiz, orta düzeyde bir hastalık geçiriyor olmak.
3. Antibiyotik tedavisi alıyor olmak veya bir hastalığın iyileşme döneminde olmak
4. Evde hamile bir kadın olması,
5. Bulaşıcı hastalığı olan biriyle yakın geçmişte birlikte bulunmak.
6. Emzirmek
7. Penicillin veya diğer antibiyotiklere karşı alerji öyküsü bulunmak Neomyocin MMR, Streptomycin polio alerjisi hariç olmak üzere
8. Ailede alerji öyküsü, aşı yan etkisi görülmesi veya sara nöbet olması.

Aşıyla İlgili Yetişkinlerin Bilmesi Gereken 10 Gerçek

1. Bir çoğu 65 yaş ve üzerinde olmak üzere, her yıl 60.000e varan kişi, önlenebilir bulaşıcıcı hastalıklardan infülüenza, pnömokok enfeksiyonu ve hepatit B ölmektedir.

2. 65 yaş ve üstü kişiler influenza grip ve pnömokok aşısı olmalıdırlar. Bazı yüksek risk gruplarında olan kişiler Hepatit B aşısı da olmalıdırlar.

3. Pnömoni zatüre ve influenza grip ABD de, ölüm nedenleri içinde altıncı sırada yer almaktadır. Bu ölümlerin çoğu 65 yaş ve üzeri grupta olmaktadır.

4. İnfluenza grip aşısı, influenzaya grip bağlı pnömoni zatüre nedeniyle hastaneye yatışların 70 ini bu nedenle olan ölümlerin 85 ini önleyebilir.

5. İnfluenza grip virüsü her yıl değiştiği için, genellikle sonbaharda yılda bir kez aşılanmalıdır. Aşıdan influenza grip enfeksiyonu alınamaz

6. Influenza grip aşısı soğuk algınlığı ve bronşit gibi diğer solunum yolu enfeksiyonlarından korumaz.

7. Pnömokok pnömonisi en sık görülen pnömoni türüdür, hastaneye yatmayı gerektiren pnömonilerin üçte birini oluşturur.

8. Pnömokok aşısı ciddi pnömokok enfeksiyonlarının 60 ının önleyebilir fakat diğer etkenlere bağlı zatürelerden korumaz.

9. Pnömokok aşısı hayat boyu bir kez olunur. Aşı pnömoniye neden olmaz.

10. Tetanoz ve difteri hastalıklarının çoğu yetişkinlerde görülebildiği için tüm yetişkinler her 10 yılda bir ek doz aşı olmalıdırlar.

Tetanoz, Difteri Zatüre Aşıları

Filed under: Aşılar ve Bağışıklık — Etiketler:, — admin @ 15:57

Tetanoz
Clostridium tetani nin toksininin sinir sistemine yaptığı hasardan kaynaklanan kas spazmlarıyla karakterize ölüm riski yüksek bir hastalıktır. Genellikle yaralanmalardan sonra oluşmakla birlikte, damar yoluyla kullanılan ilaç alışkanlığı olan özellikle eroin kullananlarda ortaya çıkabilir.
(daha fazla…)

Difteri Bağışıklaması

Filed under: Aşılar ve Bağışıklık — Etiketler: — admin @ 15:57

Dünyada 1920lerde başlayan difteri bağışıklaması günümüzde de toksoid aşı uygulaması olarak sürmektedir. Ülkemizde hemen hemen aynı yıllarda başlayan aşı üretim ve uygulamaları bugüne kadar başarı ile sürmüş ve bunun sonucunda difteri olguları yok denecek kadar azalmıştır.

Bununla birlikte, 1990lı yılların başında Rusya ve Ukrayna başta olmak üzere bazı ülkelerde difteri yeniden epidemi biçiminde görülmeye başlamış ve yüz binlerce olgu ve binlerce ölüm meydana gelmiş, 1994de Rusyada 48.

000 yeni olgu ve 1.700ün üzerinde ölüm görülmüştür.

Dünya Sağlık Örgütü e DSÖ göre, 1997de 150 000-200 000 yeni olgu ve 5 000-7 000 ölüm belirlenmiştir. 1993 e DSÖ Avrupa Ofisi tarafından Difteri Avrupa Çalışma Grubu oluşturulmuştur ve bu grup çalışmalarını halen sürdürmektedir 1,2.

Özellikle Doğu Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, 15 ülke geçtiğimiz dönemde epidemik alana girmiş ve geçen süre içinde 560.000den fazla olgu ve 15.000den fazla ölüm görülmüştür. Bugün için DSÖye göre Azerbaycan, Belarus, Estonya, Litvanya, Moldova, Türkmenistan, Özbekistan ve Ermenistan da mükemmel denecek biçimde difteri kontrol altına alınmış ve hastalık insidansı düşük düzeylere çekilmiştir.

Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Latviya, Rusya, Tacikistan ve Ukraynada ise difteri kontrolü için daha fazla çaba harcamaya gereksinim duyulduğu ve bu ülkelerde epidemik kontrolün henüz tam olarak sağlanamadığı bildirilmektedir 1,2.

Difteri tüm bakteriyel hastalıkların en hızlı gelişenlerinden birisi olup, bakteri alındıktan sonra beş gün içinde belirtiler gelişir ve bir hafta sonra ölüm olabilir. Difteri toksijenik bir hastalık olması nedeniyle toksoid aşı ile yapılan tam bağışıklama kişileri hastalığın etkeni Corynebacterium diphtheriae toksininden korur. Bununla beraber, bağışık kişilerde ajanın taşınması ve duyarlı kişilere bulaştırılması, epidemik bölgelere seyahat edenlerin yakınlarında hastalığın görülmesi, toplumda tüm yaş gruplarında tam bağışıklık sağlanmasının önemini kanıtlamıştır 3-5.

Rusya ve Ukraynada başlayan ve öldürücü hastalığın yeniden dönüşü olarak duyurulan difteri epidemilerinin en büyük iki nedeninden birinin, aşılama oranlarında geçmiş dönemde görülen eksiklikler ve bir diğerinin de daha az difteri toksoidi içeren erişkin aşılarının çocuklarda kullanılması olduğu ileri sürülmüştür. Rusyada epidemi bölgelerinde rapor edilen olguların yaklaşık 70inin 15 yaş ve üzeri olduğu bildirilmiştir. Genç çocukların tetanoza karşı yeterli antitoksine sahip olmalarına karşın difteriye karşı daha az antitoksin düzeylerine sahip olmalarının, bazı ülkelerde 1985-1990larda çocuklarda erişkin difteri tetanoz Td formulasyonu difteri komponenti daha az uygulamasına da bağlı olduğu belirtilmiştir 3.

Bu nedenlerle WHO tarafından epidemi görülen ülkeler için belirlenen stratejiler; tanı, izole etme, tüm olguları tedavi etme ve ikincil olguları önlemek için yakın temasları belirleme ve korumaya alma yanında, toplum bağışıklığının hızla yükseltilmesi şeklinde olmuştur 3,6.

Tüm bu bilgiler ışığında, Türkiye in çok yakın ilişkiler içinde olduğu bu ülkelerden taşıyıcılar aracılığıyla giderek daha fazla toksijenik Corynebacterium diphtheriae alabilir. Orta ve uzun erimde ülkemizde difteri salgınları oluşmaması için son derece dikkatli olunması ve yıllardır süren çocukluk bağışıklama programlarının değiştirilmeden tüm ülkede en üst düzeyde uygulanması özellikle önem taşımaktadır.

Difteri bağışıklaması DSÖ tavsiyeleri doğrultusunda; doğum sonrası 2., 3., 4. aylarda DBT difteri-boğmaca-tetanoz biçiminde toplam üç doz, 16-18 ci ayda DBT ile dördüncü doz ve en az üç yıl sonra yani 4- 6 yaşlarında DT çocuk difteri- tetanoz aşısı şeklinde uygulamayla toplam beş doza erişilerek gerçekleştirilir.

DT çocuk aşısı genel olarak yedi yaş altı uygulanmakta olup, Ingiltere gibi bazı ülkelerde 10 yaş altı uygulaması olarak da kabul edilmektedir. Hatta Japonya bağışıklama programı incelendiği zaman, beşinci doz difterinin 6 cı sınıfta 10-11 yaş DT çocuk aşısı olarak uygulanmakta olduğu görülmektedir. ABDde CDC nin Centers for Disease Control önerileri doğrultusunda beşinci doz difteri aşısının DTaP difteritetanoz- hücresiz boğmaca ya da DT şeklinde yedi yaş altında uygulandığı, hatta bazı eyaletlerde beşinci dozun tD, tetanoz toksoidi az ancak difteri toksoidi fazla aşı, olarak uygulandığı ve daha ileri yaşlarda Td aşısına geçildiği gözlenmektedir. ABD de difteri aşısının yedi yaş altında beş doz tam çocuk komponenti olarak uygulanmasına büyük önem verilmektedir. Kanada da, yedi yaş öncesi bağışıklamasında beş doz çocuk difteri komponentli aşıları uygulamaktadır 7-14.

Dünyada hemen her ülkede C. diphtheriae sirkülasyonunun sürüyor olması ve difteri bağışıklaması ile ilgili yaklaşık yüz yıllık deneyimler, çocuk ve erişkin bağışıklamasının önemini ortaya koymaktadır 16,17.

Erişkin Td aşısı uygulaması, DTaP ya da DT aşısının beşinci doz olarak en son uygulanmasından en az beş yıl sonra, 11-12 yaşında ve izleyen her on yılda bir tekrar edilmesi şeklinde tavsiye edilmektedir 9,10,11,14,15.

Ülkemizde de uzun yıllardan bu yana benzer uygulama, DBT olarak toplam beş doz çocuk aşısı ve 11-12 yaşında TT olarak sürdürülmüştür. Şu anda ise, Td aşısının adolesan ve erişkin bağışıklamasında kullanılan TT aşısı yerine uygulanması uygun olacaktır.

Özellikle yeni doğanlarda üç doz DBT uygulamasının bile, 1998 de ülkemizin Ege, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sırası ile 53.6, 67.7, 54.0 gibi düşük oranlarda olması ve genel olarak toplumsal bağışıklama düzeyinin tüm yurtta tam olarak sağlanamaması 18, beşinci uygulamada da çocuk dozu difteri bağışıklaması zorunluluğunu daha da kuvvetli olarak göstermektedir.

Tüm bu bilgiler ışığında, ülkemizde beşinci doz çocuk difteri aşısı uygulamasının ilköğretim birinci sınıfta, önceden olduğu gibi DT çocuk difteri-tetanoz aşısı olarak yapılması ve erişkin bağışıklamasında Td kullanılması difteri salgınlarının önlenmesi bakımından son derece önemli görülmektedir

Kolera, Kuduz ve Meningokok Aşıları

Filed under: Aşılar ve Bağışıklık — Etiketler:, — admin @ 15:57

* Kolera Aşısı
* Kuduz Aşısı
* Meningokok Aşısı

KOLERA AŞISI
Dünyanın pek çok yöresinde koleraya neden olan suş Vibrio cholerae 01 dir. Aşı sadece 50 oranında ve kısa süreli bağışıklık sağladığı için WHO tarafından artıl önerilmemektedir.

Aşılar ve bağışıklılık
Kolera, Kuduz ve Meningokok Aşıları

* Kolera Aşısı
* Kuduz Aşısı
* Meningokok Aşısı

KOLERA AŞISI
Dünyanın pek çok yöresinde koleraya neden olan suş Vibrio cholerae 01 dir. Aşı sadece 50 oranında ve kısa süreli bağışıklık sağladığı için WHO tarafından artıl önerilmemektedir.

Ancak daha önce midesi alınmış ve dolayısıyla mide asidi bulunmayan veya H2- reseptör antagonisti veya antasit kullananlar, kolera ve diğer barsakta hastalık yapan mikroplara daha duyarlı olacaklarından bu grup hastalara diğer önlemleri yanısıra kolera aşısı da önerilebilir.

Riskin devamı halinde 6 ayda bir ek doza gereksinim vardır. Yan etki olarak aşının yapıldığı bölgede lokal reaksiyonlar gelişebilir. Hamilelerde güvenilirliği konusunda veri yoktur.

Yeni, oral yoldan kullanılan genetik mühendislik teknolojisi ile elde edilmiş canlı bir aşı CVD 103-HgR İsviçre de ruhsatlanmış ve bazı Avrupa ülkelerinde de kullanılmaya başlanmıştır. Bu aşı da parenteral aşı gibi non-01 Bengal suşuna karşı koruyucu değildir.

KUDUZ AŞISI
Kuduz virüsü insana ya kuduz bir hayvanın ısırması, yani cildin hayvanın dişleriyle bulaşıp açılan yaranın tükrükle bulaşması sonucu veya ciltte mevcut açık bir yara veya sıyrığın veya müköz membranların hayvanın tükrüğü veya beyin dokusu gibi virüsü taşıyan materyalle bulaşması olması sonucu bulaşır. Bu durumlar dışında, kuduz hayvanı sevmek, dokunmak vb. hallerde bulaşma olmaz. Virüsün nadir bulaşma şekilleri arasında korneal transplantasyon göz nakli, laboratuarda aerosol halinde kuduz virüsü solunması sayılabilir. Genelde virüs kedi, köpek vd. et yiyen hayvanlar ve yarasalarla bulaşır. Kırsal kesimde tilki, kurt, nadiren tavşan, fare, sincap gibi hayvanlar aracılığıyla da bulaşma olabilir.

Ülkemizde yakın zamana kadar üretilip, kullanılan aşı Semple-tipi, formel inaktive infekte hayvan sinir dokusundan hazırlanan aşıydı. Bu aşıyla 1:200-1600 sıklığında ensefalomyelit ve polinöropati görülmesi ve bu komplikasyonu 14 oranında ölümle sonuçlanması nedeniyle günümüzde aşının üretimi durdurulmuş olup, yerine yurtdışından ithal edilen, insan hücre kültürlerinde hazırlanmış aşı Human diploid cell vaccine, HDCV kullanılmaktadır. Kuduz virüsü ile temas ettiği düşünülen bir kişiye bu aşı 1 ml dozda ve 0,3,7,14 ve 21. günlerde mutlaka deltoid adele omuz eklemini örten kas içine verilerek uygulanmalıdır. Aşı ile birlikte atlardan veya kuduz virüsü ile bağışıklanmış edilmiş insanlardan elde edilen hiperimmunglobulin de eş zamanlı olarak verilmelidir. Yara lokal olarak sabunlu suyla iyice yıkanmalıdır.

HDCV ye bağlı enjeksiyon yerinde ağrı, şişlik ve kızarıklık 75 e varan sıklıkta görülebilir. 5-40 oranında baş ağrısı, halsizlik, adele ağrısı, bulantı ve karın ağrısı bildirilmiştir. Allerjik reaksiyonlar son derecede nadirdir. Kuduz aşısı bir virüs aşısı olup, hamile kadınlara yapılmasında sakınca yoktur.

Kuduz aşısı, kuduzla karşılaşma olasılığı yüksek kişilere örneğin veterinerler, kuduz virüsü ile çalışan laboratuar personeli, sahada çalışanlar gibi temas öncesi koruyucu olarak yapılmalıdır. Bu kişilerde risk devam ettiği sürece her iki yılda bir rapel ek doza ihtiyaç vardır.

MENİNGOKOK AŞISI
Bir bakteri Neiserria meningitidis aşısıdır. İçinde Nepal, Moğalistan, Suudi Arabistan ve Sahra Çölü güneyindeki Afrika ülkeleri hastalık açısından belli başlı riskli ülkelerdir. Özellikle Hac mevsiminde Mekke ye gidecek hacılara meningokok aşısı önerilmelidir. Tek doz 0.5 ml subkutan deri altından aşı yeterli bağışıklık sağlar. Aşının seyahatten 1-2 hafta öncesi yapılması gereklidir. Splenektomili veya dalağı alınmış olanlara aşı mutlaka yapılmalıdır. Risk altındaki kişilerde her 3-5 yılda bir rapel ek doza gereksinim vardır. Aşıya ait ciddi bir yan etki bildirilmemiştir. Ciddi bir gereksinim olmadıkça hamile kadınlara uygulanmamalıdır. Gerekli olduğu takdirde HIV ile infekte kişilere uygulanabilir.

Meningokokal menenjit geçiren kişinin aynı evde yaşanan ailesine 4 gün süreyle önleyici antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Hamile kadınlara bu tür tedavi uygulanmamalıdır.

Grip aşısı

Filed under: Aşılar ve Bağışıklık — Etiketler: — admin @ 15:56

Hazırlayan: Doç. Dr. Necla Eren Tülek
SB Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Şefi

Grip aşısı ne zaman yapılmalı?
Aşı nasıl uygulanır?
Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar ?
Grip aşısının koruyuculuğu ne kadardır ?
Aşının yan etkileri ve güvenilirliği nedir ?
Aşı Kimlere Yapılmalı ?
Kimler aşılanmamalı ?

Kış mevsiminde sık görülen hastalıklardan biri olan gripten korunmanın etkili yollarından biri de grip aşısının yapılmasıdır.

Virüsün antijen denilen parçacıklarını içeren aşı savunma sistemini uyarır. Kişi grip virüsüyle karşılaşmadan önce vücudu mikrobu tanıyarak, ileride virüsle karşılaşınca zararsızlaştırması için gerekli antikorları üretir, gribe karşı hazır olur.

Grip aşısı inaktive bir viral aşıdır, yani içinde canlı olmayan virüs parçacıkları bulunur. Sıklıkla tavuk yumurta embriyosunda üretilen virüslerin çeşitli kimyasal yöntemlerle öldürülüp ve saflaştırılmasıyla elde edilir. Saflığı, güvenilirliği ve koruyucu antikor oluşturma düzeyi test edildikten sonra kullanıma sunulur. Araştırmacılar gripten korunma ya da tedavi konusunda yeni arayışlara devam etmektedir. Grip virüsün genetik kodunun bir kısmını içeren yeni bir aşı tipi üzerinde çalışmalar hız kazanmıştır. Aşı şimdilik yalnızca kas içine enjeksiyon iğne biçiminde uygulanabilmektedir. Burna sıkılan sprey ya da ağız yoluyla alınan aşı üretmek için çalışmalar sürmektedir.

Grip aşısı ne zaman yapılmalı?
Kuzey ve güney yarım küre için grip aşısı yapılma zamanları değişmektedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu kuzey yarım kürede grip en fazla kış aylarında Aralık-Mart ortaya çıktığı için, bu dönem gelmeden sonbahar Eylül-Ekim-Kasım ayları aşı yapılması için en uygun zamandır. Bazen grip salgını Mart sonu ve Nisan aylarına kayabilir. Bu nedenle özellikle risk gruplarında olup da aşılanmayanlara kış ayları içinde aşı yapılabilir. Aslında her ülke için aşı önerilerinin belirlenmesi gerekmektedir. Güney yarımküreye Mayıs-Ağustos ayı içinde gidecek olan ve o sonbahar-kışta aşılanmamış olan risk gruplarındaki kişilerin bir hekimle görüşerek aşı ya da kemoproflaksi ilaç kullanılarak hastalığa yakalanmanın önlenmesi önerilerini dikkate alması uygundur.

Aşı nasıl uygulanır?
İnce bir iğne ile kolda kas içine uygulanır. Her yıl için bir doz yapılır. Dokuz yaşından küçük ve daha önce hiç aşılanmamış çocuklara bir ay ara ile iki doz uygulanır.

Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar ?
Grip aşısı uygulamasından ortalama 10-15 gün sonra koruyucu antikor düzeyi oluşur, üçüncü haftada en yüksek düzeye ulaşır. Daha önce aşılananlarda koruyuculuk bir hafta sonra da başlayabilir.

Grip aşısının koruyuculuğu ne kadardır?
Aşıların çoğunda olduğu gibi grip aşısı da 100 koruyucu değildir. Ayrıca grip virüsünün bazı özellikleri aşının koruyuculuğunu azaltmaktadır. Grip virüsünün antijenik yapısı sürekli değişim gösterdiği için her yıl yeniden aşılanmak gerekir. Dünya Sağlık Örgütü grip virüsündeki değişiklikleri izler. Uzmanlar bir önceki mevsimde etkili olan virüs tiplerini göz önüne alarak, o yıl hangi tip virüslerin grip etkeni olabileceğini tahmin edip, uygulanacak grip aşısın bileşimi için öneride bulunurlar. Aşı da buna göre hazırlanır. Bu nedenle aşının başarısı, aşı yapımında kullanılan grip virüsü antijenleriyle hastalık etkenleri arasındaki uyuma bağlı olarak her yıl farklı olabilir. Eğer o yıl aşıda parçacıkları kullanılan virüsler etkense aşının koruyuculuğu da artar. Grip aşısı sağlıklı genç erişkinlerde 70-90 arasında grip belirtilerini önleyebilir, hastalığın etkilerini azaltabilir, böylece iş-güç kaybını en aza indirir. Ama yaşlılarda ve belirli bazı hastalığı olanlarda koruyuculuk 30-40 a kadar düşebilir. Çünkü yaşlılarda koruyucu antikor oluşumu daha azdır. Bununla birlikte yaşlılarda ve kronik sürekli bir hastalığı olanlarda aşının; gribe yakalanmayı engellemese de başka olumsuz etkiler ortaya çıkmasını azalttığı, hastaneye yatış ve ölüm oranını düşürdüğü yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

Aşının yan etkileri ve güvenilirliği
Tüm diğer ilaçlar ve tıbbi uygulamalar gibi grip aşısının da yan etkileri olabilir. Bunlardan en sık görüleni enjeksiyon yerinde hafif ağrıdır. İki güne dek uzayabilir, günlük aktiviteyi bozacak düzeyde değildir. Ateş, bitkinlik, kas ağrısı gibi belirtiler genellikle daha önce grip virüsüyle karşılaşmamış kişilerde, örneğin çocuklarda görülebilir. Genelde aşı enjeksiyonunu izleyen 6-12 saat içinde ortaya çıkar, en geç 1-2 gün içinde sonlanır. Split-virus grip aşısında bu yan etkiler daha az görülmektedir. Bu yan etkilere ek olarak çok daha az görülen yan etkiler de olabilir. Grip aşısından sonra ender olarak bazı alerjik reaksiyonlar çıkabilir. Yumurta alerjisi olanlarda aşıya karşı alerjik reaksiyon gelişebilir. Bu durum aşının saflaştırılması sırasında çok küçük miktarda da olsa kalan yumurta proteinlerine bağlanır. Yan etki olarak öne sürülen Guillian-Barre Sendromu GBS; sinir sistemini etkileyen bir hastalık olup, kasılmalarla seyretmektedir. Grip aşılarıyla GBS oluşma riski tam olarak bilinmemektedir. Gribin kötü sonuçları dikkate alınınca bu düşük risk göz ardı edilmektedir.

Aşı Kimlere Yapılmalı?

65 yaş ve üzerindekiler bu yıl yurtdışında 50 yaş ve üstüne de önerilmektedir. Bunun nedeni 50-64 yaş arası yüksek riskli kişilerin de aşılanmasını sağlamaktır.
Bakımevlerinde kalan ve sürekli hastalığı olanların hepsi,
Sürekli akciğer ve kalp hastalığı olanlar astım ve böbrek hastaları dahil,
Diyabet şeker hastaları,
Kalıtsal hemoglobin bozukluğu olanlar,
İmmunolojik bağışıklık sistemi ile ilgili hastalığı olanlar,
Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar kanser hastaları, HIV=AIDS enfeksiyonu olanlar, organ nakli yapılmış olanlar, steroid ilaç alanlar, kemoterapi ya da radyoterapi uygulananlar,
Sağlık çalışanları,
Risk grubu hastaların ev halkı, yakın temasta olduğu kişiler,
6 ay – 18 yaş arasında olup uzun süreli Aspirin alanlar Reye Sendromu gelişme riskini azaltmak için,
Grip mevsiminde hamileliğinin dördüncü ve daha sonraki aylarında olanlar,
Bu gruplarda olmasa da kişisel olarak kendisini aşı yoluyla korumak isteyenler.

Kimler aşılanmamalı?
Grip aşısı genelde güvenli aşılar arasında kabul edilmektedir. Ancak bazı koşullarda uygulanması sakıncalı olabilmektedir:

Yumurta alerjisi olan kişiler yumurta yiyince dilde şişme, solunum güçlüğü, kan basıncında düşme gibi reaksiyon gelişenler,
Daha önce yapılan grip aşısında ciddi reaksiyon gelişen kişiler,
GBS olanlarda.

Ani başlayan ateşli bir hastalığı olanlarda ise, iyileşinceye dek aşı uygulamasının ertelenmesi gereklidir.

Her ülkenin kendi ulusal sağlık otoritesi o yıl için özgül aşı virüslerini ve aşı uygulama önerileri belirleyerek kamuoyuna bildirmelidir.

İnfluenza Grip Aşısı

Filed under: Aşılar ve Bağışıklık — Etiketler: — admin @ 15:56

Genel Özellikler
İnfluenza A ve B tiplerinden birisi tarafından meydana getirilen akut bir solunum yolu enfeksiyonudur. Hızla yayılır ve birkaç yıl aralıkla görülen büyük salgınlar yapar. Virüsün A.B.C. olmak üzere 3 tipi vardır. Bölgesel salgınlar A tipi ile daha az olmak üzere B tipi ile meydana gelir.

Duyarlı bir toplum içine giren virüs, damlacık enfeksiyonu ile çok çabuk yayılır.

Kuluçka süresi kısadır. 1-3 günlük kuluçka süresi sonunda, ateş kırıklık, vücut ağrısı üşüme ve burun akıntısı ile başlar. İnfluenza B ile oluşan enfeksiyonun belirtileri daha hafiftir. Tek tek görülen vakalarda hastalığı ayırt etmek zordur. Ancak salgınlarda kolaylıkla tanınır. Hastalığın şiddeti kişilerin yaşına ve salgından salgına değişir. Başka sorunlara neden olmayan vakalarda semptomlar 2-5 gün sürer. Yaşlılarda bitkinlik birkaç hafta devam eder. İnfluenzalı hastaların 10-20ésinde sekonder bakteriyel enfeksiyon sonucu zatüre gelişebilir. Özellikle yaşlılar ve kronik kalp damar hastalığı, akciğer, böbrek bozukluğu olan her yaştaki şahıslar ağır ve azda olsa ölümcül bir hastalık riski altındadır. Nadiren akut viral beyin iltihabı , kalp kası iltihabı, kalp kası iltihabı gibi sorunlar görülebilir.

Enfeksiyon sonrası virüse özel antikorlar koruyucu cisimcikler oluşur, ancak virüsün yapısını değiştirme özelliği her yıl yeni enfeksiyonuna yakalanma olasılığını arttırır.

Virüs hastalığın ilk üç günü boğaz salgılarından izole edilebilir ve tip ve suşu saptanabilir. Testlerde de influenza virüsünün tanısı yapılır. Hastalığın başlangıç döneminde ve aradan geçen iki hafta sonra alınan kan örneklerinde görülen antikor yükselişi ile hastalığa tanı konulabilir. İnfluenza virüsünün bulaşıcılığı 56 derece ısıtmakla ve ultraviyole ışınları ile formaldehit ile harap olur .

İnfluenz aşısı 60 yaşın altıdaki sağlıklı yetişkinlere üniversal bağışıklık için önerilmese de virüsün yayılmasında engelleyici rol oynar. İnfluenza aşısı Dünya Sağlık Örgütü nün her yıl sirküle enden virüsleri saptayıp önerdiği influenza A ve influenza B suşlarından hazırlanmaktadır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü tarafından o yıl için önerilen virüsten hazırlanmış aşıyla aşılanmalıdır. Çoğunlukla küçükte olsa her yıl virüste değişiklikler olduğu için, influenza aşısıyla her yıl aşılanmalıdır.

Aşı Uygulanması Gereken Durumlar
Hemen herkesin aşılanması uygun olmamakla birlikte, özellikle yaşlılara, kalp ve solunum yolu hastalığı olanlara, diyabetlilere, organ nakli yapmış olanlara önerilir. Risk altındaki hastalara bakım veren sağlık personeli de mutlaka aşılanmalıdır. 65 yaş üzerindeki yaşlılarda da aşılanması gerekir.

Aşı Yapılması Sakıncalı Durumlar
Yumurta ve yumurta ürünlerine alerjisi olanlarla tiomersal e hassas alanlara aşı uygulanmamalıdır. Herhangi bir nörolojik reaksiyon daha sonraki uygulamalar için salınca olarak düşünülmektedir.

Yan Etkiler
Enjeksiyon yapılan yerde hafif kızarıklık, ateş ve ağrı olabilir. Hafif ateş, kırıklık duygusu, kas ağrısı gibi sistemik etkiler görülebilir. Aşı gebelere ise ilk üç aydan sonra önerilir.

Yaşlı Suistimali

Filed under: Aşılar ve Bağışıklık — Etiketler: — admin @ 15:56

Hazırlayanlarr. Sibel Kıran,Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Dr. Reyhan Uçkul, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Dr. Semih Şemin, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

Neden yaşlıya kötü davranılıyor?
Korunma ve Önlemler
Bakımı üstlenen bireyler için öneriler

Suistimal konusu son 35 yıldır ele alınmaktadır.

(daha fazla…)

Yetişkin Bağışıklamasında Özel Durumlar

Gebelik
Bağışıklığı Baskılanmış Hastalar
Seyahat Edenler
Meslek Riskleri
Toplu Yaşanan Yerde Kalanlar

Gebelik
Bağışıklamanın gebelikten önce tamamlanması idealdir.
(daha fazla…)

Powered by WordPress