<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Halsizlik.Net Sağlık, Baş ağrısı, Halsizlik Nedenleri, Tansiyon</title>
	<atom:link href="http://www.halsizlik.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.halsizlik.net</link>
	<description>halsizlik nedenleri, sağlık sorunları, cinsel sağlık, alerji, tansiyon</description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Aug 2011 20:06:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Gebelik lekesi ve Melasma</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/gebelik-lekesi-ve-melasma.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/gebelik-lekesi-ve-melasma.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2011 10:37:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bot</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diğer Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik - Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Lekesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik lekesi (Melasma)]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Lekesi tedavi yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Malesma Kremleri]]></category>
		<category><![CDATA[Malesma nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[Malesma Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Gebelik Lekesi Malesma Nedir? Malesma nasıl tedavi edilir ? Malesma Kremleri hakkında özgün bir yazı. Bu yazıda gebelik lekesi ve malesma&#8217; nın ne olduğunu ve tedavi yöntemlerini öğrenebilirsiniz. Melasma erişkinlerin yüzlerinde görülen kahve renkli lekelerdir. Genellikle yüzün iki tarafı da etkilenir. En sık yanaklar, burun, alın ve dudak üstünde görülür. Kimlerde melasma görülür? Melasma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_image">
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gebelik Lekesi Malesma Nedir</strong>? <a title="Malesma" href="http://www.halsizlik.net">Malesma</a> nasıl tedavi edilir ? Malesma Kremleri hakkında özgün bir yazı. Bu yazıda <a title="41. hafta gebelik" href="http://www.halsizlik.net/hafta-hafta-gebelik/41-hafta-gebelik.htm">gebelik lekesi</a> ve malesma&#8217; nın ne olduğunu ve tedavi yöntemlerini öğrenebilirsiniz.</p>
<p class="abs"><span style="color: #ff0000;">Melasma</span> erişkinlerin yüzlerinde görülen kahve renkli lekelerdir. Genellikle yüzün iki tarafı da etkilenir. En sık yanaklar, <a title="Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği Sendromu" href="http://www.halsizlik.net/cocuk-sagligi/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu.htm">burun</a>, alın ve <a title="Yarık dudak 18 ay önemli" href="http://www.halsizlik.net/cocuk-sagligi/yarik-dudak-18-ay-onemli.htm">dudak</a> üstünde görülür.</p>
<p><span id="more-649"></span><br />
<strong>Kimlerde melasma görülür?</strong><br />
Melasma genellikle kadınlarda görülür. Melasması olan kişilerin ancak %10 u erkektir. Koyu tenli kişilerde melasma görülme sıklığı daha fazladır.</p>
<p><strong>Melasma neden olur? </strong><br />
<span style="text-decoration: underline;">Melasmanın nedeni</span> belli değildir. Ailesinde melasmalı kişiler olan bireylerde melasma daha sık görülür. Hormonal değişiklikler melazmayı tetikleyebilir. Gebelikte gelişirse gebelik maskesi olarak adlandırılır. <a title="Doğum Kontrol Hapları" href="http://www.halsizlik.net">Doğum kontrol hapları</a> da melazmaya neden olabilir. Bununla beraber menapozdan sonra yapılan hormon tedavisi böyle bir lekelenmeye yol açmaz.</p>
<p>Güneş melasma gelişimini tetikleyebilir. Güneşten gelen ultraviyole ışığı veya kuvvetli lambalardan yayılan ışık, deride pigment (deriyi boyayan madde) üreten melanosit denen hücreleri uyarabilirler. Koyu renk tenli kişilerde açık tenli kişilere göre melanositler daha aktiftirler. Bu melanositler normal koşullar altında çok miktarda pigment üretirler, fakat bu durum ışığa maruz kalındığında veya hormonal yükselmeler olduğunda artar. Kazara güneşte kalmak melasmanın tekrar etmesine yol açar. Derideki herhangi bir tahriş, esmer tenli kişilerde pigmentin artmasına yol açarak melazmayı kötüleştirir. Melasma ile birlikte olan herhangi bir iç hastalığı yoktur.</p>
<p><strong><br />
Melasma tanısı nasıl konulur? </strong><br />
Melasmaya çok rastlandığından ve bir çok hastanın yüzündeki bulgular karakteristik olduğundan tanı kolaylıkla konulur. Nadiren diğer cilt hastalıklarından ayırmak için biyopsi almak gerekir.</p>
<p><strong>Nasıl tedavi edilir? </strong><br />
<span style="color: #ff0000;">Melasma</span> da kesin bir tedavi olmadığından bir çok tedavi geliştirilmiştir. Melasma gebelik sonrası kaybolabileceği gibi yıllarca veya ömür boyu da devam edebilir.</p>
<p>Melasmanın tedavisinde ilk yapılması gereken güneşten koruyucuların kullanılmasıdır. Bu güneşten koruyucular hem ultraviyole A hem de ultraviyole B ışınlarına karşı koruma özelliği olan güneşten koruyucular olmalıdır. Koruma faktörü 30&#8242; un üzerinde olan koruyucular tavsiye edilmektedir. Ek olarak titanyum oksit ve çinko oksit içeren fiziksel olarak güneş ışınlarını yansıtan güneşten koruyucularda kullanılabilir. Güneşten koruyucular sadece güneşli günlerde değil, her gün içerde ve açık havada kullanılmalıdır. Anlamlı oranda ultraviyole ışığına yolda yürürken, araba kullanırken ve pencerenin arkasında otururken maruz kalınır.</p>
<p>Cildi tahriş edebilecek kremler, temizleyiciler veya <a title="Vajinoplasti Nedir?" href="http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/vajinoplasti-nedir.htm">makyaj malzemeleri</a> melasmayı kötüleştirebildiğinden yasaklanmalıdır. Melasma doğum kontrol haplarının kullanımı ile başlamışsa bu ilacın kullanımı kesilmesinden sonra melasma düzelebilir. Doğum kontrol haplarının kullanımına deri rengini açıcı kremler kullanarak devam edilebilir.</p>
<p>Melasma tedavisinde kullanılan bir çok renk açıcı krem vardır. Bu ilaçlar melanositleri hasarlamak yerine, melanositlerin pigment üretimini azaltarak etkili olurlar.<em> En yaygın renk açıcı olarak kullanılan kremlerin içinde hidrokinon bulunur.</em> Bu melasmanın hafif formlarında günde 2 kez uygulanır. Melasmanın düzelmesi yaklaşık 3 ayı alır. Tretinoin, kortizon ve glikolik asit içeren kremlerin hidrokinon ile kombinasyonu renk açma özelliğini arttırır. Melasmayı tedavi etmekte kullanılan diğer ilaçlar azeleik asit ve kojik asittir. Tedaviden maksimum faydayı sağlamak için dermatoloji uzmanınızın uyarılarına tamamıyla uyunuz. Unutmayın ki güneşten koruyucu kremler mutlaka renk açıcı kremlerle birlikte kullanılmalıdırlar. Bazı renk acıcı kremler güneşten koruyucu da içerebilirler.</p>
<p class="keywords" style="color: #ffffff;">Ana</p>
<p>Kaynak:<a title="Cilt hastalıkları" href="http://www.halsizlik.net">Cilt hastalıkları</a></p>
<p class="keywords" style="color: #ffffff;">htar kelimeler: gebelik lekesi, gebel</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/bebek-bakimi/bebek-mamalarinda-buyuk-suphe.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Bebek mamalarında büyük şüphe!</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/bobrek-hastaliklari/kronik-bobrek-yetmezliginde-deri-problemleri.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Kronik böbrek yetmezliğinde deri problemleri</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cevre-ve-saglik/gunes-altinda-kalmak.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Güneş altında kalmak</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/hafta-hafta-gebelik/41-hafta-gebelik.htm" rel="bookmark" class="crp_title">41. hafta gebelik</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/vajinoplasti-nedir.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Vajinoplasti Nedir?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/gebelik-lekesi-ve-melasma.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek mamalarında büyük şüphe!</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/bebek-bakimi/bebek-mamalarinda-buyuk-suphe.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/bebek-bakimi/bebek-mamalarinda-buyuk-suphe.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2011 10:37:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bot</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek mamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek mamalarında büyük şüphe!]]></category>
		<category><![CDATA[bebek maması]]></category>
		<category><![CDATA[bebek maması firmaları]]></category>
		<category><![CDATA[mama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=648</guid>
		<description><![CDATA[Bir çok kişi bebek mamaları seçerken dikkat etmemektedir. Bu konuya açıklık getiren TÖF (Tüketici Örgütleri Federasyonu) ilginç bir yazı yazdı.  Bebek maması seçiminde Türk halkının ne kadar dikkatsiz davrandığını bu yazı ile bir kez daha anlamış olduk. Tüketici Örgütleri Federasyonu’nun (TÖF), bebek mamaları, bebek devam mamaları ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde GDO bulunup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_image">
<p>Bir çok kişi <strong>bebek mamaları</strong> seçerken dikkat etmemektedir. Bu konuya açıklık getiren TÖF (Tüketici Örgütleri Federasyonu) ilginç bir yazı yazdı.  <a title="Bebek maması" href="http://www.halsizlik.net">Bebek maması</a> seçiminde Türk halkının ne kadar dikkatsiz davrandığını bu yazı ile bir kez daha anlamış olduk.</p>
<p class="bs_video">
<p class="abs">Tüketici Örgütleri Federasyonu’nun (TÖF), <span style="color: #ff0000;">bebek mamaları</span>, <a title="Çocuk Sağlığı" href="http://www.halsizlik.net/category/cocuk-sagligi">bebek devam mamaları</a> ile bebek ve küçük <a title="Yaz çocukları daha uzun boylu oluyor" href="http://www.halsizlik.net/cocuk-sagligi/yaz-cocuklari-daha-uzun-boylu-oluyor.htm">çocuk</a> ek besinlerinde GDO bulunup bulunmadığına yönelik araştırması talep ettiği bilgilere, bazı firmalar yanıt vermedi. Bu durum, “Bazı firmalar neleri saklıyor? Bu ürünleri tüketen bebekler tehlike altında mı?” sorularını akıllara getirdi. TÖF, tüketicilerin sorularını kamuoyu önünde tekrar sorarak, bu firmaları yanıt vermeye çağırdı.</p>
<p>TÖF Genel Başkanı Fuat Engin’in konuya ilişkin basın açıklamasını ilginize sunuyoruz.<span id="more-648"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Basına ve Kamuoyuna,</strong></p>
<p>Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) içeren ürünler 1990 yılından başlayarak dünyada, 1998’den itibaren de ülkemizde sokuldu. GDO’lu ürünler yıllarca ülkemize yasal bir düzenleme olmadan girerek, doğumdan ölüme tüketiciler tarafından tüketildi ve tüketilmekte.</p>
<p>Yaşanan bu gerçek durumdan hareketle, tüketicilerin  <strong><span style="text-decoration: underline;">“bebek  mamaları, ve formülleri, devam mamaları ve formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinleri” </span></strong>konusunda kafasında oluşan soru işaretlerini ortadan kaldırabilmek amacıyla bir çalışma hazırlamak istedik. Bu kapsamda, <a title="GDO" href="http://www.halsizlik.net">GDO</a>’lu ham ve işlenmiş ürünler ile GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların ürünleriyle üretilen veya ithal edilen bebek  mamaları, devam mamaları ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerine ilişkin araştırma başlattık.</p>
<p>Tüketicilerin sağlık ve güvenliğinin korunması, <strong> </strong>bilgi edinme ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ilkelerinden hareketle,<strong> </strong>gıda güvenliği ve hijyeni, <span style="color: #ff0000;">sağlıklı çevre</span> ve <span style="color: #003366;">biyoçeşitlilik</span>, sosyal sorumluluk, standartlara tam uyum açılarından bilgilenmek ve tüketicileri bilgilendirmek, izlenebilirliğin ve şeffaflığın sağlanabilmesi için başlattığımız bu çalışma çerçevesinde ülkemizde bulunan üretici veya ithalatçı <em>bebek maması</em> firmalarına çeşitli sorular yönelttik.</p>
<p>Ancak sonuç tüketiciler açısından tam bir hayal kırıklığı oldu.  Konuyla ilgili endişelerimizi gidermek üzere bilgi istediğimiz firmaların bazıları, aradan geçen süreye rağmen tüketicinin sağlık ve güvenliğini tehdit eden, tüketicilerin bilgi edinme hakkını ortadan kaldıran böylesine önem arz eden bir konuda cevap vermeyerek, tüketicilere karşı sorumluluklarını yerine getirmedi. Bu firmalar, izlenebilirliğin ve şeffaflığın sağlanabilmesini yok sayarak ürünlerinin içerindeki biyoçeşitlilik, üretim ve hijyen koşulları, standartlara uyum gibi bilgileri tüketicilerden saklamayı tercih etti.</p>
<p>Bebeklerin beslenmesinde, büyümesinde ve gelişmesinde yer tutan mamaların GDO içerip içermediğine yönelik araştırmamızın sorularını,  söz konusu firmalara son kez ve kamuoyu önünde açık bir biçimde yeniden soruyor ve onları bu konuda bilgilenmek isteyen tüketicilere yanıt vermeye çağırıyoruz:</p>
<p><strong>*</strong>Mısırdan elde edilen, Nişasta, NBŞ, Fruktoz, Glikoz ile soya, soya lesitini ve türevlerini  bebek mamaları, bebek formülleri, devam  mamaları ve formülleri ile <span style="color: #800000;">bebek</span> ve küçük çocuk ek besinlerinin  üretiminde kullanıyor musunuz?</p>
<p><strong>*</strong>Ürettiğiniz ya da işlediğiniz ürünlerde Aspartam  ya da türevi yapay tatlandırıcılar kullanıyor musunuz?</p>
<p><strong>*</strong>Ürünlerinizde kullandığınız süt ve süt ürünlerinin menşei hakkında bilgi verir misiniz?</p>
<p><strong>*</strong>Ürettiğiniz/işlediğiniz ürünlerde Genetik Modifiye (GDO) hammadde/malzeme kullanıyor musunuz? Hangi ülkelerin hammadde, alzeme ve işlenmiş ürünlerini kullanıyorsunuz?</p>
<p><strong>*</strong>İthal ettiğiniz bebek maması ve türevlerinin ürün içeriklerinde Genetik Modifiye (GDO) ürünler var mıdır?</p>
<p><strong>*</strong>Ürettiğiniz/işlediğiniz/ithal ettiğiniz ürünlerle ilgili biyolojik analizler yaptırıyor musunuz? Yaptırıyorsanız hangi sıklıkta yaptırıyorsunuz? Örnek analizler verebilir misiniz?</p>
<p><strong>*</strong>Ürettiğiniz/işlediğini ürünlerde Genetik Modifiye hammadde türevleri içeren malzemeler kullanıyor musunuz? (Nişasta, NBŞ, Fruktoz, Glikoz, lesitin, sıvı yağ, süt ve süt ürünleri) kullanıyorsanız oranı ne kadardır?</p>
<p><strong>*</strong>TKHK un 12.  maddesi ve ilgili yönetmeliği ile, 2002/33 no’lu Şeker Tebliği’nin 4. maddesinin ilgili hükümlerine uygun olarak ambalajlama, etiketleme ve işaretleme kurallarına uygun davranıyor musunuz? Tüketime sunulan ürünlerin ambalajında (kutu-kova-cam kavanoz gibi kaplar dahil) ya da etiketinde üretim yeri, malın ayırıcı özellikleri ve fiyatını yazıyor musunuz?</p>
<p><strong>*</strong>Üretimden tüketim sürecine kadar izlenebilirliği sağlayan/sağlayacak önlemleriniz/çalışmalarınız var mı?</p>
<p><strong>*</strong>Tüketicilerin, üretim süreçlerine ve kontrol safhalarına katılmasını sağlayacak düzenlemeleriniz var mı?</p>
<p>AKSİ HALDE HUKUKİ İŞLEM!</p>
<p>Sorularımıza yanıt almadığımız durumda TÖF olarak, bilgi gizleyen firmalar hakkında hukuki işlem başlatmanın yanı sıra, tüketicileri bilgilendirerek, şüpheli ürünlerin tüketilmemesini isteyeceğiz.</p>
<p>Şeffaflık, izlenebilirlik, bilgilendirilme, denetim süreçlerinin işletilmesi konusunda Tarım Bakanlığı yetkililerini görevini yapmaya çağırıyoruz.</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/gebelik-lekesi-ve-melasma.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Gebelik lekesi ve Melasma</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cocuk-sagligi/bebek-arabasinda-cocuk-yuzunuzu-gorsun.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Bebek arabasında, çocuk yüzünüzü görsün</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/bebek-bakimi/premature-bebek.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Prematüre Bebek</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cocuk-sagligi/anne-karninda-bebek-hareketleri.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Anne Karnında Bebek Hareketleri</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cocuk-sagligi/mutsuz-evliligin-suclusu-cocuklar.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Mutsuz evliliğin suçlusu çocuklar</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/bebek-bakimi/bebek-mamalarinda-buyuk-suphe.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geriatri</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/yaslilik-ve-saglik/geriatri.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/yaslilik-ve-saglik/geriatri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 15:31:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşlılık ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Geriatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=639</guid>
		<description><![CDATA[Hazırlayan: Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal Hacettepe Üniversitesi Geriatrik Bilimler Araştırma ve Uygulama Merkezi GEBAM Müdürü Geriatri Turkish Journal of Geriatrics Editörü Yaşlılık da sevgi gibidir, saklanamaz Thomas Dekker Yaşlanma ayrıcalıksız her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süregen ve evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir. Organizmanın molekül, hücre, doku, organ ve sistemler düzeyinde, zamanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hazırlayan: Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal<br />
Hacettepe Üniversitesi Geriatrik Bilimler Araştırma ve Uygulama Merkezi GEBAM Müdürü<br />
Geriatri Turkish Journal of Geriatrics Editörü</p>
<p>Yaşlılık da sevgi gibidir, saklanamaz<br />
Thomas Dekker</p>
<p>Yaşlanma ayrıcalıksız her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan, süregen ve evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Organizmanın molekül, hücre, doku, organ ve sistemler düzeyinde, zamanın ilerlemesi ile ortaya çıkan, geriye dönüşü olmayan yapısal ve fonksiyonel değişikliklerin tümüdür.</p>
<p>Yaşlılardaki patolojik değişiklikleri anlayabilmek için yaşlanmanın normal seyrini öğrenmek gerekmektedir.<span id="more-639"></span></p>
<p>Gerçek biyolojik yaşlanma değişik bireylerde farklı hızlarda olmaktadır; çünkü genetik özellikler, yaşam tarzı, hastalıklar ve kişilerin fizyolojik başa çıkma yolları çok değişiklikler göstermektedir. Normal yaşlanma sürecinde, zamana bağlı olarak ortaya çıkan değişiklikler, normal koşullar altında fonksiyon kaybına neden olmazlar, ancak organ sistemlerinin rezervlerinde ve homeostatik kontrolde bir azalma söz konusudur. Bu nedenle vücudun çeşitli stres ve değişen koşullara adaptasyonu azalmıştır.</p>
<p>Yaşlılar daha sık hastalanmakta, daha fazla kronik hastalık veya sorun ile yaşamak zorunda kalmakta, çoğu kez birkaç sağlık problemini bir arada göğüslemeye çalışmakta, bütün bunların sonucunda da sağlık merkezlerine daha fazla başvurmakta ve daha uzun süre hastanede yatırılmaktadırlar. Yaşlılarda sadece hastalıkların klinik boyutu ve tedavi yaklaşımları değil, tanısal mantık da değişiklikler göstermektedir. Konunun sosyal, kültürel, yasal, ekonomik ve etik boyutları göz önüne alınacak olursa ne kadar geniş bir yelpazeye yayıldığı da ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Pek çok GERİATRİST tarafından bu bilim zekanın, sorun çözmenin, yaratıcılığın ve hasta ile aileler arasındaki duygusal birlikteliğin bir karışımı olarak tanımlanmaktadır. Yaşlanmaya bağlı yeti kaybının ve hastalıkların tedavi ve rehabilitasyon giderlerinin artması, yaşlılarda görülme sıklığı artan hastalıklara bağlı sorunların yoğunlaşması, yaşlanmanın altında yatan yapısal ve işlevsel mekanizmaların gün geçtikçe daha fazla aydınlanması, GERIATRİ bilimine sadece gereksinimin değil, ilginin de artmasına neden olmaktadır. Bütün bunlara karşın tüm dünyada önerilen sağlık reformu taslakları açısından yaşlılar gerekli özeni görmemektedirler. Her tıbbi sorun ve uygulamanın yaşlı ile ilgili önemli ayrıcalıklarının olduğunu ve bunları bilinçli olarak öğretmek ve uygulamak zorunluluğu doğduğunu vurgulamak gerekir. Ayrıca, yaşlıların sağlığının korunmasının ve yaşam kalitesinin arttırılmasının da ana tıbbi sorunlar kadar önemli olduğu göz ardı edilmemelidir. Tıbbın hiçbir dalında bu kadar çeşitli konunun ve bilim dalının iç içe girdiği görülmez ve yaşlı hastalar bağımsız bir yaşam için doktorların yeteneğine en bağımlı kişilerdir.</p>
<p>Son yüzyıl içerisinde kaydedilen en önemli gelişmelerden birisi beklenen yaşam süresinde artış olmasıdır. Gelişmiş ülkelerde bu süre ortalama 47 yıldan 75 yılın üzerine çıkmıştır. Doğum hızındaki azalma, kronik hastalıkların tedavisinde kaydedilen gelişmeler ile birlikte bu artış toplumun demografık özelliklerinde önemli değişikliklere neden olmuştur. 2050 yılında Avrupa nüfusunun yaş ortalamasının 60 yıla ulaşması beklenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde de benzer bir süreç yaşanmaktadır.</p>
<p>1987 yılında toplanan WHO Expert Committee on Health of Elderly, 2000 yılında dünyadaki 600 milyon yaşlı insanın 60 yaş ve üzerindeki bireylerin yaklaşık 2/3 sinin gelişmekte olan ülkelerde yaşayacağını bildirmiştir. 1960 yılında bu oran 50 olarak saptanmıştır. Yaşlı populasyondaki bu artışın özellikle Asya da belirgin olması beklenmektedir. Gelişmekte olan kategorisine giren çoğu ülkede 60 yaş ve üzeri populasyon, genel nüfusa göre daha hızlı artmaktadır. 1980-2020 yılları arasında bu ülkelerde toplam nüfusun 95 oranında artması beklenirken, yaşlı populasyonda bu artış oranı 240 olarak hesaplanmıştır.</p>
<p>Yaşlanan populasyonun gereksinimleri de değişmektedir. Çalışmalar yaşlı populasyonun genç populasyona göre sağlık hizmetlerini daha fazla kullandığını göstermektedir. Yaşlı bireyler daha uzun süre hastanede kalma eğilimindedir. Kronik hastalıklar ve özürlülükteki dramatik artışlar nedeni ile uzun dönem bakım hizmetlerine huzurevleri, bakımevleri vb. duyulan gereksinim artmıştır. Yaşlı bireylerin önceki yetilerini geri kazanmaları için uzun bir süreye ihtiyaç vardır. Amerika Birleşik Devletleri de bakım evlerindeki yatak sayısının hastaneleri geçtiği bildirilmektedir. Araştırmalara göre bakımevinde kalan her bireye karşılık toplum içinde 2-3 birey profesyonel olan ya da olmayan bireyler tarafından bakılmaktadır.</p>
<p>Kronik hastalıklar hızla artmaktadır. Üç temel hastalığın kardiyovasküler sistem hastalıkları, kanser ve inme tedavisindeki gelişmeler ile bu hastalıklar tam olarak iyileşme ile sonuçlanmasalar da yaşam süresi uzamıştır. Yine bazı hastalıklar kronik pulmoner hastalıklar, Alzheimer, Parkinson, duyu ve görme bozuklukları bireyin yetisinde belirgin azalmalara neden olmaktadırlar ve bunlar yaşlılarda görülen hastalıklardır. Yaşam süresinin uzaması ile daha sık görülür olacaklardır. Ayrıca mortalite istatistiklerinde yer almayan fakat önlenemeyen Alzheimer, Parkinson, Osteoporoz ve Osteoartroz gibi hastalıklar ölüme neden olmasalar da ciddi özürlülüğe neden olmaktadırlar. Tüm hastalıklarda amaç fonksiyonların iyileştirilmesi veya aynı düzeyde kalmasının sağlanmasıdır. Tedavinin amaçları arasında yaşam kalitesinin yüksek tutulması da bulunmaktadır.<br />
Bu aşamada yaşlanma olayındaki mekanizmaları anımsamak yararlı olabilir. Yaşlanmaya özgü değişikliklerle ilgili moleküler düzeyden organ sistemlerinin fonksiyonlarına kadar birçok teori üretilmiştir,</p>
<p>1-Somatik mutasyon teorisi: Somatik hücrelerde yaşam boyu biriken mutasyonlar birçok hastalığa neden olur. Örneğin onkojenik mutasyonların somatik hücrelerde yaşam boyu birikmesi kanser görülme yaş ilerledikçe arttırır. Somatik mutasyon teorisi mitokondrial DNA mutasyonlarını da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.</p>
<p>2-Serbest radikal teorisi: Bu teoriye göre endojen olarak üretilen yüksek reaktivitedeki serbest radikaller somatik mutasyonlara ve protein hasarına yol açar. Serbest radikallerden olan oksidatif değişiklikler yaşlılığın dejeneratif hastalıklarında aı~tan bir öneme sahiptir.</p>
<p>3- Hücre yaşlanması teorisi: Hücre proliferasyonunu kontrol eden genler klonal yaşlanmanın sebeplerindendir. Hücre yaşlanması kromozom uçlarında telomer bölgesindeki DNA kayıplarını da kapsar. Programlı hücre ölümü yani apoptozis de yaşlanma ile ilgilidir. Hücre ölümü ayrıca iskemi yada toksinler gibi nedenlerle de olabilir; buna nekrotik hücre ölümü denir.</p>
<p>4-Bağışıklık teorisi: Yaşlılarda görülen primer immün yanıt zayıflaması onları infeksiyonlara duyarlı kılar. Ayrıca yaşlılarda düşük grade otoimmüıı ve inflamatuar prosesin artışı söz konusudur.</p>
<p>5-Endokrin teorisi: Menopoz olayı over foliküllerinin ve oositlerin kısıtlı depolarının bitmesi ile meydana gelir. Geniş kapsamlı fızyolojik değişiklikleri içerir.</p>
<p>6-Nöroendokrin teorisi: Pitüiter bezdeki değişikliklerin yaşlanmada rol oynadığı görüşü vardır. Ayrıca otonomik sinir sisteminde ve metabolizmadaki birçok değişiklikler beyin merkezlerindeki yavaşlama ile açıklanmaktadır. 7-Kullanılmaya bağlı eskime teorisi: Bu teori yaşlanmanın mekanik ve biyokimyasal özelliklerini kapsar. Eklem ve dişlerin yaşlanma ile birlikte erozyona uğraması gibi. Moleküler düzeyde serbest radikallerin bazı yerine konamaz moleküllerde hasar oluşturmaları gibi.</p>
<p>Yaşlı hastanın değerlendirilmesi aşamasında bazı temel özellikler klinisyenlerce göz önüne alınmalıdır. İleri yaştaki bir hasta hem akut hem de kronik şekildeki pekçok karmaşık psikososyal ve fiziksel patoloji nedeni ile hastanelere başvurabilir. Yaşlının özgül organ, sistem veya hastalık bazında değil, fonksiyonellik bazında ve multidisipliner bir anlayış ile değerlendirilmesi önerilmektedir. Geriatrik değerlendirme yaşlılardaki multipl problemleri kapsayan tanımlayıcı, açıklayıcı ve çözüm üretici bir tarz içinde yapılmalıdır.</p>
<p>Belli bir organ sistemine veya hastalığa ait olmayan bazı semptomlara yaşlı hastalarda sık rastlanmaktadır. Hasta değerlendirilirken mutlaka göz önüne alınması gereken semptomlar şunlardır:</p>
<p>1-Baş ağrısı: Yaşlılarda ani başlayan baş ağrılarının nedeni sıklıkla kafa içi kitle veya temporal arterit olabilir. Servikal spondiloza bağlı oksipital baş ağrıları olabileceği de unutulmamalıdır.<br />
2-Halsizlik: Bu semptomun akut olarak gelişmesi klinisyene miyokard enfarktüsünü, serebral tronbozisi veya bir infeksiyon hastalığını, kronik olarak gelişmesi ise aterosklerotik kalp hastalığını, anemiyi, kronik pulmoner hastalıkları, kronik infeksiyonları, tiroid fonksiyon bozukluklarını, tiazid grubu diüretik kullanımına bağlı hipopotasemiyi, hipnotik kullanımını hatırlatmalıdır.<br />
3-İştahsızlık: Depresyon, kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları, gastrointestinal sistem hastalıkları yanında tat ve koku duyusundaki kayıplara bağlı yeme isteğinde azalma da olabilir.<br />
4-Vertigo: Sıklıkla vertebral arter yetmezliği, iç kulak patolojisi, serebellum, beyin sapı lezyonu veya postural hipotansiyona bağlı olarak gelişebilir.<br />
5-Konstipasyon: Lifli besinlere diyette az yer verilmesi, abdominal adelelerde kuvvet kaybı ve pelvik tabanda gevşeme nedeniyle ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Herhangi bir hastalık veya semptom nedeni ile hastaneye başvuran yaşlı kişide tedavi edilmesi gereken pek çok sorun olabilir. Dolayısı ile tüm semptomlar tek hastalık ile açıklanmaya çalışılmamalı, herhangi birinin farklı hastalık belirtisi olabileceği göz önüne alınmalıdır.<br />
Klinisyenlerce göz ardı edilmemesi gereken temel konulardan biri de etik kavramıdır.</p>
<p>Etik boyut; klinik koşullarda o anda ne yapılması gerektiği ve tıbbi tercihle ilgili olarak hastaya yardım edilmesi konusunda pratikteki kararlardır. Tıbbın insan bedenine müdahalesinin amacı yaşamın sürdürülmesine hizmet edilmesidir. Herhangi bir karar aşamasında da bunun hasta ile birlikte ortak olarak alınmış bir karar olması gerekir ki; o zaman da gündeme aydınlatılmış onam konusu gelir. Amaç bilgilendirdikten sonra hastadan gerekli girişim için onay alınmasıdır, çünkü kişinin bedensel bütünlüğü yasa ve etik değerler veya kurallarca korunmuştur. Yaşlı hastanın kendisine anlatılan bilgiyi anlaması ve karar vermesi aşamasında hekime büyük sorumluluk düşmektedir.</p>
<p>Bir diğer önemli konu da ilaç kullanımıdır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlılardaki ilaç tüketimi azımsanmayacak boyutlardadır. Oysa uygulanacak olan ilaç tedavisini titizlikle planlamak ve hastayı izlemek gerekmektedir. Çünkü ilaçların vücuttaki etkisini belirleyen farmakokinetik ve farmakodinamik olaylarda yaşlanmaya bağlı olarak bazı değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Yaşlanma ile doku cevabı değişmekte, tedaviye uyunç azalmakta, birçok hastalık bir arada bulunabilmektedir. Ayrıca yaşlılığın derecesi kronolojik yaştan bağımsız olabilmekte, genetik varyasyonlara rastlanabilmekte ve çevresel etkenlere de değişik oranlarda maruz kalınabilmektedir. Yaşlılarda en sık yan etki oluşturan ilaç grubu santral sinir sistemi depresyonu yapan ilaçlardır, bunları antibiyotikler, analjezikler, antikoagülanlar, antihipertansifler,bronkodilatatörler, diüretikler ve oral hipoglisemik ajanlar izlemektedir. İlaç yan etkisi olabileceğini düşündürmesi gereken bulguları ise yaşlılar göz önüne alındığında şöyle sıralayabiliriz; Depresyon, konfüzyon, huzursuzluk, düşme, hafıza kaybı, ekstrapiramidal sistem bulguları Parkinsonizm, tardiv diskinezi, konstipasyon ve inkontinans.<br />
Yaşlılarda akılcı ilaç kullanımının temel ilkeleri dokuz ana başlık altında ele alınmaktadır:</p>
<p>1-İlaç tedavisinin gerekli olup olmadığı irdelenmelidir.<br />
2-Halen kullanılan ilaç ve sigara-alkol gibi maddeler bilinmelidir.<br />
3-Reçeteye yazılan ilaçların farmakolojik özelliklerinin bilinmesi gerekir.<br />
4-Yaşlılarda tedaviye düşük doz ile başlanmalıdır.<br />
5-Doz veya ilaç kombinasyonları, ya da ilacı kesme kriterleri dikkatle belirlenmelidir.<br />
6-Tedavi mümkün olduğunca basitleştirilmelidir, böylece yaşlı hastanın uyuncu artacaktır.<br />
7-Tedavi düzenli olarak gözden geçirilmelidir.<br />
8-Hastanın gereksinimi olmayan ilaçlar tedaviden çıkarılmalıdır. 9-Her ilacın yeni sorunlar yaratabileceği akılda tutulmalıdır.</p>
<p>Geçtiğimiz 1999 yılı dünya sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Yaşlılar Yılı olarak belirlendi. Yaslıların ailelerine ve topluma katkıda bulunmayan insanlar olarak algılanmalarının yanlış olduğu vurgulanarak aktif ve üretken bir yaşlılık sürecinin önemi üzerinde duruldu. Ailesel, sosyal ve çevresel faktörleri kapsayan doğru bir yaşam tarzı yanında sosyal eşitsizlik ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik politikalar da yaşlılık sürecinin en iyi şekilde yaşanabilmesine destek olacaktır.</p>
<p>Pek çok platformda gündeme getirdiğimiz 1982 World Assembly on Ageing raporundaki önemli noktaları tekrar anımsatmakta yarar görüyorum; yaşlılar fiziksel ve mental olarak kötüye kullanılmamalı, toplumun sosyal, eğitsel ve kültürel kaynaklarını kullanabilmeli, yaşlı birey potansiyelini geliştirme şansına sahip olabilmeli, nerde yaşarsa yaşasın temel özgürlük ve insan haklarına sahip olmalı, hastalıklardan korunmak için sağlık hizmetlerinden rahatlıkla yararlanabilmeli, olabildiğince uzun süre kendi ortamında yaşayabilmeli, yeterli gelire sahip olmalı, güvenli bir çevrede yaşayabilmeli, kapasite ve ilgi alanına göre hizmet verebilmeli, iş gücüne katılabilmeli, bilgi ve deneyimlerini genç kuşaklara aktarabilmek için kendi ile ilgili politikaların saptanmasında aktif rol alabilmelidir.<br />
Üretken yaşlılığın yolu sağlıklı yaşlanmadan geçer, oysa Dünya sağlık Örgütü ün 1998 Sağlık Raporundaki verilere göre Türkiyede her yüz kişiden 38i 50 yaşına varmadan ölmektedir. Sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik, sağlık güvencesine kavuşabilme, mevcut sağlık hizmetlerinin nitelik ve niceliğinin arttırılması, yataklı ve temel koruyucu sağlık hizmetlerinin tatmin edici bir düzeye ulaşması doğal olarak hem yaşam süresini uzatacak, hem de yaşam kalitesini arttıracaktır. Dolayısı ile hekimlerin yaşlanan nüfusun gereksinimlerini en iyi şekilde karşılamak üzere eğitim almaları ve deneyim kazanmaları gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; her yaşlı birey toplum içinde aktif olma ve aktif yaşlanma şansına ve hakkına sahip olmalıdır. Bu anlamda hekimler de önemli bir misyon yüklenmektedirler.<br />
Toynbee in ifade ettiği gibi toplumun kalite ve dayanıklılığı yaşlı vatandaşlarına gösterilen özen ve saygı ile ölçülür.</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/asilar-ve-bagisiklik/yasli-suistimali.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Yaşlı Suistimali</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/yaslilikta-cinsel-yasam.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Yaşlılıkta cinsel yaşam</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/alerji-hastaliklari/alerjik-hastalik-gelisiminde-genetik-nedenler.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Alerjik Hastalık Gelişiminde Genetik Nedenler</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cocuk-sagligi/okul-ve-kreste-dikkat-edilmesi-gereken-hastaliklar.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Okul ve Kreşte Dikkat Edilmesi Gereken Hastalıklar</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/narkelopsi.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Narkelopsi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/yaslilik-ve-saglik/geriatri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vajinismus eşlerine öneriler</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/vajinismus/vajinismus-eslerine-oneriler.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/vajinismus/vajinismus-eslerine-oneriler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 15:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vajinismus]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinismus eşlerine öneriler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=637</guid>
		<description><![CDATA[Belki kadınlarda bu tür cinsel problemlerin olabileceğini evlenip bu problemin içine düştükten sonra duydunuz ve neden böyle bir durumun sizin başınıza geldiğini bir türlü anlıyamıyorsunuz. Belki de eşinizi çok seviyor ve onu her ne kadar anlamaya çalışıyor olsanız da halen bir takım içsel gerilimlerden kendinizi geri alamıyorsunuz. Belki de -siz de eşiniz gibi- tüm durumu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belki kadınlarda bu tür cinsel problemlerin olabileceğini evlenip bu problemin içine düştükten sonra duydunuz ve neden böyle bir durumun sizin başınıza geldiğini bir türlü anlıyamıyorsunuz. Belki de eşinizi çok seviyor ve onu her ne kadar anlamaya çalışıyor olsanız da halen bir takım içsel gerilimlerden kendinizi geri alamıyorsunuz.</p>
<p>Belki de -siz de eşiniz gibi- tüm durumu kabul ettiniz, ama zaman zaman yine de kendi kendinize keşki böyle olmasaydı diyorsunuz. Ya da sorununuzu inkar edip kendinizi -yoğun iş hayatınız gibi- başka konular ile avutmaya çalışıyorsunuz.</p>
<p>..</p>
<p>Öncelikle vajinismusun eşinizin hatası olmadığını kesinlikle anlamalısınız. Bu yalnızca onun değil bir çift olarak her ikinizin de problemi sayılır.</p>
<p>Vajina kaslarında hissetiği spazmlar penisin içeri girmesini imkansız kılmakta ve her türlü deneyim eşinizde acıya sebep olmaktadır. Bu spazmlar istem dışı olmakta ve bilinçli yönlendirme yoktur. Yani bunun oluşmasına eşiniz sebep olmamaktadır. Bu konuda onu anlayışla karşılamalısınız.</p>
<p>Bu durumun üstesinden gelmede sizin sabrınızın, anlayışınızın ve işbirliğinizin önemi çok büyüktür. Artık profesyonel bir destek almak için harekete geçme zamanınız geldi.</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/kadinlarin-yataktaki-10-hatasi.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Kadınların Yataktaki 10 Hatası</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/ruh-hastaliklari/deprem-kayiplarimiz-ve-yas.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Deprem, Kayıplarımız ve Yas</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/genclere-tavsiyeler.htm" rel="bookmark" class="crp_title">GENÇLERE TAVSİYELER</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cocuk-sagligi/cocuklarimizin-arkadasliklari.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklarımızın Arkadaşlıkları .. &#8221;</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/sex-biyografiniz-testi-cozun.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Sex biyografiniz?? testi çözün</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/vajinismus/vajinismus-eslerine-oneriler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku, öğrenmeyi kolaylaştırıyor</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-ogrenmeyi-kolaylastiriyor.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-ogrenmeyi-kolaylastiriyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 15:29:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmeyi kolaylaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-ogrenmeyi-kolaylastiriyor.htm</guid>
		<description><![CDATA[Harvard Üniversitesi&#8217;nde yapılan araştırmaya göre, sabahları biraz fazla uyumanın öğrenme süreci üzerinde olumlu etkisi var. Doktorlar uykunun öğrenme üzerindeki olumlu etkisinin zaten bilindiğini, ancak son araştırmayla bunun nasıl gerçekleştiğini belirlediklerini söylediler. CBS&#8217;in haberine göre, iyi bir uykunun öğrenme üzerindeki etkilerini ölçmek için bir grup üzerinde çeşitli deneyler yapıldı. Çeşitli beceri testlerinden oluşan deneyler, 12 saatlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Harvard Üniversitesi&#8217;nde yapılan araştırmaya göre, sabahları biraz fazla uyumanın öğrenme süreci üzerinde olumlu etkisi var. Doktorlar uykunun öğrenme üzerindeki olumlu etkisinin zaten bilindiğini, ancak son araştırmayla bunun nasıl gerçekleştiğini belirlediklerini söylediler.<br />
CBS&#8217;in haberine göre, iyi bir uykunun öğrenme üzerindeki etkilerini ölçmek için bir grup üzerinde çeşitli deneyler yapıldı. Çeşitli beceri testlerinden oluşan deneyler, 12 saatlik dinlendirici bir uyku sonunda gruptakilerin öğrenme becerisinin yüzde 20 arttığını gösterdi.<br />
Doktorlara göre uyku iki ana evreye ayrılıyor ve en verimli saatleri gecenin son kısmı yani sabaha karşı yaşanıyor. Uykunun son iki saatlik bölümünün öğrenme üzerinde olumlu etkisi olduğunu keşfeden araştırmacılar, pek çok kişinin erken kalkarak bu süreci kısa kestiğini belirtiyor.</p>
<p>__________________</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/8-saatlik-uyku-2-3-saate-sikistirilacak.htm" rel="bookmark" class="crp_title">8 Saatlik Uyku 2-3 Saate Sıkıştırılacak&#8230;.</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/ideal-uyku-7-saat.htm" rel="bookmark" class="crp_title">İdeal uyku 7 saat</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykunun-bolunmesi-diyabet-riskini-artiriyor.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykunun bölünmesi diyabet riskini artırıyor</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-tek-seferde-ve-kesintisiz-olmali.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uyku, tek seferde ve kesintisiz olmalı</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykuya-dalmadan-ceple-konusmak-bas-agritiyor.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykuya dalmadan ceple konuşmak baş ağrıtıyor</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-ogrenmeyi-kolaylastiriyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku İçin İdeal Sıcaklık</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-icin-ideal-sicaklik.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-icin-ideal-sicaklik.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 15:29:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku İçin İdeal Sıcaklık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=634</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Uyku için ideal sıcaklığın 22 derece olduğu ve bu dereceden daha sıcak ve soğuk ortamların, insanların uyanık sağlanmasına yol açacağı bildirildi. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Uyku Laboratuvarı Sorumlusu Doç. Dr. Murat Aksu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uykunun oluşumunda iklim faktörlerinin önemli rol oynadığını söyledi. Uykuyu oluşturan hormonların salınımının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Uyku için ideal sıcaklığın 22 derece olduğu ve bu dereceden daha sıcak ve soğuk ortamların, insanların uyanık sağlanmasına yol açacağı bildirildi.</p>
<p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Uyku Laboratuvarı Sorumlusu Doç. Dr. Murat Aksu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uykunun oluşumunda iklim faktörlerinin önemli rol oynadığını söyledi.</p>
<p>Uykuyu oluşturan hormonların salınımının mevsimsel olarak değişiklik gösterdiğine dikkati çeken Aksu, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Uyku için en ideal sıcaklık 22 derecedir. Daha sıcak ya da daha soğuk ortamlar, metabolizmanın faaliyetlerini artırdığı için insanların uyanık kalmasını sağlar. Bunun yanında gün ışığına az ya da çok maruz kalma da uykuyu etkiler. Türkiye&#8217;de 12-13 saat gün ışığında kalmaya programlanan organizma, Alaska&#8217;da 18-20 saat gün ışığına maruz kaldığında uykusuzluk olur.&#8221;</p>
<p>Aksu, uykusuzluğun, gündüz iş veriminin düşmesine, uyku haline, iş ve trafik kazalarına yol açabileceğini de kaydetti.&#8221;</p>
<p>www.internethaber.com<br />
__________________</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-bozuklugu-trafik-kazalarina-yol-aciyor.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uyku bozukluğu trafik kazalarına yol açıyor</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykusuz-turk-kadinlari.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykusuz Türk kadınları</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/dinlendirici-bir-uyku-icin.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Dinlendirici bir uyku için&#8230;</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/ideal-uyku-7-saat.htm" rel="bookmark" class="crp_title">İdeal uyku 7 saat</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykunun-haritasini-cizdiler.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykunun Haritasını Çizdiler!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-icin-ideal-sicaklik.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykunun Haritasını Çizdiler!</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykunun-haritasini-cizdiler.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykunun-haritasini-cizdiler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 15:29:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Uykunun Haritasını Çizdiler!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=632</guid>
		<description><![CDATA[Newsweek, son sayısında uykusuzluğun haritasını çıkarıyor ve &#8220;Niye uyuyamıyoruz?&#8221; sorusuna bilimsel yanıtlar arıyor. Dünyanın her yerinde her gün yatağında dönerek uykuyu arayanların sayısı artıyor. Halen ABD&#8217;de 70 milyon insan uyku sorunu çekiyor. Hatta bir önceki yüzyıla oranla, ortalama 90 dakika daha az uyuyoruz. Giderek sağlık sorunu halini alan uykusuzluk için üretilen çözümler var. Ama hangisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Newsweek, son sayısında uykusuzluğun haritasını çıkarıyor ve &#8220;Niye uyuyamıyoruz?&#8221; sorusuna bilimsel yanıtlar arıyor.</p>
<p>Dünyanın her yerinde her gün yatağında dönerek uykuyu arayanların sayısı artıyor. Halen ABD&#8217;de 70 milyon insan uyku sorunu çekiyor. Hatta bir önceki yüzyıla oranla, ortalama 90 dakika daha az uyuyoruz. Giderek sağlık sorunu halini alan uykusuzluk için üretilen çözümler var. Ama hangisi işe yarıyor?</p>
<p>ABD&#8217;nin ünlü haber dergisi Newsweek son sayısında bu konuya parmak bastı. Uykusuzluğun nedenleri arasında elektronik aletleri fazla kullanmak başı çekiyor. Psikolojik sorunların etkisi de büyük. Harvard Üniversitesi&#8217;nden nörolog Clifford Saper&#8217;in yaptığı araştırma, uykusuzluğun haritasını çıkardı.</p>
<p>Saper&#8217;in &#8220;Uyku şalteri&#8221; adını verdiği sistemde beyin yalnız çalışmıyor. Hipotalamus ve önündeki hücrelere uyku merkezi adı veriliyor. Beden kendi ritmiyle beyin merkezli bu şalteri destekliyor ve biyolojik saatin çalışmasına yardımcı oluyor. Bu yüzden uyku saatlerini değiştirmek tehlikeli olabiliyor.</p>
<p>Uykusuzluktan kurtulmak için izinsiz ilaçları bile deneyen Amerikalılar, lavanta, yasemin gibi bitkilerden yapılan değişik ürünleri de kullanıyor. Bu arada, adetten diyerek sıcak süt, hindi, hatta horlamayı önlemek amacıyla tenis topuyla (nefesini düzenlediği gerekçesiyle ensesine koyup üzerine yatıyor) uyumayı bile deniyorlar ancak başarılı olamıyorlar.</p>
<p>Kaynak: www.saglikplatformu.com<br />
__________________</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-icin-ideal-sicaklik.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uyku İçin İdeal Sıcaklık</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykusuzluk-hata-riskini-arttiriyor.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykusuzluk hata riskini arttırıyor</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/ideal-uyku-7-saat.htm" rel="bookmark" class="crp_title">İdeal uyku 7 saat</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykunun-bolunmesi-diyabet-riskini-artiriyor.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykunun bölünmesi diyabet riskini artırıyor</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykusuz-turk-kadinlari.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykusuz Türk kadınları</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykunun-haritasini-cizdiler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yorgunum, Yorgunsun, Yorgunuz</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/yorgunum-yorgunsun-yorgunuz.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/yorgunum-yorgunsun-yorgunuz.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 15:28:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunsun]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunum]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=630</guid>
		<description><![CDATA[Yorgunum, Yorgunsun, Yorgunuz Hazırlayan : ESRA ÖZÜBEK www.elle.com.tr Bahar aylarında güneşin sıcacık etkisi içimizi ısıtmaya, psikolojik olarak pozitif enerji vermeye başlamasına rağmen nedense bir yorgunluk, bezginlik hali başgösterir çalışanların çoğu işe gitmek istemez, sabah yataktan kalkmak bir kabus durumunu alır. Uzmanlara göre bahar yorgunluğu ya da bahar depresyonu; özellikle bahar mevsiminin başladığı günlerde birçok kişide [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yorgunum, Yorgunsun, Yorgunuz<br />
Hazırlayan : ESRA ÖZÜBEK<br />
www.elle.com.tr</p>
<p>Bahar aylarında güneşin sıcacık etkisi içimizi ısıtmaya, psikolojik olarak pozitif enerji vermeye başlamasına rağmen nedense bir yorgunluk, bezginlik hali başgösterir çalışanların çoğu işe gitmek istemez, sabah yataktan kalkmak bir kabus durumunu alır.</p>
<p>Uzmanlara göre bahar yorgunluğu ya da bahar depresyonu; özellikle bahar mevsiminin başladığı günlerde birçok kişide görülebilen, genel bir bitkinlik, güçsüzlük ve enerji noksanlığı, isteksizlik, uykusuzluk ve vücutta karıncalanma gibi belirtilerle seyreden bir rahatsızlık hali olarak tanımlanıyor. Peki hepimizi etkisi altına alan bu durum neden ortaya çıkıyor? Bu konuda daha detaylı bilgi almak için Acıbadem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Koptagel İlgün ile görüştük: &#8220;Kışın soğuk ve güneşsiz günleri yavaş yavaş yerini baharın neşesine ve sıcaklığına terk ediyor. İşte bu hava ve mevsim değişikliği insan biyoritmini (insan vücudu hassas bir saat gibi bu değişikliklere uymaya çalışır) olumsuz etkiliyor. Bahar mevsiminde doğal olarak havadaki elektrik yükü artıyor. Bu yük havada bulunan pozitif ve negatif yüklü iyonlar aracılığıyla taşınmaktadır. Bu taşıma dengesi bozuklukları iklim değişikliği dönemlerinde sıkça karşımıza çıkar. İnsanlarda yorgunluk belirtileri ve ruhsal sıkıntılara bile yol açarak rahatsızlık sebebi olurlar. Havadaki elektrik yükü şehirlerde ve de özellikle büyük şehirlerde daha fazladır. Bu duruma bir de hava kirliliği, sanayi atıkları ve trafik yoğunluğu eklenirse, kişilerdeki bahar yorgunluğu belirtileri daha da yoğun olarak yaşanır. Bahar ayının ve güneşin getirdiği rehavet duygusuna, stres ve gerginlik duygusu da eklenince insanda mevcut olan birçok hastalık da negatif olarak etkilenmektedir (mide hastalıkları, asabi kolit rahatsızlıkları, koroner damar hastalıkları, depresyon ve panik ataklar v.s.).<span id="more-630"></span><br />
Meteorolojik değişiklikler insan vücudundaki su dengesini de negatif yönde etkiler.&#8221;<br />
Prof. Dr. Koptagel İlgün, bahar yorgunluğunu tarif ederken üç gruba ayırıyor. Kronik yorgunluk sendromu, mutsuzluk yorgunluğu ve bahar yorgunluğu. Ona göre bu üç üç grup hastalık belirtilerini birbirlerine yakın birçok bulguları olmakla beraber birbirinden ayırmak gerekiyor. İlgün bu konuda birçok noktaya dikkat çekiyor: &#8220;Bir kişi fiziksel olarak yorgunluktan, tüm eklem ağrılarından ve yataktan yorgun kalkmaktan ya da gün içerisinde çabuk yorulduğundan bahsederken, bir başkası ruhsal ya da psikolojik yorgunluktan bahsedebilir. Yine vücudunda enerji azaldığından dolayı birçok aktiviteye katılma isteksizliği duyan kişilerin sayısı küçümsenmeyecek kadar çoktur. Eğer bir yorgunluk aylarca sürüyorsa, hatta yatak istirahatı ile de geçmiyorsa müzminleşmiş (kronik) bir yorgunluk hastalığından bahsedilebilir. Öyle yorgunum ki demekle seyredebilen yorgunluk halini, kronik yorgunluk sendromundan ayırmak gerekir.&#8221;</p>
<p>İster bahar yorgunluğu olsun ister diğer yorgunluk rahatsızlıkları olsun; yorgunluk birçok hastalık belirtilerini etkiler. Örneğin; Kas ağrıları, omuz, sırt ve boyun ağrıları. Yorgunlukla birlikte; konsantrasyon bozukluğu, neşesizlik, aşırı sinirlilik, hafıza zayıflaması ve uyku bozuklukları. Yorgunluk hareketsizliğiyle birlikte aşırı yeme problemi şişmanlık olur ve de o da birçok rahatsızlığı negatif olarak etkiler. Uyku ritmi bozukluğu; uykuya dalma güçlüğü bazen de aşırı uyuklama hali gibi. Baş ağrıları, stres ve ruhsal gerginliğe bağlı olarak bağırsak ve mide rahatsızlıkları&#8230; Bahar mevsiminde mide ve oniki parmak ülseri olanlarda hastalık nüksleri daha çok görülebilir. Bağırsaklarda gaz, kabızlık ve ishal gibi düzensiz bağırsak hareketlerini beraberinde taşıyan, hassas bağırsak sendromu diye adlandırılan durum görülebilir. Baharda daha çok görülen ve diğer yorgunluk rahatsızlıklarını artıran durumlarını özetlersek beslenme alışkanlığı bozuklukları bu duruma neden olabilir. Besinlerle yeterli miktarda vitamin, mineral alınmayan durumlarda yorgunluk tetiklenebilir. Tembel bir yaşam biçimi de yorgunluk sebebi olabilir.<br />
Tiroid bezinin çalışma düzensizlikleri özellikle bu bezin az çalışması yorgunluk belirtilerini artırır. Çünkü bu durumlarda hafıza zayıflaması, uyku eğilimi, adale ağrıları normalden fazla görülür. Birçok enfeksiyon hastalığı, mikroplar veya virüslerle meydana gelmiş olsun, yorgunluk belirtilerini artırırlar. Tansiyon, kalp hastalığı, alerji, nezle ve bazı ağrı kesici ilaçla beraberinde yorgunluk belirtilerini getirir. Tansiyonda sık sık inip çıkmalar, kan şekeri düşmeleri, gürültülü ortamlar, fazla sıcak ya da soğuk ortamlar, stresli iş ortamı, kirli hava gibi durumlar da yorgunluğa yol açabilir. Fazla kafein, yoğun sigara kullanımı, aşırı alkol ve madde alışkanlıkları da yorgunluk tetikleyen durumlardır.</p>
<p>Bahar yorgunluğunun iş hayatına yansımasını Prof. Dr. Koptagel İlgün şöyle anlatıyor: Bahar yorgunluğu yaşayan kişilerin durumu iş yerlerine de yansıyabilir. Ayrıca iş yeri yorgunluğundan muzdarip olanların taşıdıkları stres oranınından dolayı hissettikleri bazı rahatsızlıklar da söz konusudur. Dinlenmek için süre ayırmayan ve yüksek aktivite ile çalışanlarda iş yeri yorgunluğu daha fazla görülür. Yoğun bir tempo ile çalışanların masalarında bile uygulayabilecekleri gevşeme, relaksiyon teknikleri uygulamaları faydalı olur. Olaylara iyimser ve olumlu bakmak yorgunluk giderici bir ilaç olabilir. Bahar yorgunluğu ve diğer yorgunluk durumlarında esas ve eşlik eden sebepleri belirleyip ona karşı önlem alınmalıdır. Eğer yorgunluk yaşayan kişilerde, durumu tetikleyici hastalıklar tespit edilirse onları önleyici tedaviye başvurulmalıdır. Kansızlık durumu varsa sebep belirlenip önlem alınabilirse yorgunlukta önlenmiş olur. Aile ve iş yerlerinde sosyal ve psikolojik problemler varsa, önlenmelidir.&#8221;</p>
<p>Yorgunluk sorunu olan hastalarda B ve C vitaminlerinden, magnezyum, potasyum ve çinko desteğinden de faydalanılıyor. Gevşeme egzersizlerinden yararlanılması da sıkça başvurulan bir yöntem. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeye önem vermek, günlük içilen su miktarını 3 litre civarında tutmak, iyi ve kaliteli bir uyku düzenini sağlamak stresi azaltabilir. Sigara, alkol ve kafeinden uzak durmak gerekiyor. Yorgunluğu giderir ve rahatlatır düşüncesiyle aşırı alkole başvurmak yanlış kabul ediliyor. Yatarken alınan depresyon azaltan, uyku düzenleyen ve kas gevşeten ilaçlardan da yararlanılabilir.<br />
__________________</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyurken-yoruluyorlar.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uyurken yoruluyorlar</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-bozuklugu-trafik-kazalarina-yol-aciyor.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uyku bozukluğu trafik kazalarına yol açıyor</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykusuzluk-ve-trafik-kazalari.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykusuzluk ve Trafik Kazaları</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/alerji-hastaliklari/allerjik-rinitlerde-sikayetleri-artiran-faktorler.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Allerjik Rinitlerde Şikayetleri Artıran Faktörler</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/cinsel-saglik/insanlari-cinsellikten-uzaklastiran-nedenler.htm" rel="bookmark" class="crp_title">İnsanları Cinsellikten Uzaklaştıran Nedenler</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/yorgunum-yorgunsun-yorgunuz.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku Süresini Azaltmak</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-suresini-azaltmak.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-suresini-azaltmak.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 15:28:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Süresini Azaltmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=628</guid>
		<description><![CDATA[Polyphasic (çok fazlı ya da safhalı) uyku metodu günlük uyku ihtiyacını 2-5 saat arasına azaltmayı hedefler. Bu metod catnapping (kedi uykusu) olarak da adlandırılır. Çünkü her dört-beş saatte bir toplam 20 ile 45 dakikalık kısa şekerlemeler yapılması üzerine kurulmuştur. Böylece daha uzun süre (hem de yeni kahve içimiş gibi) uyanık kalınabilir. Leonardo da Vinci, Thomas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Polyphasic (çok fazlı ya da safhalı) uyku metodu günlük uyku ihtiyacını 2-5 saat arasına azaltmayı hedefler. Bu metod catnapping (kedi uykusu) olarak da adlandırılır. Çünkü her dört-beş saatte bir toplam 20 ile 45 dakikalık kısa şekerlemeler yapılması üzerine kurulmuştur. Böylece daha uzun süre (hem de yeni kahve içimiş gibi) uyanık kalınabilir.<br />
Leonardo da Vinci, Thomas Edison ve Buckminster Fuller bu metodun uygulanmasında ustalaşmışlardır. Nikola Tesla, Napoleon ve Winston Churchill&#8217;in de bu şekilde uyuduğu bilinmektedir.</p>
<p>Bu yöntem tabii 8-9 saat ofis işi yapanlar için geçerli değil ama evde ya da dışarıda kendi işinizi yapıyorsanız, ya da çalışma saatlerinizi kendinizin düzenlemesi gibi bir lüksünüz varsa ve daha az ama etkili uyumak istiyorsanız denenebilir. Yöntem, tekne yarışçıları, astronotlar (özellikle kriz anında) ve askerler arasında popülermiş.</p>
<p>Teori (anlayabildiğim kadarıyla) şöyle: Normalde tek ve uzun olarak uyduğumuz uyku evresi birçok fazdan oluşuyor ve yaşamımızı devam ettirmek için bunların hepsi gerekli değil. NREM adlı derin uyku (vücudun tamiri için şart) ve REM ad verilen hafif uyku (rüya gördüğümüz ve duygusal ve zihinsel açıdan &#8220;tamir&#8221; olduğumuz uyku) gerekli uyku safhaları (REM konusu tartışmalıymış, bu uyku uyunmadığı takdirde 3 ila 8 hafta arasında ölüneceği tezinin yanı sıra REM uykusu olmadan da yaşanabileceği tezi mevcutmuş.) Her neyse bunu bir tarafa bırakırsak bu çok fazlı uyku metodunu uygulayanlar günlüde 4&#8242;er tane NREM ve REM fazı yaşadıkları için bu yöntemin tek bir az uykudan çok daha sağlıklı olduğu söyleniyor. Çünkü az uyku vücudun bağışıklık sistemini zayıflatıyor, büyüme hormonunun salgılanmasını azaltıyor, vücudun şekeri metabolize etme kabiliyetini azaltıyor vs. Ama çok fazlı uykunun bunlara neden olmadığı ileri sürülüyor.</p>
<p>Tabii uykuyla ilgili bilimsel araştırmalar henüz çok yeni ve her gün yeni bir teori geliştiriliyor. Bu metodun denenmesi vücudunuz için ne derece doğru olur bilemiyorum. Risk size ait yani</p>
<p>Kaynak: İngilizce bilenler http://psychcentral.com/psypsych/Polyphasic_sleep<br />
adresinden yazının tamamını okuyabilirler.<br />
__________________</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-tek-seferde-ve-kesintisiz-olmali.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uyku, tek seferde ve kesintisiz olmalı</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/rem-ve-nrem-uykusu.htm" rel="bookmark" class="crp_title">REM ve NREM uykusu</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-icin-ideal-sicaklik.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uyku İçin İdeal Sıcaklık</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/ideal-uyku-7-saat.htm" rel="bookmark" class="crp_title">İdeal uyku 7 saat</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/8-saatlik-uyku-2-3-saate-sikistirilacak.htm" rel="bookmark" class="crp_title">8 Saatlik Uyku 2-3 Saate Sıkıştırılacak&#8230;.</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-suresini-azaltmak.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Damarlarınızdan biri tıkalıysa mutlaka 8-10 saat uyuyun!</title>
		<link>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/damarlarinizdan-biri-tikaliysa-mutlaka-8-10-saat-uyuyun.htm</link>
		<comments>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/damarlarinizdan-biri-tikaliysa-mutlaka-8-10-saat-uyuyun.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 15:27:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Damarlarınızdan biri tıkalıysa mutlaka 8-10 saat uyuyun!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halsizlik.net/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Doç. Dr. Osman Akdemir, hastalarına &#8220;Sigarayı bırak&#8221; demeden önce &#8220;Her gün en az 8 saat uyu&#8221; diyor! Neden mi? Çünkü uykusuzluk stres yapıyor. Stres ise adrenaline tavan&#8230; Adrenalin, son darbeyi vurmak için zaten tıkalı damarı biraz daha büzüyor, kan basıncını artırıyor, kalp yoruluyor&#8230; İşte bütün mesele bu! Hastalarına &#8220;Sigarayı bırak&#8221; demek yerine, &#8220;En az 8 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Doç. Dr. Osman Akdemir, hastalarına &#8220;Sigarayı bırak&#8221; demeden önce &#8220;Her gün en az 8 saat uyu&#8221; diyor! Neden mi? Çünkü uykusuzluk stres yapıyor. Stres ise adrenaline tavan&#8230; Adrenalin, son darbeyi vurmak için zaten tıkalı damarı biraz daha büzüyor, kan basıncını artırıyor, kalp yoruluyor&#8230; İşte bütün mesele bu!</p>
<p>Hastalarına &#8220;Sigarayı bırak&#8221; demek yerine, &#8220;En az 8 saat dükkanı kapat&#8221; diyor. &#8220;Dükkan&#8221; dediği beden, yani en az 8 saat uyumak gerek. Hele ki damarlarınızdan biri tıkalıysa&#8230; Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Bölümü&#8217;nden Doç. Dr. Osman Akdemir&#8217;in uykusuzluğu sigaradan daha fazla riskli bulmasının sebebi, stres yaratması&#8230; &#8220;Stres adrenalinin daha fazla salgılanmasına neden olur. Adrenalin koroner damarları büzer, kan basıncını artırır, kalbi yorar. Uykusuz kişi ise sürekli streslidir.&#8221; İşte bu yüzden Akdemir&#8217;in kalp hastalarına ilk önerisi 8 saatlik uyku, hatta 10 saat. Uyku mu tutmuyor? &#8220;Fark etmez, gözünüzü kapatıp yatın&#8230; O bile yeter&#8221; diyor.&#8221;</p>
<p>Kaynak:www.vatanim.com.tr</p>
<p>Ne diyorsunuz? Bir de kalp krizi geçirme riski çıktı başımıza<br />
__________________</p>
<div id="crp_related"><ul><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/nasil-alistiysaniz-o-kadar-uyuyun.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Nasıl Alıştıysanız O Kadar Uyuyun</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uykusuzluk-kalbi-zorluyor.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uykusuzluk Kalbi Zorluyor</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/kadinlar-daha-cok-uyumali.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Kadınlar daha çok uyumalı</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/uyku-neden-onemlidir.htm" rel="bookmark" class="crp_title">Uyku Neden önemlidir?</a></li><li><a href="http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/ideal-uyku-7-saat.htm" rel="bookmark" class="crp_title">İdeal uyku 7 saat</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halsizlik.net/uyku-hastaliklari/damarlarinizdan-biri-tikaliysa-mutlaka-8-10-saat-uyuyun.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

