Uykusuz erkekler daha şanslı galiba:
“ABD’de yapılan bir araştırmaya göre günde 5 saatten az uyuyan kadınların kalp krizine yakalanma riski sekiz saat uyuyan hemcinslerine oranla yüzde 45 daha fazla.
Kadın vücudunun günde ortalama 8-8.5 saat uykuya ihtiyaç duyduğunu belirten uzmanlar, yetersiz uykunun başta kalp rahatsızlıkları olmak üzere konsantrasyon eksikliği, yüksek tansiyon, şeker, depresyon ve kanser gibi hastalıkları tetikleyebileceğine dikkat çekiyor. Uyuma zorluğu çekenlere tavsiyelerde bulunan uzmanlar şu noktalara dikkat çekiyor:
• Her gün aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkın.
• Serin ve karanlık bir odada uyuyun.
• Yatmadan önce zaman ayırıp stres atın.
• Seslerden rahatsız olmamak için kulak tıkacı kullanın.
• Düzenli, tempolu bir yürüyüş yapın. Bu yüzde 70 daha iyi uyumayı sağlar.
• Yatmadan hemen önce yemek yemeyin”
(Tavsiyeler size de şaka gibi geldi mi )
Alıntı: e-kolay.net/sağlık
Meğer saçlarımın ve cildimin yağlı olmasının sorumlusu da
uykusuzlukmuş:
Ergenlik çağına gelinceye kadar herkesin cildi yağ ve nem dengesi bakımından normaldir. Ama 13- 14 yaşlarında seksüel hormonlar faaliyete geçmeye başlayınca işler değişir. O pürüzsüz ve saydam çocuk cildi hemen herkeste biraz da olsa yağlanır. Ergenlik sivilceleriyle karşılaşmayan gençlerin sayısı oldukça azdır. Bu geçiş döneminden sonra cilt tipleri farklılaşır. Kimi insanların payına da yağlı bir cilt düşer. Bu bir talihsizlik midir? Böyle denilemez. Şanslı olanlar sadece normal cilde sahip olanlardır. Kuru, karma ve yağlı ciltler de özenle dengede tutulabilirler. Yağlı ciltlere, kurutucu ve tahriş edici bir bakım uygulanmadıkça, kolay kolay kırışmazlar ve daha güzel görünürler. Bu açıdan avantajlı bile sayılırlar. Aslında kadınlarda aşırı yağlı cilde pek sık rastlanmaz. Bu sorun daha çok erkeklere özgüdür. Cildimizin tipi, buluğ çağında, hamilelik ve menopoz döneminde veya ara mevsimlerde değişebilir. Özellikle sonbaharda yağlanma artar. Bu dönemlerin dışında değişiklikle karşılaşılacak olursa, önce kullanılan ürünlerden, sonra hormonal sorunlardan kuşkulanmak gerekir.
* Benim cildim neden yağlı? Cildin yağlı olması, çoğunlukla kalıtımsaldır. Bazen temizliğin ihmal edilmesi, yanlış kozmetik-bakım ürünleri, aşırı stres, metabolizmanın bozulması, bazı kan dolaşımı rahatsızlıkları, hormonal sorunlar ve sağlıksız beslenme cildin fazla yağlanmasına neden olabilir. Uykusuzluk ve stres yağlanmayı geçici olarak artırır. Örneğin uykusuz bir gecenin ardından, saçlarımız sanki 1 hafta yıkanmamış gibi yağlanabilir.
Kaynak: www.sabah.com.tr
__________________
Dr.Burak Erdamar’a göre :
-İdeal kilosundan en az beş kilo fazlası olanlar :
Fazla kilolar ağız içerisinde ve küçük dilde de birikir. Ve o bölgeleri daraltır. Hava da dar yerden geçerken zorlanır. Gürültü çıkar, yani horlama olur. Kişinin vücuduna giren oksijen miktarı azalır. Kalp, beyin ve solunum yolu hastalıklarına yatkınlık ortaya çıkar.
-Kalın boyun çevresi olanlar:
Kalın boyun çevresi ağız içerisinin daralmasına yol açacağından, fazla kilo ile benzer etki göstererek olumsuzluk yaratır.
- Burnundan nefes alamayanlar :
Burundaki bir hastalık nedeniyle, gece uykuda burnunu kullanamayan kişiler ağızlarını açarak uyumak zorundadırlar. Ağız açıldığında da, dil arkaya düşer ve bu düşüş yine ağız içinin daralmasına yol açar.
__________________
Gece uyurken tekme atanların kilometrelerce yol yürümüş gibi yorgunluk hissettiği belirtildi.
Dicle Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Uyku Bozuklukları Merkezi Sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Gökhan Kırbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, peryodik hareket sendromu bozukluğu olan hastaların gece uyurken ayak başparmağını, ayak bileğini oynattığını ya da tekme attığını belirterek, bu rahatsızlığı bulunan kişilerle evli olanlardan bazılarının eşinin gece uyurken tekme atmasından şikayetçi olduğunu söyledi.
Kırbaş, çocuklarda sık görülen bu durumun ergenlikte büyük ölçüde sona erdiğini anlatarak şöyle konuştu:
”Ancak sendromu devam edenler uyuduğu süre içerisinde hareketi sürekli tekrarlıyor. Bu hastalar uyurken tekme attığı için uyandığında kilometrelerce yol yürümüş gibi yorgunluk hissediyor. Hastalar bunun farkında değil. Bunun çeşitli nedenleri var. Böbrek rahatsızlığı, demir veya magnezyum eksikliği gibi nedenlerden kaynaklanıyor.
Bu rahatsızlık özellikle orta ve ileri yaşlarda romatizmal hastalık zannediliyor. Hasta sabaha kadar ayaklarını hareket ettirdiği için ayak kasları kasılıyor. Uyandıktan sonra gün boyunca bacaklarında ağrı hissediyor. Yaşlılar bunu romatizmal hastalık zannedip fizik tedavi görüyor ya da kaplıcalara gidiyor. Aslında teşhisi ve tedavisi basittir. Teşhisi uyku merkezinde bir gecede tespit edilebiliyor. İlaçla tedavi yapılıyor.”
(AA)
Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gun98.html
Sağlığı ciddi ölçüde tehdit edebilecek sorunlara yol açabilen uykusuzluktan, Türkiye’de en çok kadınların şikayetçi olduğu bildirildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Baklan, “Uyku beynin işidir. Uykusuzluğun içinden ikincil nedenler çıkarıyoruz” dedi.
En fazla rastlanan uykusuzluk sebebinin, tedavi edilmemiş, açığa çıkmamış depresyon, anksiyete ve çatışmalar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Baklan, bunun yanında demir eksikliği anemisi, B12 vitamini düşüklüğü, dopamin eksikliğiyle çalışma ve çevresel koşullar gibi bir çok nedenin bu hastalığa yol açtığını belirtti.
Prof. Dr. Baklan, Türkiye’de uykusuzluk şikayetiyle başvuran hastaların yüzde 80′ini kadınların oluşturduğunu belirterek, şu bilgileri verdi: “Türk kadınlarındaki uykusuzluk sorunu, daha çok organik nedenlerden kaynaklanıyor. Bunun altında da genellikle erkeğe göre daha kötü beslenmesi nedeniyle demir eksikliği anemisi yatıyor. Türk kadınında demir eksikliği anemisi çoktur. Bu, uykuyu rahatsız eden bir durumdur.”
Bazı insanlara günde 4 saat, bazılarına da 12 saat uykunun yeterli geldiğini belirten Prof. Dr. Baklan, gece bir seferde uyunan uykunun çok sağlıklı olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak: Star Gazetesi
__________________
Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayısının artmasından dolayı yapılan araştırmalar sonucunda, uzmanlar anne babaları uyardı: Lütfen karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın…
Beyinde ve sadece 23.00 ile 05.00 saatleri arasında salgılanan melatonin hormonu, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlar. Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormondur.
Melatonin diğer aktioksidan tesirlerini güçlendirir, kanserli hücrelere karşı koruma sağlar, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlenlerini oluşturur. Şu sıralar melatoninin yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da üzerinde önemle durulmakta…
İşin can alıcı noktalarından birisi hormonun cocuklar üzerindeki tesiri.
Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayılarının artmasından ötürü yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden istenen bir hususda çocukların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları. Çünkü melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Deneylerde uyuyan kişinin hormon salgısı izlenirken ışığın açıldığında hormonun azaldığı, karanlıkta yoğun olarak salgılandığı tesbit edilmiş.
Buradan hareketle anne babaları uyaran uzmanlar, “lütfen karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın” uyarısında bulunuyor.
Kaynak: http://www.saglikvakfi.org.tr
__________________
Amerikan bilim dergisi Wired en çok merak edilen soruların yanıtlarını derlemiş.
Bizi en çok ilgilendiren “neden uyuyoruz” sorusunun cevabı tabii ki net değil ama ilginç, alıntı Pazar Vatan’dan:
“Bütün memeliler uyuyor. Bu o kadar önemli ki insan uyumadığında yemek yemediğinden daha hızlı ölüyor. Ancak neden olduğunu kimse tam olarak bilmiyor. Evet uyurken dinleniyoruz ama televizyon izlerken de dinleniyoruz. O halde işin sırrı beyinde olmalı. Bir teoriye göre uyanıkken beyinimizde bir madde birikiyor, uyku da bu maddeyi temizliyor. Maddenin ne olduğu bilinmiyor.”
__________________
Uykusuz gecelerin sabahları kızarmış gözlere yol açmanın yanısıra ahlaki yargıları gölgeleyebileceği bildirildi.
ABD’de Walter Reed Ordu Araştırma Enstitüsü, gönüllülerden oluşan 2 grubu 2 gece boyunca uykusuz bıraktı ve sabaha dek gözlerini kapamayan bu kişilerin ahlaki ikilemler karşısında karar verme yetilerinin engellendiği gözlendi.
D.S.Killgore ve ekibinin yaptığı, sonuçları Sleep dergisinde yayımlanan araştırma, uykusuzluğun, beynin ahlaki yargıları oluşturmada önemli rol oynayan bölümünde metabolik faaliyeti azalttığını ortaya koydu.
Araştırma çerçevesinde ordu personeli 26 kişiye, ahlaki ikileme neden olan kuramsal senaryoların sunulduğu ve bu durumda neyin “uygun”, neyin “uygunsuz” olduğunun sorulduğu belirtildi.
Senaryoların, gönüllülere 53 saatlik uykusuzluktan önce ve sonra sunulduğu, uykusuz kalan gönüllülerin ahlaki yargı gerektiren sorular üzerinde düşünme sürelerinin uzadığı, bu etkinin küçük ve ahlaki olmayan sorunlarda görülmediği kaydedildi.
Bazı gönüllülerin 53 saatlik uykusuzluktan sonra ahlaki olarak kabul edilebilir olan görüşlerini değiştirdiği de gözlendi.
Araştırmanın, rutin olarak uykusuz kalan ve muharip askerlerle sağlık görevlileri gibi kriz anlarında çabuk karar vermek zorunda olanların karşılaştığı sorunları desteklediği belirtildi.
UYANAN ANNELER AĞRIYA DAHA HASSAS
Bölünen uyku sırtı vuruyor
Bebek ağlaması gibi nedenlerle sık sık uyanan annelerin vücutları, ağrı sinyallerini engelleyemiyor. Bu da sırt ağrısı ve mide kramplarına yol açıyor
NEW YORK AA
ABD’de yapılan bir araştırma, ağlayan bir bebek ya da başka bir nedenden ötürü sürekli uykuları bölünen kişilerin, ağrıya karşı daha hassaslaştıklarını ve daha çok ağrı şikâyetinde bulunduklarını ortaya çıkardı.
3 geceden sonra ağrı!
ABD’de bir uyku laboratuvarında 32 sağlıklı genç kadın üzerinde yürütülen araştırmada, üç gece boyunca sürekli olarak uykuları bölünenlerin ağrı algılarındaki değişiklik gözlendi. Bu kişilerin vücutlarının ağrı sinyallerini engelleme yetisinin azaldığı ve kadınların grup olarak sırt ağrısı ve mide krampları gibi ağrılardan daha fazla şikâyet ettikleri belirtildi.
Sonuçları ABD’de yayımlanan Sleep dergisinde yer alan araştırmanın yazarı Johns Hopkins Üniversitesi’nden uzmanlar, uykunun bölünmesinin vücudun ağrı algısının düzenlenmesine yardımcı olan bölümünü etkileyerek ağrının daha fazla hissedilmesine katkıda bulunabileceğini söyledi.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
__________________
Küresel ısınma sağlığı nasıl etkiler?
Sıcaklığın artmasıyla uykusuz kalan insanlarda huzursuzluk ve depresyon ortaya çıkabiliyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Günhan Erdem, küresel ısınmanın insan sağlığına olumsuz etkiler yapabileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Erdem, küresel ısınmanın etkisiyle yaz aylarında beklenen yüksek sıcaklığın, hayvanlar ile insanların davranış değişikliğine neden olabileceğine dikkati çekti.
Sıcaklığın artmasıyla uykusuz kalan insanlarda huzursuzluk ve depresyonun ortaya çıkabileceğini vurgulayan Erdem, “Huzursuzluk ve depresif yansımalar vücudun bağışıklık sisteminde bozulmalara neden olur” dedi.
Erdem, sıcaklık düzey ve döneminin uzamasına bağlı olarak ekolojik şartların da değişeceğini, bakterilerin üreme, yaşama ve daha geniş alanlara yayılabilecekleri uyarısında bulundu.
“Tehlikeli hastalıklara dikkat”
Küresel ısınma nedeniyle tatlı su kaynaklarının azalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildiren Erdem, bu durumun geniş çaplı enfeksiyonların ortaya çıkmasına neden olacağını söyledi.
Enfeksiyonların genişlemesi ile sürelerinin uzamasının enfeksiyon etkeni bakteri ve virüslerin ilaçlara olan direnç mekanizmalarını değiştirebileceğini ifade eden Erdem, “Kullanılan antibiyotikler belki etkisiz kalabilir. Küresel ısınmanın sonuçları çok daha tehlikeli boyutlara ulaşabilir” diye konuştu.
Prof. Dr. Erdem, bu nedenle yeni antibiyotik bulma arayışının ortaya çıkabileceğine, ısınmanın etkisiyle çevre kirliliğinin şimdikinden daha fazla artabileceğini, bunun da kolera ve tifo gibi hastalıkların nedeni olabileceği uyarısında bulundu.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
(Arife Yıldız Ünal haberi)
__________________