Türkiye’de, her 100 kişiden 70’inde cinsel işlev bozukluğu olduğu ve bunların çoğunun cinsel terapiste veya bir hekime başvurmadığı öne sürüldü.
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Sekreteri, “Cinsel Terapist” Psikolog Gülüm Bacanak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cinselliğin genel sağlığın çok önemli bir parçası olduğunu, ancak insanlarda bu bilincin tam olarak yerleşmediğini belirtti.
Türkiye’de, son yıllarda düğünde gelin veya damada kılavuzluk edilmesini sağlayan “sağdıçlık” kurumunun ortadan kalktığını ifade eden Bacanak, sağdıçlığın ortadan kalkmasıyla cinsel sorunların hızla artma eğiliminde olduğunu, hatta bunun çiftleri boşanma noktasına getirmeye, Türk aile düzenini bozmaya ve kişileri depresyona sokmaya başladığını kaydetti.
Bacanak, derneğe e-posta ve telefonla yapılan başvuruları değerlendirdiklerinde, her 100 kişiden 70’inde cinsel işlev bozukluğu olduğunu ve bunların çoğunun cinsel terapiste veya bir hekime başvurmadığını tespit ettiklerini savundu. Bu yaklaşımın cinselliğin hala tabu olduğunun bir kanıtı olduğunu ve cinsel tedavi için insanların nereye başvuracakları konusundaki bilgisizliklerinden kaynaklandığını ifade eden Bacanak, şöyle konuştu:
“Genellikle halkımızın aklına her türlü cinsel sorun için ilk önce hocalar ve medyumlar geliyor, muska yazdırılıyor. Bir cinsel terapiste veya hekime başvurulduğunda ise genellikle sorun ağırlaşmış oluyor, çözümü zorlaşıyor. Ama en kötüsü insanlarımız çözümü olmayan bir derde düştüklerini sanıp, umutsuzluğa kapılıyorlar ve cinsellikten zamanla soğuyorlar. Avrupa Birliği’ne girme sürecinde olan Türkiye için cinselliğin hala bir tabu olmasında herkesin kendi payına bir ders çıkarması ve elinden geleni yapması gerektiğini düşünüyoruz.”
“CİNSEL EĞİTİM ANAOKULUNDAN BAŞLAMALI”
Bacanak, cinsel eğitimin, toplumun genel cinsel sağlığının korunması, çocukların ve ergenlerin erişkin yaşama sağlıklı bir geçiş yapabilmelerini kolaylaştırmak açısından her geçen gün daha da önem kazandığını söyledi. Cinsel eğitimin, anaokulundan başlaması ve yasal zorunluluk gerektiğini savunan Bacanak, şunları kaydetti:
“Cinsel sağlık ve cinsel eğitim, hayatımız boyunca öğrendiğimiz ve önemsenmesi gereken önemli bir süreç olmasına karşın, üniversitelerimizin tıp fakültelerince, psikolojik danışma ve rehberlik gibi cinsel sağlık konularıyla ilgili eğitim veren diğer fakültelerince, Sağlık Bakanlığınca, ailelerimizce, öğretmenlerimizce ve diğer eğitimcilerimizce üzerinde yeterince durulan bir konu maalesef olamamıştır. Cinsel eğitimin sorumluları yalnızca doktorlar, psikologlar, öğretmenler değildir. Öğrenme önce aile içinde başlar, daha sonra okullarda öğretmen, akran grupları, doktorlar, bu alanda çalışan diğer sağlık elemanları ve medya aracılığı ile devam eder. Dernek olarak cinsel eğitimin kademeli olarak anaokulundan itibaren biyolojik değişiklikler ortaya çıkmadan verilmeye başlanmasını öneriyoruz.”
Bacanak, ayrıca okullarda öğrencilere yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, öğretmenler, okul sağlığı hemşireleri ile rehberlik ve danışmanlık hizmeti veren kişilerin sayısının cinsel sağlığı daha çok kapsayacak şekilde artırılması gerektiğini; Danimarka, Hollanda, Portekiz ve İsveç gibi AB ülkelerinde olduğu gibi okul ders programlarında cinsel eğitime yer verilmesinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Yapılan yeni bir anket sonucunda sexten uzak duran insanların en önemli nedenleri belirlendi. Amerikan Tüketici Raporları Araştırma Merkezi adlı istatistik kurumunun sonuçları açıkladığı enket yaklaşık 1000 kişi üzerinde yapıldı. Yaşları 18 ila 75 arasında değişen yetişkinlerden %52’si kadın ve %48’i erkek olarak belirlendi. Yorgunluk ve uyku ihtiyacının ilk sıraları aldığı anket sonuçlarında gerçekten çok şaşırtıcı nedenlere rastlanıyor.
Anket katılımcılarının %57’sinin evli veya partneri ile birlikte yaşadığı ve %48’inin ise 18 yaşından küçük çocuklara sahip olduğu istatistikler arasında sunuluyor.
Katılımcıların %81 gibi büyük bir yüzdesi geçen yıl bir şekilde sex yapmaktan uzak zamanlar geçirdiğini belirtiyor. Cinsellikten uzak durmalarının nedenleri ise ilk 5’te şöyle şekilleniyor:
1. Aşırı yorgunluk ve uykusuzluk: 53%
2. Kendini iyi hissetmeme ve diğer sağlık nedenleri: 49%
3. Havaya girememe: 40%
4. Çocuklarla veya ev hayvanları ile ilgilenmekten vakit ayırmama: 30%
5. İş yüzünden vakit ayıramama: 29%
Anket sonuçlarından çıkan diğer şaşırtıcı sonuçlar ise şöyle:
* Katılımcılardan %45’i bazı zamanlarda aaaa için plan yaptıklarını ve zaman belirlediklerini açıklıyor. Bununla beraber %7 gibi bir grup cinsel aktivite planlarını takvimlerinde veya PDA cihazlarında kayıtlı tuttuğunu belirtiyor.
Erkeklerin %56’sı gün içinde mutlaka sex düşündüklerini belirtirken bu oran kadınlarda %19 olarak açıklanıyor.
Genel sağlıklarından memnun olmayan kişilerin daha az cinsel aktivitede bulunduğu fakat cinsellik düşünme konusunda azalma yaşamadığını özellikle belirtiyor.
18 aşından küçük çocuğa sahip çiftlerin ise anket sonucuna göre çocuksuz çiftlere göre daha fazla cinsel aktivitede bulunduğu ise ayrıca belirtiliyor.
Disparöni, aile planlaması kliniklerinde çok karşılaşı1an bir sorundur. Aksi kanıtlanıncaya kadar disparöniyi fíziksel bir sorun olarak ele almalıdır, psikolojik olarak değerlendirilmemelidir. Çoğu kez fiziksel bir sorun vardır veya disparöni fiziksel bir sorunla birlikte başlamıştır. Normal cinsel ilişkide, cinsel uyarım vajen genişlemesine ve ıslanmasına, bu da daha fazla heyecan ve zevk duyulmasına yol açar. Her hangi bir nedenle ağrı ortaya çıkarsa, kadının coşkusu ve zevk alması önlenir, vajinal genişleme olmaz, vajinal kuruluğa yol açar. Bu durumda penis hareketleri daha da ağrılı olur. Cinsel ilişki, zevk verecek yerde ağrı uyandıran bir kısır döngüye dönüşür.
Ağrılı ilişkiden duyulan korku, ağrı nedeni ortadan kalktıktan sonra bile (örneğin ameliyat dikişlerinin iyileşmesinden sonra) devam edebilir.
Hastanın mevcut olabilecek üç değişik kökene sahip sorunu bir birinden ayırt edilmelidir.
Son iki hafta içinde ortaya çıkmış disparöni vakaları, penisin girişi veya vajen içindeki hareketi sırasında ortaya çıkan (bunlar çoğunlukla vajen veya vulvadakí (dudaklar) lokal nedenlere bağlıdır) veya vajende derin olarak ortaya çıkan (daha ileri bir pelvik patoloji veya prolabe over sendromu düşündürür), disparöni vakaları olabilir.
Disparöni 2 haftadan daha uzun süre devam etmişse, çoğunlukla kısır döngü halini almıştır. Ağrının gerçek nedeni hala devam ediyor veya ortadan kalkmış olabilir. Ancak kadının vajeni ağrı korkusu nedeniyle kuru ve dardır. Bu tip vakalar bazen, vajinismusta görülebilir.
Disparöni, şu aşamaları izleyerek tedavi edilebilir:
1-Hekim tarafından, hastaya ağrılı bölgenin ve ağrı nedeninin ne olduğunun açıkça anlatılması,
2-Mümkünse ağrı nedenini ortadan kaldırın.
3-Bol miktarda lubrikan (kayganlaştırıcı) kullanılması. Vazelinli jel kullanmayın. Kontraseptif amaçla kondom kullanılmıyorsa nemlendirici deri losyonları da kullanılabilir. Lubrikan, hem penise, hem de vulva ve vajene bol miktarda uygulanmalıdır (iki yemek kaşığı dolusu).
4-Kadının, penisin girişini kontrol etmesi önerilebilir.
5-Çiftlere, her zamanki ilişkilerine bazı hoş ve cinsel yönden uyarıcı deneyimler katmaları önerilebilir (birlikte duş yapma, cinsel ilişkiye girmeksizin karşılıklı okşama, cinsel kitaplar ve resimler gibi). Bu gibi uygulamalar vajinal genişlemeyi artırıp kuruluğu önleyerek sürtünme ve ağrıyı azaltır.
6-Pelvik patolojiye bağlı derin ağrısı olan kadınlarda (endometriozis, pelvik enflamatuar hastalık gibi), patoloji ortadan kaldırılamıyorsa penis girişine en az olanak veren koital pozisyonu denemeleri önerilir.
Penis girişi en fazla, kadının sırtüstü yatarken bacaklarını eşinin omzuna dayadığı pozisyonda gerçekleşir. Kadının bacakları göğsünden uzaklaştığı ölçüde penis girişi azalır. En az giriş, kadının sırtüstü yatar durumda bacaklarını düz olarak uzattığında mümkün olur. Bu pozisyonda, penis girişi az olmakla birlikte kadın bacakları ile labiumları sıkıştırarak vulvar teması artırabilir.
Eğer vajinal ilişki hiç mümkün olmuyorsa, interfemoral ilişki denenebilir. İnterfemoral ilişkide, kadın sırtüstü veya yüzükoyun, ayak belikleri birbirine kenetlenmiş şekilde yatar. Bu pozisyon, kadının bacakları ve vulva arasında, vulva ve penis stimülasyonuna izin verecek ve vajinal ilişkiye bir alternatif oluşturabilecek üçgen şeklinde bir alan oluşturur. Bazı zayıf kadınlarda bu alan, fazla geniş olursa da kadın, penisi vulvada tutmak için parmaklarını kullanabilir.
Disparöni tedavisinin sonucu, uzun süreli hastalarda bile, çok iyidir.
Stockholm’de düzenlenen Avrupa Üroloji Birliği (EAU) kongresinde sunulan araştırmalar, tatmin sağlayıcı cinsel ilişki süresinin sanılanın çok daha altında olduğunu ortaya koydu
ABD Mid-Michigan Sağlık Merkezleri Tıbbi Direktörü Dr. Matt Rosenberg, “Cinsel ilişkinin saatlerce sürmesi gerektiği yönündeki genel kanının aksine, ABD ve Kanadalı cinsel ilişki terapistlerinin yürüttüğü yeni bir çalışmada, tatmin edici cinsel ilişkinin 7 ila 13 dakika arasında sürdüğü ortaya koyuldu” dedi. Bu sürenin yaşla birlikte düştüğüne işaret eden Rosenberg, “Dünya nüfusu yaşlanmaya devam ettikçe, 40 yaşın üzerindeki erkeklerde sertleşme sorununun yaygınlığı artacak. Bu sorunun çözümünde hedefler, yalnızca sertliği artırmak yerine, tatmin edici bir cinsel yaşamın yeniden sağlanmasına yöneltilecek olursa tedavinin sonuçları iyileşir” diye konuştu. Cinsel tatmini partneriyle paylaşmanın erkeğin cinsel deneyiminin önemli bir unsuru olduğuna işaret eden Rosenberg, bu konuda son dönemde geliştirilen ilaçların olumlu etki gösterdiğini söyleyerek, “Araştırmalar Bayer Schering Pharma’nın ilacı Levitra’nın uzun ve sürekli sertleşme sağladığı belirlendi” dedi.
İtalyan bilim insanları ultrason kullanarak “G” noktasının varlığını kanıtladı. Ancak New Scientist’te yayınlanan makaleye göre kadınların sadece dörtte birinde bu nokta mevcut.
L’Aquila Üniversitesi uzmanları vajinal orgazm olabilen kadınlarla bu orgazmı yaşamayan kadınlar arasında açık bir anatomik fark saptadı. Bilimciler ilişki sırasında vajinal orgazm olabilen “Şanslı kadınların” idrar yoluyla vajinaları arasındaki bölgede diğerlerine nazaran daha kalın bir doku bulunduğunu ve “G” noktası diye adlandırılan bu bölgenin tıbben kolaylıkla saptanabildiğini söyledi. Bu kalın dokuya sahip kadınların vajinal orgazmı yaşadıklarına veya öğrenebildiklerine dikkat çeken uzmanlar tıbbi kontrolden geçirilen 30 kadından sekizinde “G” noktasına rastlanıldığını bu sekiz kadının da sadece beşinin vajinal orgazmı yaşadığının belirlendiğini ifade ettiler.
olarak iyi bir uykunun reçetesinde olması gereken, şarabı ve kalın sulu bifteği içeren bir yemek ve devamında bol çikolatalı tatlı gelmektedir.
Düşük yağ, düşük kolesterollü Cinsel Gücü Arttıran Diyeti uygulayarak ve biraz egzersiz yaparak(sağlığınızı iyileştirmek ve aynı zamanda cinsel organlara kan akışını arttırmak için ) siz ve partneriniz sağlıklı cinsel hayatınızın keyfini uzun seneler çıkartabilirsininiz.
Bu diyet aşağıdakiler sayesinde yardım eder:
• Eğer herhangi bir şey genel sağlığınız için iyi ise aynı zamanda cinsel hayatınız içinde iyidir. Bu yüzden bu diyet daha dinç hissetmeniz için az yağlı ve iyi dengelenmiş besin seçenekleri içermektedir.
• Afrodit’in suda doğduğu söylenir dolayısıyla da birçok deniz besini afrodizyak olarak isimlendirilmiştir. Bu beslenme planı, hisleri harekete geçirecek lezzetli deniz besinleri içermektedir.
• Biber, cumin, arnavutbiberi gibi baharatlar vücudu ısıtırlar. Bu diyet ısıyı arttıracak baharatlar içermektedir.
KAHVALTI
Birinci seçenek:
Pudra şekerine batırılmış çilek
Taze sıkılmış portakal suyu
Omlet
İkinci seçenek:
Greyfurt üzerine maraşino kirazı
Kızarmış ekmekler üzerinde kırmızı soğanlı, yağsız krem peynirli ve marullu, tütsülenmis somon
Taze çekilmiş kahve
Üçüncü seçenek:
Pankek
Taze kiraz
Greyfurt suyu
Cappuccino
ÖĞLE
Birinci seçenek:
Çilek tutkusu çorbası
Tam tahıllı peynirli kraker
Zeytinyağlı kuşkonmaz salatası
Taze armut
İkinci seçenek:
Nicoise salatası
Tuscan ızgarada sarımsaklı ekmek
Yağsız çikolatalı brovni
Üçüncü seçenek
Fransız ekmeğinden pizza
Zeytin
Fındıklı ve kuruyemişli taze elma dilimleri
AKŞAM
Birinci seçenek:
İstiridye bienvielle
Karışık yeşil salata
Haşlanmış armut
İkinci seçenek:
Enginarlı sotelenmiş tavuk
Parmesanlı sıcak ekmek dilimleri
Yeşil salata
Çikolataya batırılmış taze kiraz, çilek
Üçüncü seçenek:
Tatlı ıstakoz kuyruğu
Ispanak salatası
Sıcak sandviç ekmeği
Düşük kalorili çikolatalı pasta
Yapılması Gerekenler
• Lezzetli, değişik ve belki nadir bulunan yiyecekleri tercih edin.
• Tabaktaki yiyeceklerin afrodizyak sayılan ,enginar, istiridye, çilek ve çikolata olmasına özen gösterin.
Uzak Durulması Gerekenler
• Özellikle geceleri yediğiniz yağlı yiyecekler. Kan akışını sindirim sistemine yönlendikleri ve üreme sisteminden uzaklaştırdıkları için yağın sindirimi uzun zaman alır.
• Çok fazla alkol kulanılması. Az miktarda alındığında alkol rahatlatıcı bir etki yaratırken fazlası uyutucu etki yaratır.
ALINTIDIR…
Modern yaşamın ve ekonomik krizin libido kaybına (cinsel arzuda azalma) neden olduğu savunuluyor!
Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV) Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, modern yaşam ve ekonomik krizin libido kaybına (cinsel arzuda azalma) neden olduğunu savundu.
TAJEV’in Antalya’da düzenlediği 8. Türk Alman Jinekoloji Kongresi başladı. Kongreye katılan TAJ Başkanı Prof. Dr. Ünlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günümüzde yoğun stres ve toksik maddelerin etkisiyle kadınlarda yumurtalığın daha erken yaşlandığını, erkeklerde ise sperm sayısının radikal şekilde düştüğünü söyledi.
Çevre zehirleri, toksik maddeler, radyasyon ve giderek daha stresli hale gelen şehir yaşamının birçok sağlık sorunuyla birlikte üreme problemlerini de beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ünlü, bunların en önemlilerinin, kadınlarda erken menopoza kadar giden yumurtlama bozuklukları, erkeklerde de spermin hareketlilik oranının azalması olduğunu kaydetti.
-SPERM SAYISINDA RADİKAL DÜŞÜŞ-
“Libidoda azalma ve erektif bozukluklar daha çok karşımıza çıkıyor” diyen Prof. Dr. Ünlü, bu sorunların kısırlığa neden olabildiğini de vurguladı.
1950’li yıllarda erkeklerde bir mililitredeki sperm sayısının 250 milyon olduğunu anlatan Ünlü, “Son 50-60 yılda erkeklerin ortalama sperm sayısı mililitrede 250 milyondan 20 milyona düşmüş durumda. İleride bunun ne getireceğini bilemiyoruz” dedi.
Her geçen gün daha çok sayıda kadının, ’yumurtalıklarının daha az çalıştığı’ ya da ’erken menopoz’ şikayetiyle kendilerine başvurduğunu belirten Prof. Dr. Ünlü, yumurtalıklarından ameliyat geçiren, yaşı ilerleyen ve ailesinde erken menopoz öyküsü bulunan kişilerin, çocuk doğurma arzularını uzun yıllar ertelememelerini istedi.
-STRESTEN KURTULMAK ÇOCUK SAHİBİ OLMAYI KOLAYLAŞTIRIYOR-
Cinsel istekte azalmanın tamamen modern yaşamla ilgili olduğunu dile getiren Prof. Dr. Cihat Ünlü, şunları söyledi:
Hastalarımızın çoğu cinsel isteksizlikten şikayetçi. Eskiden sadece kadınlar bu konuda başvururdu artık erkekler de geliyor. Çünkü modern yaşam, yoğun iş stresi, ekonomik krizler insanın kafasını sürekli meşgul ediyor. Tabii ki bir insanın sağlıklı cinsel yaşamı olması için her şeyden önce rahat olması, birtakım sorunlarla boğuşmaması lazım.
Stres, trafik, egzoz, toksik maddeler, insan ilişkilerindeki problemler cinsel yaşamda bozukluk tarzında kendisini gösteriyor. Pek çok çift de bundan şikayet ediyor. İşin tuhafı hormonlarıyla ilgili bozukluk olduğunu düşünüyorlar. Oysa ki sorun, kesinlikle modern yaşamın yansımasıdır. Bu yüzden çiftlere psikoterapi ve birbirlerine daha çok zaman ayırmalarını öneriyorum.
İnsanların iş ve yoğun stresten kurtulup kendilerine, sosyalleşmeye daha çok zaman ayırmaları çocuk sahibi olmalarını kolaylaştıracaktır.”
-MODERN KADIN YUMURTALARINI SAKLIYOR-
Prof. Dr. Ünlü, 40 yaşlarında, çalışan ve şu an çocuk sahibi olmak istemeyen kadınların da yumurtalarının dondurulması talebiyle yaptıkları
başvuruların arttığını bildirdi. Bu kadınların yumurtalarını dondurarak sakladıklarını dile getiren Ünlü, “Bu, günümüzde bize sık sık müracaat edilen bir konu olmaya başladı. Beş sene önce böyle bir müracaat almıyorduk, ama şimdi modern kadın bilgiye daha çabuk ulaştığı ve doğurganlık çağının sınırlı olduğunu bildiği için bize geliyor” dedi.
Vajinal mantar sorunu kadınların sıkça karşılaştıkları sorunların başında geliyor. İşte kolayca uygulanabilecek doğal çözümler…
Vajinal mantar enfeksiyonuna neden olan “candida 3ns” mantarları aslında her kadının vajinasında doğal olarak varajina florası sağlıklı olduğu sürece de herhangi bir probleme yol açmıyorlar. Ancak zayıflayan bağışıklık sistemi, antibiyotik kullanımı veya doğum kontrol hapları kullanımı gibi nedenler vajina florasını bozabiliyor, bunun sonucunda da 3 hücreleri aktif hale gelip çoğalmaya başlıyor. İlaç /isiyle yakınmalar büyük bir oranda gideriliyor. Ayrıca latif yöntemler de tedaviye yardımcı olabiliyor.
Aromaterapi: Enfeksiyonun ilk dönemlerinde, aroma arıyla yapacağınız oturma banyosu yakınmalarınızın hafiflemesini sağlayabiliyor: 1 yemek kaşığı ölüdeniz tuzu ile e lavanta karışımından oluşan 5 damla yağı kaynar suya edin. İsterseniz suyun içine, kabuğunu soyduğunuz 1 diş sarımsak da atabilirsiniz. Ardından suyun üzerine doğru çömelerek buharın vajinal bölgenize ulaşmasını sağlayın.
Şifalı bitkiler: Büyük bir pamuk parçasını, hazırlamış olduğunuz papatya çayına daldırın. Ardından vajinal bölgenizi bu pamukla, sabah ve akşam olmak üzere, günde 2kez önden arkaya doğru yavaşça silin. Aynı işlemi isterseniz defne yaprağıyla da yapabilirsiniz: Bir miktar defne yaprağını dalları ve yemişleriyle birlikte 1 litre suda kaynattıktan sonra süzün. Vajinal bölgenizi bu suyla günde 2 kez yıkayın.
Demirhindi çayı da vajinal mantara karşı etkili olabiliyor: Bir fincan kaynar suyun içine 1 çay kaşığı demirhindi katıp çayın demlenmesi için kısa bir süre bekleyin. Çayı süzdükten sonra sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez için.
Erkekler de kadının uyarıldığı bölgelerden uyarılabilir. Göğüs uçları, kulak içleri ve ense kadın ve erkekte ortak erojen bölgeler. Erkeklerin G noktası ise testislerle anüsün arasında yer alıyor.
Erkeklerin G noktasını bulmak kolay.Ancak, çoğu zaman erkekler anüslerine yakın dokunulmasından hoşlanmadıklarından, buna izin vermiyor. Erkeğin G noktası anüsten bir baş parmağı mesafe uzaklıkta. Kolayca ulaşmak için sırtüstü yatarak bacakların karın bölgesine çekilmesi tavsiye ediliyor. Baş parmakla ulaşılmak istenen bölge prostat. Dışarıdan G noktasını uyarmak için testisler ile anüs arasındaki bölgeye baskı uygulamak yeterli.
Testislere yapılan basınç, olgunlaşmak için epididimis kanallarına geçmeyi bekleyen spermlere de etkide bulunur. Sevdiğiniz adamı mutlu etmek için erojen bölgede dolaşırken dikkatli olunmalı:
- Dairesel hareketler yapın.
- Kesinlikle çok yavaş olun, çok hassas bir bölge, kendinizi kaptırıp biraz sertleşirseniz can yakabilir. Bu da konsantrasyonu dağıtır.
- Sekse başlar başlamaz erojen bölgede gezinmeyin. İlk zamanlar partneriniz rahatlamaya çok yaklaştığı anlarda başlayın. Zamanı giderek öne çekin.
- Kesinlikle sert bir tenle yapmayın, onu zımparalıyormuş gibi olmasın. Kayganlaştırıcı veya o işlevi görebilecek kremler sürebilirsiniz. Elleriniz de buz gibi olmasın.
Parmak uyarımı güzel ve doyurucu bir yöntem. G noktası uyarımı son derece doğal ve normal bir seks eylemi. Bunu keşfetmiş ve yaşayan bir erkeğin (kendi cinsinden duygusal olarak hoşlanmıyorsa) eşcinsellik gibi bir eğilimi yoktur. Anal uyarım, insan vücudundaki çok sayıdaki erojen bölgelerden sadece birini kapsar.
ERKEĞİN GİZLİ ZEVK NOKTALARI
‘IVillage’in cinsellik koçu Dr. Patti Britton’a göre, erkeklerin aslında 2 G noktası var. İlki ‘frenulum’: Penisin hemen altındaki hassas bölge. Dr. Britton “ Bu seks noktası, dokunulduğunda erkeğe kendinden geçirici bir his yaratır. Sinir uçlarının bir demeti ve canlandırıldığında özellikle hassas olur” dedi. İkincisi ise ‘perineum’: Testiküller ile anüs arasındaki deri. Müstehcenleşmeden önce, bu noktanın dokunulduğunda ekstra zevk veriyor çünkü bu bölgeye seks sırasında dokunulduğunda penisi daha uzun süre sert tutuyor. Dr. Britton bu noktayı ‘kutsal seks noktası’ olarak adlandırıyor.
ERKEĞİ NE MUTSUZ EDER?
Evlilik uzmanlarına göre erkek, kadına kendini en bilinmeyen ve doğruluğundan kuşku duyulmayacak biçimde kanıtlamaya çalışırken, kadının onun bu çabasını hafife alacak bir davranışta bulunması, erkeğin sonsuza kadar uzaklaşmasına neden olabiliyor. Bu nedenle uzmanlar sevişmeye karar verildiğinde, her iki tarafın da dikkatli olmasını öneriyor.
Örneğin sevişme sırasında kadının komplike cümleler kurması da, eşinin dikkatini dağıtıyor. Bu durumda erkek, kadının aklının başka yerlerde olduğu hissine kapılıyor ve onun sevişmeyi gerçekten isteyip istemediğinden emin olamıyor.
‘Ereksiyon bozukluğu’, ‘evlilik hakkında şüpheler’, ‘alkol ya da uyuşturucu madde bağımlılığı’, ‘fiziksel hastalık ya da rahatsızlık’, ‘geçmişte yaşanan travma’, ‘seksi bir ceza olarak görme’,'her iki tarafın da depresyona girmesi’, ‘Libidoyu etkileyecek meditasyonlar’ ve genetik cinsel iştah bozukluğu erkeği mutsuz eden diğer önemli faktörler.
MUTLULUK REÇETESİ
- Mutlaka bir evlilik terapistine gidin
- Bir süre ayrı yaşayın
- Çabalarınız başarısızlıkla sonuçlansa bile birlikte kalın. Eşinizi aşkınız, seks partneriniz olarak değil de en iyi arkadaşınız olarak görün.
- Erkeklerin isteklerinin azalması bir değil, pek çok konunun birleşiminden doğar.
Sorunun üstesinden gelmenin en basit yöntemi ise konuşmak ve can kulağıyla bir zamanlar aşık olduğunuz erkeği dinleyip, anlamaktır.
Tuvaletten çıkınca poponuzu çok sıkı bastırarak temizlemek ve bikini bölgesi kuruluğunu parfümlü losyonlarla gidermeye çalışmak; cinsel sağlığı kötü etkiler..
Kadınların cinsel sağlıklarıyla ilgili en ufak hataları, hiç beklenmedik bir anda ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Yılda bir kere jinekoloğa gidip, gerekli testlerden geçmek ise çok ciddi rahatsızlıklardan korur. Bu gerçekten yola çıkan Cosmopolitan dergisi; ‘kadınların en sık yaptığı’ cinsel sağlık yanlışlarını sıraladı:
* PARFÜMLÜ LOSYON
Bikini bölgesinde cilt çok hassastır. Ağda ve tıraş, bu bölgede cildin çok fazla kurumasına sebep olur. Birçok kadın bu kuruluğu gidermek için nemlendirici kullanır. Bu çok yanlış bir davranıştır çünkü; kimyasal maddeler içeren parfümlü ürünler vajina bölgesini tahriş eder. Ayrıca birçok parfümlü losyon, bakterilerin oluşmasına sebep olan şekerli maddeler içerir. Bu da mantar enfeksiyonu riskini artırır. Cinsel sağlığınız için bikini bölgesine parfümsüz ürünler kullanmaya özen göstermelisiniz!
* KORUNMASIZ SEKS
Doğum kontrol yöntemi olarak prezervatif kullanmak ilişkinin en heyecanlı anında çiftlere zor gelebilir. Geri çekme ya da takvim yöntemi ise ‘beklenmedik bir hamilelik’ riskine zemin hazırlayabilir. Bu yüzden korunmalı ilişki yaşayın. Doğum kontrol hapı (doğru kullanıldığında yüzde 99 koruma sağlar) veya prezervatif (yüzde 98 etkilidir) gibi yöntemler mutlu bir cinsel yaşam için gereklidir.
* YANLIŞ TEMİZLİK
Bikini bölgenizde eğer bir zedelenme hissediyorsanız, temizlenme yönteminizi bir kere daha gözden geçirin! Temizlerken bölgeyi çok bastırmak, tuvalet kağıdının cildin çatlaklarının içine girmesine ve bakteri oluşumuna neden olur. Bu bölgeyi tuvalet kağıdıyla hafif vuruşlarla önden arkaya doğru temizlemelisiniz. Aksi şekilde, arkadan öne doğru temizlendiğinde bakteriler ön tarafa bulaşabilir.