Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Münevver Türkmen, Neonatolog
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD, Aydın
Prematüre doğan bebeklerde en sık rastlanan sorunlar nelerdir ?
Erken doğan bebeklerin akciğerlerinde sürfaktan denen bir maddenin yeteri kadar yapılamamasına bağlı olarak, doğumundan sonraki saatlerde inleme, solunum sıkıntısı gelişebilir.
Bu hastalığa respiratuar distres sendromu denir. Bu bebekler, eksik olan maddenin solunum yolu ile verilmesiyle tedavi edilebilebilmektedirler.
Erken doğan bebeklerin beyinlerindeki solunum merkezinin yeteri kadar olgunlaşmamasına bağlı olarak solunumları zaman zaman duraksayabilir.
Bu 20 saniyeyi aşan solunum duraksamasına apne denir. Bebek büyüdükçe kendilinden düzelir ancak bebek yoğun bakım ünitesinde izlenirken çok sık apne gelişirse önce ilaç tedavisine başlanır. İlaç etkili olmazsa solunum makinesine bağlamak gerekebilir.
Prematüre bebeklerin sindirim sistemi yeteri kadar olgunlaşmadan doğdukları için beslenmeye başlandıktan kısa süre sonra nekrotizan entrokolit denen barsak hastalığı gelişebilir. Bu hastalık besin intoleransı, safralı kusma veya safralı mide içeriği, karnında şişme şeklinde başlar, bebeğin hayatını tehlikeye sokabilir. Bu durumda hemen beslenme kesilerek bebek damar yoluyla beslenmeye başlanır. Bu aşamada tespit edilen bebeklerin çoğu iyileşir. Bazen de cerrahi girişim gerekebilir, hayatın daha sonraki döneminde başka barsak sorunları da ortaya çıkabilir.
Sarılık yenidoğanların çoğunda görülen fizyolojik bir durumdur. Bebeklerin kırmızı kan hücrelerinin bir kısmının parçalanmasına bağlıdır. Bu sarılık bazen fizyolojik sınırları aşabilir, fototerapi ışın tedavisi, kan değişimi gerekebilir.
Prematüre retinopatisi prematüre doğan bebeklerin göz damarlarında gelişen, körlüğe yol açabilen bir sorundur. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde izlenen çok erken doğan bebekler prematüre retinopatisi açısından yakından izlenirler.
Anne karnındaki bebeklerin akciğerleri işlevsizdir. Bunun için sağ kalpten akciğerlere gönderilen kan duktus arteriozus denen bir bağlantı ile ana atar damara geçer. Bu kanalın doğumdan sonra hemen kapanması gerekir. Çok küçük prematürlerde bu kapanma gerçekleşmeyebilir. Bu durum bebeğin kalbini yorduğu için ilaçla kapatılmaya çalışılır. Kapanma gerçekleşmezse cerrahi girişimle kapatılır.
Prematüre bebek ne zaman beslenir ?
Prematüre bebekler bir takım sorunları nedeniyle ağız yoluyla veya sonda ile bir süre beslenemeyebilirler. Bu süre boyunca anne sütü salgısının devam etmesi için süt sağma pompalarından faydalanılabilir. Sağılan süt daha sonra verilmek üzere dondurularak saklanabilir. Sağılan anne sütü daha sonra bebeğin durumuna göre ağızdan veya burundan yerleştirilen bir sonda aracılığı ile bebeğe verilebilir.
Prematüre bebek ne ile beslenmeli ?
Prematüre bebekler için en uygun besin kendi annelerinin sütüdür. Prematüre doğum yapan annelerin sütleri zamanında doğum yapan annelerin sütlerine göre daha fazla protein içerir. Bebeklerin büyüme ve gelişmeleri yakından takip edilerek yeteri kadar beslenip beslenmediği anlaşılabilir. Bu bebeklerin kemik gelişimlerinin normal olması için D vitamini , kansızlık gelişmesini önlemek için de demir almaları gerekmektedir. D vitaminini yeteri kadar almazlarsa prematüre bebeklerde kolayca raşitizm gelişebilir.
Bebek ne zaman evde bakılabilecek duruma gelir ?
Kuvözde izlenirken belli ağırlığa ulaşan, annesini emen veya biberonla beslenen bebekler bir süre kuvöz dışında izlenmeye başlanırlar. Vücut ısısını dış ortamda koruyabilen, solunumları düzenli olan, oksijen tedavisine ihtiyaç göstermeyen bu bebeklerin yavaş yavaş eve gitme zamanı geliyor demektir.
Prematüre bebeklerin aşıları ne zaman başlanır ?
Prematüre doğan bebekler tıpkı zamanında doğan bebekler gibi iki aylık olunca aşılarına başlanmalı ve düzenli olarak yapılmalıdır.
Prematüre doğan bebek akranlarının boy ve kilosuna ne zaman ulaşır ?
Birçok erken doğan bebek iki ya da üç yaşında boy ve kilo olarak yaşıtlarını yakalarlar. Bazıları ise daha yavaş büyür ve küçük yapılı erişkinler olarak kalırlar.
Prematüre bebeğin evde bakımında nelere dikkat edilmeli ?
Bu bebekler yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin hareketli, sesli, ışıklı ortamına alışkın olduklarından bir süre evlerini yadırgayabilir, huzursuz olabilirler. Ama kısa sürede evlerine alışırlar.
Kaldıkları oda sıcak olmalıdır. Giysileri de yaşadıkları ortama uygun olmalıdır.
Bu bebekler enfeksiyonlara çok yatkındırlar. Onun için odasına fazla ziyaretçi kabulü uygun değildir. Özellikle kış aylarında kalabalık, hele hele sigara içilen ortamlardan uzak tutulmalıdır. Çok kolaylıkla üst veya alt solunum yolu enfeksiyonu gelişebilir.
Bebeklerde ateş, beslenme azlığı, aktivitesinde azalma, çok sık dışkılama gibi normalden farklı bir durum gözlendiğinde hemen doktorunun aranması bilgi verilmesi uygun olur.
Hazırlayan: Doç. Dr. Songül Yalçın
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı – Sosyal Pediyatri Ünitesi
Bebeklerimizin yalnızca yarısı ilk bir saat içinde emzirilmektedir.
0-3 aylık bebeklerimizden yalnızca 9,4ü tek başına anne sütü almaktadır.
Biberon emmesi ile anne memesinin emzirilmesi farklıdır. Biberonun içindeki mama/su biberonun emziğinin emilmesi ile bebeğin ağzına dolar.
Biberon emen çocuğun bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Anne memesini emen çocuk yalnızca meme ucunu değil, areolanın büyük bir kısmını ağzının içine alır ve dilini areolanın altına uzatır. İçi sütle dolu lakteferöz sinüslerin çoğu areola bölgesindedir. Bebek dili ile bu kanalları sağar ve ağzına dolan sütü yutar. İçinde ister mama, ister su olsun yaşamın ilk günlerinde biberon verilen bebekler bir kez bile verilse memeden de biberon gibi emmeye çalışırlar. Bu bebekler yalnızca meme başını emerler ve dilleri ile sağma işlemi yapmazlar. Bu duruma meme başı şaşkınlığı denilmektedir. Çocuk yalnızca annenin meme başını emdiği için memeyi boşaltamaz, süt gelmediği için huzursuz olur. Çocuğun huzursuz olması anneye yeterli sütünün olmadığını yalancı süt yetersizliği düşündürür. Bebeğin etkisiz emdiği durumlarda memeler sürekli şiş ve gergindir. Yalnızca meme başının emilmesi nedeni ile meme ucunda zedelenme ve çatlaklar da oluşur. Daha çok biberon kullanılmaya başlanır. Bebek rahata alıştığı için anne memesini bir daha almak istemez. Anne de sütünün yetersiz olduğunu düşünerek ve meme başı sorunları nedeni ile emzirmeyi sürdürmek istemez.
Anne sütü ise her zaman ve her yerde hazır durumdadır. Bebeğin beklemesine gerek yoktur. Bu nedenle emzirilen çocuklar huzurludur. Bebek için emme yalnızca karnının doyurması değildir. Aynı zamanda anne ve bebek arasındaki ikili ilişkinin tam olarak gelişmesini sağlar. İlk bir yaş içinde her istediği anda annesini yanında bulan ve emzirilen çocuklarda, temel güven duygusu gelişir.
Biberon ile beslemede, beslenme süresi boyunca verilen mamanın içeriği aynıdır. Bununla birlikte anne sütünün en önemli özelliği yaşayan bir sıvı özelliği göstermesidir. İçeriği sabit olmayıp çocuğunun yaşına, fizyolojik durumuna uygun bir değişim gösterir. Emzirme döneminin başında ya da sonunda olmasına göre anne sütünün içeriği değişir. Emzirme döneminin başındaki süt suludur. Emzirme döneminin sonundaki süt ise yağlıdır, bebeğe doygunluk hissi verir. Bebek anne göğsünü gereksinimi kadar emer, biberon ile beslemede ise annesinin almasını düşündüğü kadar almak zorundadır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde obezite daha az görüldüğü bilinmektedir. Anne sütü ile beslenmede ileri yaşlarda obezite, koroner kalp hastalıkları, tip I diyabet mellitus, celiac hastalığı gelişme riski daha azdır.
Anne sütü yalnızca en ideal besleyici değil aynı zamanda en ekonomik beslenme yoludur. Biberonun temizlenmesi çok zordur ve bebekler için enfeksiyon kaynağı oluşturur. Biberon ile beslenen bebeklerde ishalli hastalıklar sık görülmektedir. Emzirmeden önce anne göğsünün temizlenmesine gerek yoktur. Her koşulda verilebilir, Mikrop bulaşması sorunu yoktur. Emzirdikten sonra da annenin bir miktar sütünü sıkıp göğüs uçlarına sürmesi temizlik için yeterlidir. Herhangi bir pomat kullanmaya gerek yoktur. Emzirme öncesi annenin yalnızca el yıkaması gerekmektedir. Çalışan anneler, anne sütünü sağarak eve bırakılabilir ve anne evde olmadığı zaman bebeğe kendi anne sütü verilebilir. Anne sütü buzdolabında 24 saat, oda ısısında sekiz saat saklanabilir. İnek sütü ise oda ısısında iki saatte bozulur. Bu sağılan anne sütünün de biberonla değil, kaşık ile verilmesi gerekmektedir. Kaşığın temizlenmesi kolaydır ve meme başı şaşkınlığı yaratmaz. Bebeklerin kaşık ile almadığı durumlarda fincan kullanılabilir. Bebek yarı oturur pozisyonda iken, bebeğin alt dudağına içinde mama bulunan fincan yaklaştırılır. Bebek dili ile fincanın kenarından mamayı alır. Bebeğin ağzına hiçbir zaman mama dökülmemelidir.
Emzirmenin üstünlükleri tartışılmaz olduğunun bilinmesine karşın biberon kullanımının halen yaygın olması düşündürücüdür. Hastanelerimizin tamamının bebek dostu hastane olması emzirmenin yaygınlaşmasını sağlayacaktır.
Hazırlayan: Doç Dr. Selahattin Şenol,
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü
3 yaşına kadar bebeklik dönemi dediğimiz süre içinde bebek bir yandan kendi biyolojik yapısını öte yandan da bu yapıyı çevresel koşullara göre düzenleme çabasındadaır.
Biyolojik yapının düzenlenmesi her ne kadar doğarken getirdiği yapısal özelliklere bağlı ise de çevresel koşulların etkisi de gözardı edilemeyecek derecededir.
Yenidoğan dönemi ile 3 yaşa kadar bebeğin uyku nitelik ve niceliğinde önemli değişiklikler olur.
Bu değişikliklerin başlıcaları
Uyku uyanıklık süresi yenidoğanda uyku lehine iken 1 yaşına gelinceye dek uyanıklık lehine dönüşür.
Nitelik olarak başlardaki hafif uykunun derin uykuya göre fazla olan oranı 1 yaşa kadar tersine dönüşür.
1-3 yaşları arasında derin uyku dönemleri daha fazla olduğundan gürültüden etkilenmeleri daha azdır.
Ancak uyku saatleri, uykuya gidiş uyuma yeri gibi çevresel koşulların bu dönemde kazanıldığı unutulmamalıdır.
Sırtüstü ya da yan yatma son zamanlarda çocuk hekimlerinin önerisidir ancak 1 yaştan sonra bebek kendi pozisyonunu bulacaktır.
En fazla 1 yaşına kadar aynı odada ancak ayrı yatakta beşikte uyuması daha sonra mümkünse kendi odası ve yatağında uyutmaya geçilmelidir.
Doymuş ve gazı çıkarılmış ve yine mümkünse günde en az 1 kez banyo almış olduğunda uykunun niteliği de iyileşecektir.
Kalın ve çok katlı giysiler, kalın yorgan, battaniyelerbebeği rahatsız edeceğinden uykusu bozulacaktır.
Sessiz ve fazla aydınlık olmayan, güvenliğinin sağlandığı bir ortam olmalıdır.
Rahatsız olduğu işareti varsa ağlama ve uyanmalarda yanına gidip rahatlatıcı tedbirler alınmalı, beklenen uyku süresi tamamlanmamış ise tekrar uykuya bırakılmalıdır.
Kucakta, arabada dolaştırılarak, salıncakta sallanarak uyutmaların yerine
banyo yaptırılıp sırtı sıvazlanarak ya da büyüklerimizin yaptığı gibi ayaklarda sallanarak uyutma yöntemini kişisel olarak daha sağlıklı bulmaktayım.
1 yaş üstü bebeklerde biberonu kendisine vererek uyutmanın güvenlik yönünden sakıncalarının yanısıra gelişimi yönünden de sakıncaları bildirilmiştir.
2 yaş sonrası anne sıcaklığını hissettirecek yumuşak ayı, bez bebek gibi oyuncaklar ona uyku arkadaşlığı yapacaktır.
Unutmayın çocuğunuzun sağlıklı gelişmesi herşeyden önemlidir. O halde konuk alma, gezmeye gitme gibi etkinliklerin onun uyku düzenini aksatmasına izin vermeyin.
Uyusun da büyüsün ninnisinin gerçek olduğunu biliyor musunuz? Çünkü büyüme hormonu uykuda salınır.
Aşırı uyku, uykusuzluk ya da düzensiz uyku gibi sağlıklı olmayıp nedenini doktorunuza sormalısınız.
Hazırlayan: Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü
Sosyal Pediyatri Anabilim Dalı
Bebeğinizi 4-6 ay sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu dönemde ona ek gıda vermeyiniz. Bebek 4-6 aydan önce ek gıda almaya hazır değildir ve bu dönemde ek gıda başlanmaması için çok önemli sebepler vardır:
Bu dönemde ağzına verilen yiyecekleri dili ile dışarı atar.
Bu aslında bebeğe erken dönemde ek gıda verilmesini önleyici doğal koruyucu bir reflekstir.
4-6 aydan önce ısırma, çiğneme-yutma hareketlerini koordineli olarak yapamaz.
Tam olarak başını dik tutamaz, oturamaz.
Böbrekleri ek gıda ile alınan proteinlerin artıklarını ve mineralleri yeterince atamaz.
Nişastalı besinleri sindirmekte güçlük çeker.
Barsağın yeterli olgunluğa ulaşmadığı bu dönemde verilen yiyecekler besin hassasiyeti ve allerjilere yol açar.
4-6 ay arasında her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren ipuçları bekleyin.
Bu ipuçları şunlardır:
Ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması dudaklarına kaşık değdiğinde ağzını açmasıyla beraber dilini dışarı doğru çıkarmaması Başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi
Isırma, çiğneme-yutma koordine hareketlerinin başlaması Herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi
Başlangıçtaki emme şeklinin daha olgunlaşması ve emmenin adeta bir sıvı içiyormuşçasına güçlenmesi Parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi
Diş çıkarmaya başlaması Yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi ve yiyecek verilince ağzını açması
Altıncı aydan sonra her bebek ek gıda almaya hazırdır. Ek gıdaya başlanması altı aydan sonraya geciktirilmemelidir. Altıncı aydan sonra bebeğin ek gıdaları kabul etmesi güçtür.
Bebeğinize ek gıda başlarken aşağıdaki noktalara dikkat edin.
Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçin.
Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır.
Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın.
Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.
Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.
Yeni besinleri bebeğiniz aç iken deneyin. Onur yorgun olmadığı ve sakin olduğu bir dönem seçin.
Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak tutun.
Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayın, az miktarda başlayıp, miktarı zamanla 3-4 gün artırın.
Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin.
Ek gıdaları bebeğe uygun bir kaşıkla verin, biberon kullanmayın.
Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin.
İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin.
Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin.
Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir.
Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır.
Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin.
Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar.
Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin et, yumurta, mercimekli baklagiller, pekmez ek gıdalar verin.
Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin taze sebze ve meyve olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.
Üç yaşın altındaki çocuklar günde altı öğün beslenmelidir.
Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.
Beş yaşına kadar çocuğunuza fındık, fıstık, çekirdek gibi küçük kuru yemişler vermeyin. Bunlar nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin zarar görmesine neden olabilir.
9-12 ay Aile sofrasına oturur.
7-9 ay Çoklu karışımlar
6-7 ay İkili karışımlar
4-6 Tekli karışımlar
Doğum ANNE SÜTÜ
Verilecek Ek Besinler
4-6 ay
Çocuğunuza tek bir gıda türü içeren yumuşak, topaksız, yarı sıvı tekli karışımlar verin. Bu gıdalara en iyi örnekler;
yoğurt
meyve püreleri ve meyve suyu elma, şeftali, muz gibi
sebze püreleridir kabak, havuç, patates gibi
6-7 ay
Çocuğunuza iki çeşit gıda içeren ikili karışımlar verin. Besinleri ince ince kıyın veya rendeleyin bir sıvı veya yoğurtla karıştırın. Bu gıdalara örnekler;
yoğurtlu sebze püreleri
meyveli yoğurt
tavuklu sebze
etli sebze
tarhana çorbası
yoğurt çorbasıdır
Ayrıca bu dönemde yumurtanın sarısı, beyaz peynir gibi kahvaltılıklarda vermeye başlayın. 7-9 ay
Artık çocuğunuza üç veya daha fazla besin türü içeren çoklu karışımlar verebilirsiniz. Bu gıdalara örnekler;
sebze çorbası
dolma
baklagiller
ızgara köftedir
Çocuğunuzun yemeklerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Dokuzuncu aydan sonra çocuğunuz aile sofrasına oturabilir.
Türkiye de, annelerin yüzde 49 u bebeklerinin sağlıklı beslenip beslenmediği konusunda tedirginlik yaşıyor..
Ürünlerini uluslararası pazarlayan bir mama firmasınca yapılan araştırmaya göre, sağlıklı beslenme konusunda, Türk anneleri, batı ülkesindeki annelere oranla daha tedirgin.
Türk annelerin ve birinci endişeleri bebeklerinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi. Bu durum bebek 2 yaşına bastıktan sonra daha da kuvvetleniyor… Yine, araştırma, annelerin yüzde 50 sinin çocuklarının gelecekte obezite olabilirliği hakkında herhangi bir kaygı taşımadığını da ortaya çıkardı.
Araştırmada, annelerin endişeleri bebek 0-3 aylıkken yüzde 37 olarak tespit edilirken bu oran 25-36 ay arasında ise yüzde 58 e yükseldiği belirlendi. Türkiye de annelerin yüzde 49 u bebeklerinin sağlıklı beslenip beslenmediği konusunda tedirginlik yaşarken, bu oranın İngiltere de yüzde 24, İrlanda da yüzde 18, Hollanda da ise yüzde 3 civarında olduğu kaydedildi.
Araştırmaya göre, Türk bebeklerinin yüzde 24 ü, 4 üncü ayda yetişkinler için yapılan ev yemeklerini yemeye başlıyor. Dört bebekten üçü 8 inci aydan itibaren ailesi ile aynı yemekleri yiyor. Tuz, salça hazır ya da ev yapımı, şeker, baharatın yemeklerinin ayrılmaz parçası olduğunu ortaya koyarken, bebeklerin yüzde 60 ının bir yaşına gelmeden tuzlu, yağlı, baharatlı yetişkin yemeklerine başladıkları belirlendi. Ortalama, 1-2 yaşlarındaki bebekler günde 1,6 porsiyon, 3 yaşından itibaren de günde 2 porsiyondan fazla yetişkin yemekleri tüketiyor.
Bu nedenle Türk bebeklerinin tuz alımının tavsiye edilen miktarın üstünde olduğu belirtilen araştırmada, uzmanların ise 6 aylık bebeğin bir günlük tuz ihtiyacını yarım çay kaşığı, 12 aylık olanın da 1 çay kaşığı olduğunu belirttikleri kaydedildi.
Türkiye de annelerin yüzde 97 sinin bebeğin yediklerinin besin değerine değil miktarına önem verdikleri de ifade edildi.
MEYVE TÜKETİMİ
Bir yaşını geçmiş dört bebekten birinin her gün meyve yemediği, ayrıca ortalama günde tüketilen miktarın, tavsiye edilenin sadece yarısı kadar olduğu, yürümeye yeni başlayan çocukların yüzde 20 sinin her gün meyve yemediği, ortalama günlük tüketimin 40 gram olduğu, bunun da tavsiye edilen seviyeden 70 gram az olduğu kaydedildi.
Türk bebeklerinin sebze tüketiminin yüzde 49 olarak görünmesine karşın bebeklere verilen sebzelerin büyük kısmını domates ve salatalık oluşturuyor. Çocukların yüzde 40 ı 7 aydan önce çikolata, kek, yetişkin bisküvisi gibi abur-cubur olarak ifade edilen ürünleri tüketmeye başlıyor.
Annelerin yüzde 70 inden fazlası bebeklerine öğün aralarında şekerleme türü gıdalar veriyor. Yine, araştırma, annelerin yüzde 50 sinin çocuklarının gelecekte obezite olabilirliği hakkında herhangi bir kaygı taşımadığını da ortaya çıkardı.
Bebeklerde dilin gerçekten anlaşılması 8 inci ay dolaylarına rastlıyor ve anlama, dili kullanmaya öncülük ediyor. Sağlıklı dil gelişimi için çocukla çocuk gibi konuşmamak gerekiyor.
Bebek kelime kullanmaya başlarken, ilk sözlerinin baba, cici, mama, meme, ninni gibi kısa ve tekrar eden heceler olduğu belirten uzmanlar, çocuğun sağlıklı dil gelişimi için onunla çocuk gibi konuşmak yerine, kelime ve cümlelerin dil kurallarına uygun kullanılması gerektiği vurguluyor.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı tarafından gerçekleştirilen araştırmada, dilin anlatma ve anlama dili olarak iki bölüme ayrıldığı, bebeklerin dil gelişimi için doğuştan donanımlı olduğu ve duymaya karşı son derece hassas oldukları belirtildi.
Araştırmada, bebeklerin 1 aylıkken, yaptığı rastgele hareketleri duyduğu bir ses ile durdurduğu ve ani ses ya da gürültüyle sıçradığı, 2 nci ayda konuşanı dinler göründüğü ve gülümseyebildiği, 4 üncü ayda kızgın ve hoşnut ses farkını anladığı, 6 ncı ayda bay bay, mama, dede gibi kelimeleri tanıyor göründüğü, 8 inci ayda adı söylendiğinde, 9 uncu ayda da hayır denince hareketini durdurduğu vurgulandı.
Araştırmadan çıkan sonuçlardan biri de bebeğin ilk yaşında ise sözel isteklere jestlerle yanıt verdiği, 12-14 üncü aylarda her hafta bazı yeni kelimeleri anlar göründüğü ve konuşanın duygusal tonunu daha iyi anladığı, 16-18 inci aylarda 150 kadar kelimeyi anladığı, 18-20 nci aylarda istenmesi halinde büyük resimlerde bedenin çeşitli parçaları ve giysilere ilişkin çeşitli maddeleri gösterebildiği ve otur, buraya gel, yapma fiillerine uygun tepkiler verdiği.
1 YAŞINDA ANLAŞILAN İLK KELİMELERİ SÖYLÜYOR
Araştırmaya göre, doğumdan sonraki birkaç gün içinde bombardıman şeklinde gelen tüm sesler arasından insan sesini, hatta annelerinin sesini ayırt edebilen bebekler, 2-3 hafta sonra ağlama, esneme ve homurdanma, 1 ay sonra hoşnutluk sesleri, 2 ay sonra refleks ağlama, öksürme ve esneme, 2-5 ay sonra gıgıldama ve gülümseme, 4-8 aylar arasında ses oyunları ve agulama, 6-11 aylar arası hecelerin tekrarından oluşan sesler, 11 inci ayda kelimelerin taklit edilmesini gerçekleştiriyor ve 1 yaşında da anlaşılır ilk kelimelerini söylüyor.
Araştırmada, ilk yılın sonuna doğru çoğu bebeğin kelime kullanmaya başladığı, çocuğun ilk sözlerinin yalnız baba, cici, mama, meme, ninni gibi kısa ve tekrar eden heceler olduğu ve iki yaşına kadar kullandığı kelimelerin yüzde 70 inin tek heceli olduğu belirtildi.
KURALLARA UYGUN KONUŞULMALI
Doğuştan konuşma yeteneğine ve organlarına sahip olarak dünyaya gelen bebeğin, bulunduğu toplumun dilini taklit yoluyla öğrendiği ve toplumla da bu dille iletişim kurduğuna dikkat çekilen araştırmada, çocuğun sağlam bir dil yapısına sahip olabilmesi için, onunla konuşurken, çocuk gibi konuşmak yerine kelime ve cümleleri dilin kurallarına uygun olarak kullanmak gerektiği vurgulandı.
Kaynak: http://www.ntv.com.tr/news/393676.asp