Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, sabahları biraz fazla uyumanın öğrenme süreci üzerinde olumlu etkisi var. Doktorlar uykunun öğrenme üzerindeki olumlu etkisinin zaten bilindiğini, ancak son araştırmayla bunun nasıl gerçekleştiğini belirlediklerini söylediler.
CBS’in haberine göre, iyi bir uykunun öğrenme üzerindeki etkilerini ölçmek için bir grup üzerinde çeşitli deneyler yapıldı. Çeşitli beceri testlerinden oluşan deneyler, 12 saatlik dinlendirici bir uyku sonunda gruptakilerin öğrenme becerisinin yüzde 20 arttığını gösterdi.
Doktorlara göre uyku iki ana evreye ayrılıyor ve en verimli saatleri gecenin son kısmı yani sabaha karşı yaşanıyor. Uykunun son iki saatlik bölümünün öğrenme üzerinde olumlu etkisi olduğunu keşfeden araştırmacılar, pek çok kişinin erken kalkarak bu süreci kısa kestiğini belirtiyor.
__________________
Yetişkinlerde her bünyenin günde ortalama sekiz saat uykuya ihtiyacı olduğunu belirten Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rahim Kucur, “Uykunun yüzde 25’lik bölümü bedensel, yüzde 25’lik bölümü de zihinsel dinlenmeyle geçiyor. Kalan yüzde 50’lik bölümün sırrı ise henüz belirlenemedi.” dedi. Uyku düzeninin kişilere göre farklılık gösterdiğini belirten Kucur, 8 saatin üzerinde ya da altında uyuyanlar da olabileceğini, ancak ani uyku değişikliklerinin araştırılması gerektiğini belirtti. İnsanın uykuya daldığı ilk saatlerden itibaren bedenen dinlenmenin gerçekleştiğini anlatan Kucur, şunları söyledi: “Uykunun yüzde 25’lik bölümü bedensel dinlenmeye, yüzde 25’lik bölümü ise REM uykusu dediğimiz zihinsel dinlenmeyle geçiyor. Kalan yüzde 50’lik bölümün sırrı ise henüz belirlenemedi. Gece boyunca sürekli olarak uykunun değişik evreleri yaşanır. Zihinsel dinlenme daha çok sabah saatlerinde olur.” Zihinsel dinlenmenin tam olarak gerçekleşmediği durumlarda, öğrenmenin de zorlaşacağını anlatan Kucur, her bünyenin kendisine göre bir uyku ritmi düzeni oluşturması gerektiğini söyledi. Uyku konusunda bilinen en büyük yanlışın ise uyku gelmeden yatağa girmek olduğunu belirten Kucur, “Kişi uykusu geldiğinde yatağa girmeli. Eğer yatağa uzandığı halde uyku tutmuyorsa, mutlaka kalkıp uyku gelene kadar dolaşmalıdır. Yatakta uykunun gelmesini beklemek yanlıştır ve uyuyabilme süresini uzatır” diye konuştu.
Yemeğin ardından düşen vücut ısısının kısa süreli uykuya neden olduğunu anlatan Kucur, şunları söyledi: “Biz genelde sabah uykularını çok fazla önermiyoruz. Çünkü kişinin, gününün üçte birinin uykuyla geçirdiği düşünülürse, sabah saatlerindeki uyku, geceki uyku düzenini etkileyecektir. Bu da uyku ritminde sapmalara neden olur. Vücudun gereksinim duyduğu uyku, tek seferde ve kesintisiz olandır.”
Aynı şekilde uyku ritminin bozulmaması için hafta sonlarında ya da tatil günlerinde fazla uyumanın da sakıncalı olduğunu belirten Kucur, “(Hafta içi az uyudum, hafta sonu bunu telafi ederim) düşüncesi yanlıştır. Vücudun alıştığı uyku ritmi bozulmamalı” dedi.
Deliksiz bir uyku için öncelikle “uyku hijyeni”ne önem verilmesi gerektiğini anlatan Kucur, şunları söyledi: “Akşamları uyumadan önce kahve, çay ve kolalı içecekler tüketilmemeli. Çok aç ya da çok fazla tok yatağa girilmesi de uykunun kalitesini etkiler. Uyumak için yatak odasından başka bir mekan tercih edilmemeli. Salonda ya da televizyonun karşısında uyumak da uyku ritmini bozar.”
Uyku problemi yaşayan hastaların uyku ilacı kullanmadan önce mutlaka bir doktora danışması gerektiğini belirten Kucur, bu tür problemlerin öncelikle uyku hijyenini sağlamakla çözülmeye çalışıldığını, bunun etki etmemesi durumunda ise doktor kontrolünde bağımlılık yapmayacak ilaç tedavisi uygulanabileceğini sözlerine ekledi.
Kaynak: www.ailehekimi.com
__________________